Uzay Üniversitesi Kuruluyor!

Türkiye’de Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Hava ve Uzay Üniversitesi kurulması yolunda ilk adımlar atılıyor. Her yıl bin 300 öğrenci yüksek lisans eğitimi yapacak.

Komutanlık, mevcut sistemin, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü (HUTEN) merkez dershanesi başta olmak üzere 15 hava birlik ve kurumunda 2007-2008 eğitim-öğretim döneminden itibaren hizmete başlayacağını açıkladı.

HUTEN’de havacılık, elektronik, bilgisayar, endüstri mühendislikleri ve uzay bilimleri anabilim dalında, yüksek lisans ve doktora eğitimleri veriliyor. Sistem, tam kapasiteyle kullanıldığında, her yıl bin 300 öğrenci yüksek lisans eğitimi yapacak.

İleri teknoloji imkanları kullanılarak kurulan sistem, merkez dershanedeki görüntü ve ses, kaliteden ödün vermeden uzaktaki dershanelere taşınarak uzaktaki öğrencilerin de gerçek dershane şartlarında eğitim almalarını sağlayacak.

HUTEN’in eğitimdeki bir diğer özelliği de dünyanın neresinde olursa olsun öğretim üyelerinin enstitüde ders vermelerini sağlamak olacak.

Uzmanlaşmış en üst seviyedeki öğretim üyeleri Hava Kuvvetleri subaylarına ders verebilecek.

Eğitim-öğretim işbirliği anlaşması

HUTEN ile ABD’de bulunan ‘Old Dominion University’ ve ‘Virginia Polytechnic Institute and State University’ arasında eğitim-öğretim işbirliği anlaşması imzalandı.

Sistem üzerinde yapılan çalışmalar merkez dershanedeki bilgisayarlar tarafından kaydedildiği için öğrencilerin ihtiyaç duyması halinde daha sonra aynı dersler görsel olarak öğrencilerin hizmetine sunulabilecek.

Modüler yapıya sahip olan sistem, ihtiyaç duyulduğu anda diğer hava birlik ve kurumlarına da kurulabilecek. Yüksek lisans eğitiminin dışında, diğer eğitimler ve özel amaçlar için de kullanılabilecek.

Kaynak: cnntürk

Dark Orbit Uzay Oyunu

DarkOrbit – Browser oyunları arasında ateşli bir uzay oyunu! Uzayın bitmek bilmeyen büyüklüğünü yaşa. İstersen tek başına, istersen ittifakınla en uzak bölgelerde seni bekleyen savaşlar bu browser oyununda.

DarkOrbit Uzay Oyunu

Yeni dünyaları keşfet ve gizemli uzaylılara karşı dikkatli ol.
Uzayı ele geçirmek isteyen şirketlerden birine katıl, kendin ila ittifakta bulunduğun arkadaşların için savaş ve uzay pilotu olarak şeref, servet ve güç sahibi ol.
Uzay gemini ufak Starjet’ten, korkulan bir savaş gemisi olarak geliştir ve DarkOrbit’te kendine unutulmaz yap.

Hemen şimdi oyunu oynamaya başlayabilirsiniz. Kaydol, oyunun tadını çıkar:

DarkOrbit heyecan ve aksiyon dolu bir uzay oyunudur. Bu oyunu oynamak için yukarıdaki DarkOrbit üyeliğine tıklayın ve kayıt olun!

Houston, bir sorunumuz var!

Apollo 13 mürettebatı, 40 yıl önce bu hafta başladıkları ve aksilikler yüzünden ölüm-kalım mücadelesine dönüşen uzay maceralarını tamamlayıp Dünya’ya döndüler.

İstikameti Ay olan Apollo 13 uzay aracının mürettebatı, tam 40 yıl önce bu hafta yola çıkmalarından çok kısa süre sonra ölümcül sorunlar zinciriyle karşı karşıya kalmıştı. Önce oksijen tankı patlamış, ardından uzay aracının iletişim cihazları da dahil neredeyse dörtte üçü çalışmaz hale gelmişti. Patlama, yaşam destek ve elektrik ünitelerini büyük ölçüde tahrip etmişti.

Astronotlardan Jim Lovell’ın meşhur “Houston, bir sorunumuz var” cümlesiyle yer istasyonuna bildirdiği arızalar son derece dramatik bir mücadele örneğini tetikledi ve uzayın derinliklerinde hayata veda edeceği tahmin edilen üç astronot Dünya’ya dönmeyi başardı.

Mürettebatın bugün hayatta olan iki üyesi Jim Lovell ve Fred Haise, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ndeki 40. yıl anma törenlerinde başlarından geçenleri “en başarılı başarısızlık örneklerinden biri” şeklinde yorumladı. Ay’a belki inenemişlerdi ama muhteşem bir dirayet, çalışma, işbirliği ve cesaret örneği sergileyerek, pratikte neredeyse bir hurdaya dönen Apollo 13’le Dünya’ya dönebildiler.

Şimdi 82 yaşında olan ekip lideri Lovell’a göre, heyecanla başladıkları Ay yolculuğunun sinirleri mahveden bir ölüm-kalım mücadelesine dönüşmesi aslında “çok başarılı bir başarısızlık hikayesi” ortaya çıkardı. Mücadeleyi kazanıp Dünya’ya dönmek, Lovell’ın sözleriyle, “insanın neredeyse kesin olan bir faciayı bir başarı hikayesine dönüştürme becerisini” gösterdi.

Apollo 13’teki oksijen tankı, yola çıkıldıktan iki gün sonra infilak etti. Lovell, Haise ve Jack Swigert, sorunun ciddiyetinin henüz farkında değiilerdi. “Tankın patladığını farkettiğimizde ilk aklımıza gelen Ay’a inemeyecek olduğumuzdu” diyen Lovell bu nedenle büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtiyor.

Tehlikenin büyüklüğü kısa süre sonra farkediyorlar. Lovell, Texas’taki Johnson Uzay Merkezi’yle telsiz bağlantısı kurup tarihe geçen o ünlü cümlesini sarfediyor: “Houston, bir sorunumuz var”.

Lovell şöyle devam ediyor: “İki ya da üç yakıt hücresi bozulmuştu. İki oksijen tankı da işlevsizdi. Telsiz bağlantımız kopmuş, bilgisayarlarımız uzun süre çalışmamıştı. Pek çok durum için önceden tatbikat yapmıştık ama bu kadarını beklemiyorduk.”

Sorunun ortaya çıkmasını izleyen beş gün boyunca astronotlar ve uzay merkezi, birbiriniz izleyen sorunlar zinciriyle boğuştu; su ve yiyecekleri idareli kullanıyor, düşen kabin ısısına uyum göstermeye çalışıyor, bir yandan da hem tamirat hem geri dönüş planları yapıyordu.

“Bir sorun çıkar çıkmaz hemen o anda, bazen oylama yaparak, çözüm bulmaya çalışıyorduk. Soğukkanlılık ve hızlı hareket etmek işe yaradı” diyor Lovell. Sonuçta ekip komuta modülünü atmosfere sokmayı başarmış ve kapsül 17 Nisan 1970’te Pasifik Okyanusu’na düşmüştü.

Apollo 13 mürettebatının kapsülden sağ salim çıkarak USS Iwo Jima gemisine çıkışı, dünyanın pek çok yerinde canlı izlendi. New York Grand Central Station tren garında toplanan binlerce Amerikalı, o anı çığlık ve alkışlarla karşıladı. Çok dramatik ve medyatik bir insan hikayesine imza atan üçlü, birer ulusal kahramana dönüştü.

Lovell, 11 yıllık astronotluk kariyerinde hiç Ay’a gitmedi. NASA’da ayrıldıktan sonra telekomünikasyon sektörüne geçti. Haise, kariyerini havacılık sanayiinde sürdürdü. Swigert ise siyasete atıldı ve 1982’de Kongre üyeliğine seçildi. Ancak ne yazık ki yeni görevine başlayamadan kemik kanserinden yaşamını yitirdi.

kaynak: ntvmsnbc

Beş kişiden biri uzaylılara inanıyor

Doğu halklarının yarısına yakını, uzaylıların insan kılığında aramızda dolaştığında inanıyor. Batılılar ise bu konuda çok şüpheci.

Çeşitli ülkelerde yapılan bir araştırmada, insanların beşte birinin uzaylıların mevcudiyetine inandığı ortaya çıktı.

Reuters Ipsos’un 22 ülkede 23 bin yetişkin arasında yaptığı ankete göre, Hindistan ve Çin’de halkın yüzde 40’ından fazlası, aralarında uzaylıların “insan kılığında” dolaştığına inanıyor.

Belçika, İsveç ve Hollanda’da ise uzaylılara inananların oranı yüzde 8’le en düşük seviyede.

Araştırmada, uzaylıların dünyada bulunduğuna erkeklerin kadınlardan daha fazla inandığı (yüzde 22’ye yüzde 17) ortaya çıktı.

Uzaylılara inananların çoğunun 35 yaş altında olduğu, aralarında uzaylıların yaşadığını düşünenlerin her gelir grubunu kapsadığı belirtildi.

kaynak: ntvmsnbc

İkinci bir Dünya?

Astronomlar kesin konuştu: En geç dört yıl içinde ikinci bir Dünya bulunacak!
Güneş Sistemi dışında gezegen keşifleri tüm hızıyla sürüyor. 2000 yılında 19 Güneş dışı gezegen tespit edilirken, rakam 2009’da 84’e tırmandı. Astronomlar iddialı: En çok dört beş yıl içinde Dünya’ya çok benzeyen, üzerinde yaşam oluşabilecek veya oluşmuş bir gezegen bulunacak!

NASA ve ESA’ya bağlı pek çok astronom, Dünya gibi yaşamaya elverişli gezegenlerin evrende çok sayıda olduğu konusunda hemfikir. Üzerinde yaşam olabilecek ilk gezegenin keşfinin bir yıl içinde gerçekleşmesi de büyük olasılık olarak görülüyor.

Her yıl düzenlenen Amerikan Astronomi Birliği konferansında bilgi ve görüşlerini paylaşan astronomların hemen hepsi, uzay biliminde çok özel bir dönem yaşandığı ve uygarlığın başlangıcından bu yana insanın kafasını kurcalayan en önemli sorulardan birine çok yakında yanıt bulunacağı kanısında. Bu soru, evrende yalnız olup olmadığımız.

NASA bünyesindeki Ames Araştırma Enstitüsü Başkanı Simon Worden, evrende Dünya’nın dışında bir değil pek çok gezegende yaşam olduğundan emin. Worden’a göre böyle bir gezegen en çok dört beş yıl içinde bulunacak.

Chicago Eyalet Üniversitesi’nden Scott Gaudi de iddialı konuşuyor: “Hangi taşı kaldırsak altından bir gezegen çıkıyor. Hemen her uzay ortamında ve yerde çeşit çeşit gezegen var.”

Katolik Kilisesi de evrende başka hayatlar olma ihtimaline karşı heyetler kurup çalışmalara başlamış durumda. Kongreye Katolik Kilisesi’ni temsilen katılan, Vatikan Gözlemevi yöneticisi rahip Jose Funes, evrende insanoğlunun mevcudiyetinin anlamına ilişkin çok önemli bulgular olduğunu ve bunlar üzerinde düşünmek gerektiğini söylüyor.

Güneş dışı gezegen avında astronomların en büyük yardımcısı olan Kepler Uzay Teleskobu, Hubble’dan farklı olarak, özellikle gezegen aramak üzere tasarlandı. 2000’li yıllardan önce yılda biriki Güneş dışı gezegen bulunabilirken, bugün Kepler’in yardımıyla bu sayı ayda 7’ye yükseldi.

Kepler’in en önemli gereci olan ışık tarayıcı sayesinde, aynı anda 100 binden fazla yıldız taranabiliyor ve bunlardaki en ufak bir kararma tespit edilebiliyor. Yıldız ışığında meydana gelen geçici ve hafif kararma, çoğunlukla önünden geçen bir gezegenin varlığına işarete ediyor.

Uzaylılar Aramızda!

“Uzaylılar halihazırda aramızda yaşıyor, bizi gözlemliyor. Bize düşmanca yaklaşmıyor, aksine yardım etmek istiyorlar. Ancak biz onlarla iletişim kuracak yeterlilikte değiliz” Bulgaristan Uzay Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Dünya’da halihazırda uzaylıların olduğunu ileri sürdü.

Daily Telegraph gazetesinin Bulgar basınına dayanarak verdiği habere göre, Enstitünün Başkan Yardımcısı Lachezar Filipov, uzaylıların varlığıyla ilgili araştırmanın, bunların gerçekten Dünya’da var olduklarına işaret ettiğini ve varlıklarını aramızda dostça sürdürdüklerini gösterdiği düşüncesinde olduğunu belirtti.

Enstitü, kendilerine gönderilen birçok karmaşık sembolü çözme çalışmalarına başladığını açıklarken, Dünya’nın dışındaki yaşamla iletişim halinde olduklarını ileri süren Filipov, bilinmeyenlere cevap olacağına inandıkları dünya genelindeki 150 kadar ekin çemberini araştırdıklarını kaydetti.

Filipov, “Uzaylılar halihazırda aramızda yaşıyor, bizi gözlemliyor. Bize düşmanca yaklaşmıyor, aksine yardım etmek istiyorlar. Ancak biz onlarla iletişim kuracak yeterlilikte değiliz” diye konuştu.

Vatikan’ın dahi uzaylıların varlığını kabul ettiğini belirten Filipov, insanoğlunun Dünya dışı yaşamla, radyo dalgalarıyla değil, düşünce gücüyle iletişim kurabileceğini ve bunun 10-15 yıl içinde kesinlikle olacağını savundu.