DÜNYA (YERKÜRE)

Dünya' nın Galileo uzay aracı tarafından 1990' da (1. geçiş) çekilmiş resmi.
Güneş sistemi’nin Güneş’e uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegenidir. Üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek doğal gök cismidir. Katı ya da ‘kaya’ ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük üyesidir. Büyüklükte, Güneş sistemi’nin 9 gezegeni arasında gaz devlerinin büyük farkla arkasından gelerek beşinci sıraya yerleşir. Tek doğal uydusu Ay’ dır.
İç yapı
Yer’in kütlesi ve hacmi günümüzde oldukça duyarlı olarak bilinmektedir. Buna dayanarak yoğunluğunun 5,51 g/cm3 olduğu hesaplanabilir. Yerkürenin derinliklerinde yüksek basıncın yol açtığı sıkışma hesaba katıldığında, bu değerin sıkışmamış halde 4 g/cm3 civarında bir yoğunluğa denk gelebileceği tahmin edilir. Sismik veriler, ses dalgalarının yerküre derinliklerinde iletilme hızlarına dayanarak, kürenin değişik noktalarındaki madde yoğunluklarının birbirine oranlarını belirlemeye yardımcı olmuştur. Bu bilgilerin birleştirilmesi sonucunda Yer’in iç yapısına ilişkin güvenilir bir model ortaya konabilmiştir. Yer katmanlarının hangi kimyasal bileşenlerden oluştuğu ve fiziksel özellikleri, doğrudan gözlemlere dayanmayan, ancak, sismik verilere dayanan yoğunluk ölçümleri, elementlerin evrende dağılım oranları, gök taşlarından elde edilen veriler, yer kabuğu ve nadiren manto kaynaklı örneklerin analizi, ve olası bileşiklerin fiziksel özelliklerine ait laboratuar verilerinin bir bütün halinde göz önünde tutulması ile varılan yaklaşık bir tahmine göre belirlenebilmektedir.
- Çekirdek: Sismik dalgaların izlenmesi, yer yüzeyinden 2900 km. derinlikte ani bir yoğunluk artışına işaret eder. Bu, 3470 km. yarıçapında bir metal çekirdeğin varlığı ile açıklanmaktadır. Daha da derinde, 1250 km. yarıçapında ve ‘iç çekirdek’ olarak adlandırılan daha yoğun bir tabaka bulunur. S dalgalarının çekirdek-manto sınırında kesintiye uğraması, en azından dış çekirdeğin, bu tür dalgaların ilerleyemeyeceği sıvı bir yapıya sahip olduğunu düşündürmektedir. Yer’in manyetik alanı da bu düşünceyi destekler özelliktedir. İç çekirdeğin ise katı yapıda olduğu sanılmaktadır. Modeller, iç çekirdeğin sıcaklığının 5100° C, basıncının ise merkezde 4 milyon atmosfer civarında olduğu varsayımına dayanır. İç çekirdeğin büyük ölçüde demir ve nikelden oluştuğu, bu bileşenlerin, yüksek basıncın ergime sıcaklığını yükseltmesi nedeniyle katı halde bulunacağı ve yoğunluğun 13 g/cm3 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Dış çekirdek ise, demir ve nikele ek olarak oksijen ve kükürt içerir. Bu ek bileşenler, bu katmanın yoğunluğunu düşürürken ( en dışta 10 g/cm3, en içte 12 g/cm3) aynı zamanda metallerin ergime sıcaklığını düşürerek, iç çekirdeğe göre daha düşük basınç ve sıcaklık altında sıvı bir ortam yaratılmasına neden olurlar.Çekirdek yer küre hacminin yaklaşık % 16, kütlesinin ise % 32′sini oluşturur. Yer’in çekirdeği Mars gezegeninden hacim ve kütle olarak daha büyüktür.
- Manto: Yerkabuğu ile çekirdek arasında kalan kısımdır. Yer kabuğunun en ince olduğu okyanus tabanlarında 5 km, en kalın olduğu büyük dağ sıralarının altında ise 70 km. derinlikte başlar ve 2900 km. derinliğe kadar devam eder. Yer kürenin toplam hacminin % 82′den fazlasını, kütlesinin ise % 67′sini oluşturur. Çekirdekte bulunan demir, nikel , oksijen ve kükürte ek olarak magnezyum, alüminyum ve silisyum içerir, ve büyük kısmı, bu elementlerin çeşitli şekillerde kombinasyonlarından oluşmuş kayaç yapıda bileşiklerden oluşur. Yer kabuğundan farklı olarak bu minerallerin demir ve magnezyum içeriği, silisyum ve alüminyum içeriğine oranla çok daha fazladır. Manto katmanının yoğunluğu, yüzeyden derine doğru artarak 3,3 g/cm3 ten 6 g/cm3 e kadar değişir ve ortalama 4,5 g/cm3 kadardır. Sıcaklığı, çekirdek ile komşu alanlarda 4000°C kadar yüksek, yer yüzeyine en yakın olduğu okyanus tabanlarında ise 100 ° C kadar düşük olabilir. Ancak, manto tabakasının tüm derinliği boyunca genel olarak katı halde bulunduğu sanılmaktadır. Mantonun yer kabuğuna komşu çok ince bir kısmı dışında plastik özellikler gösteren bu katı, belli bir akışkanlık derecesi ile, yavaş bir konveksiyon hareketi gösterir, bu yolla yerkürenin derinliklerindeki sıcak materyal yavaşça yüzeye doğru çıkarak ısının yüzeye aktarılmasını sağlar. Yer kabuğunun hareketlerinin ve sonuçta levha tektoniği etkinliğinin sürdürülmesini sağlayan güç, bu akımlardan kaynaklanır. Mantonun akışkanlığı, beklenenin tersine, sıcaklıkların daha yüksek olduğu derin tabakalarda yüzeye göre daha azdır. Bunun nedeni derinlerdeki yüksek basınç altında mineral bileşikliklerin ergime sıcaklıklarının ortam sıcaklığına oranla çok yüksekte kalmasıdır. 700-2900 km. derinlikler arasında kalan ‘alt manto’ bu durumdadır. 700 kilometrenin üzerinde kalan ‘üst manto’ ise, sismik dalgaları belirgin derecede yavaş iletmesinden anlaşıldığı gibi, daha akışkan yapıdadır ve bu nedenle astenosfer -zayıf küre, güçsüz küre- olarak adlandırılır. Bu bölgedeki 1000°C – 1300 ° C arasındaki sıcaklıklar, kayaç bileşiklerinin ergime sıcaklığına çok yakındır ve üst manto materyali sıvı hale geçme sınırına çok daha yakın bulunur. Günümüzde, astenosfer tabakasının en fazla 400 km. derine kadar indiği, 400-700 km. arasının ise ‘geçiş bölgesi’ olarak adlandırılması gerektiği kanısı yaygınlaşmaktadır. Mantonun, kalınlığı okyanus tabanlarında bir kaç kilometre ile kıta tabanlarında 70 kilometre arasında değişen en dış tabakası düşük sıcaklığı nedeniyle sert ve kırılgan bir katı yapısındadır ve yer kabuğu ile bütünleşmiş biçimde litosfer=taş küreyi oluşturur. Manto içerisinde yerel sıcaklığın o bölgedeki bileşenlerin ergime sıcaklığından daha yüksek olduğu sınırlı alanlar, magma olarak adlandırılan sıvı ortamı içerirler ve volkanik etkinliklerden sorumlu tutulurlar.
- Yer kabuğu: Yer kürenin en dış katmanıdır. Yer kürenin toplam hacminin % 2′den azını, kütlesinin ise binde 4′ünü oluşturur. Daha derin tabakalara oranla düşük yoğunlukta ve katı yapıdadır. Manto katmanının en dış bölümü ile birlikte taş küreyi oluşturarak, derindeki nispeten akışkan astenosfer tabakası üzerinde yüzercesine hareket eder. Yer kabuğunun okyanus tabanlarında kalan kısmı oldukça ince (5-10 km), kıtalardaki kısmı ise daha kalındır (30-70 km). Yer kabuğu yoğunluğunun okyanus tabanlarında daha yüksek (3,2 g/cm3), kıtalarda ise daha düşük (2,7 g/cm3 – 3 g/cm3) olduğu bilinmektedir. Bu farklılıklar nedeniyle, ‘okyanus kabuğu’ (ya da ‘okyanusal kabuk’) ve ‘kıta kabuğu’ (‘kıtasal kabuk’) şeklinde iki ayrı tanım yerleşmiştir.

Dünyanın gece görüntüsü (NASA)
Yer, yüzey şekillerinin ve gezegen üzerindeki yaşamın ortaya çıkması ve şekillenmesinde önemli rol oynamış ve yine bu iki öğe ile birlikte evrimleşmiş dinamik bir atmosfer (ya da hava küre, hava yuvarı) tabakasına sahiptir. Yerçekimi sayesinde tutulan bu gaz tabakası, büyük ölçüde gezegenin iç katmanlarından kaynaklanan gazların yanardağ etkinliği ile yüzeye çıkması ile oluşmakla birlikte, gezegenin tarihi boyunca dünya dışı kaynaklardan da beslenmiş ve etkilenmiştir. Basınç ve yoğunluk açısından diğer yer benzeri gezegenlerden Mars’a göre yaklaşık 100 kat büyük, Venüs’e göre ise

Ay yüzeyinden Dünya'nın görüntüsü (NASA)
yaklaşık 100 kat küçük bir gaz kütlesini ifade eder. Ancak bileşim açısından bu iki gezegenin atmosferlerinden çok farklı olduğu gibi, Güneş Sistemi içinde de eşsizdir.
49296 dünyalı bu yazıyı okudu Paylaş
Yorumlarınızda lütfen Türkçe dil bilgisine önem verin.
Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz yorumları lütfen bize bildirin. Yorumun yazıldığı yazının başlığını ve ilgili yorumun numarasını belirtmeyi unutmayın. Sol taraftaki "İletişim" butonuna tıklayarak mesajınızı gönderebilirsiniz.
Konuyla alakası bulunmayan, dini içerikli yorumları sitemizde yeri olmadığını düşünerek yayınlamıyoruz. Lütfen yorumlarınızda buna dikkat edin.
“DÜNYA (YERKÜRE)” icin 57 yorum
Sayfalar: 6 5 4 3 2 1 » Hepsini Göster
Sayfalar: 6 5 4 3 2 1 » Hepsini Göster

süper bir site arkadaşlarıma tavsiye edecem
vallaha adam gibi bilgi veren sitelerden biri bu site.
sayın dünya bey. sizin bir hayranızım. size zarar verenlere karşı onurlu,gururluve şerefli bir savaş veriyorum.sizden ricam biraz daha dayanmanız.
SAYGILARIMLA
DÜNYA BEY
Sitenizden ödev yapmak için faydalandım.Emeği geçen herkese teşekkür ederim.Bu arada ilgimi çeken bir çok kısmı da inceledim.
yorum ve ifadeleriniz beni hiç tatmin etmedi yine sizlere teşekkür ediyorum.
insanoğlu dünyada bence hiç birşeye layık olmadığı gibi hiç bir şeyi haketmiyor bir nefesi bile hak etmediğini düşünmek daha gerçek olur.
insanoğlu üremenin sonucu dünyaya gelmiştir aksi halde hiç bir ıspatı yoktur tek gerçek tesadüf
örnek verirsem kendimden ailemin 2 çocuğuyum düşürsem bir çocuğum olacağını beynimde onaylamam gerekir eyleme dönüştürmemin ıspatı bir kadınla evlenmek iki beynin isteği fiziksel ve ruhsal güç birleşmesi diğebiliriz tıpkı doğa ve tabiat ana evliliği gibi baba doğa ana tabiat biri erkek diğeri dişi görevi belli.
yalnız yaşamayı seçersem bir tesadüf olmadığının farkına varırım
bu gerçek dünyaya getiren bizleri düşünce biçimidir
doğum-ölüm insan doğar büyür ölür. güneş doğar batar. gündüz ışık beynimiz herşeyi görmeye başlar gece karanlık tıpkı ölüm gibi anlamsız ve soğuk beynimizim içi karanlık ve boşlukta uzay gibi
yav arkadaşim sen bu haberleri nerden duyuyorsun haber kaynağın ne ?
—
sayın,allemicihan: insanlar neden uzaya gitmek istiyorlar biliyormusunuz. hani bazı balık türleri okyanuslardan doğdukları nehirlere göç ediyorlar ya yumurtalarını bırakmak için ve neslini devam ettirmek için . galiba bizlerde bilmediğimiz bir tarihte gelmiş olduğumuz gezegene ulaşmak için uzaya gitmek istiyoruzdur. neslimizi idame ettirmek için. olamazmı ???
belkide insan oglu baska gezegenlerden gelen bır varlıktır, gezegenın yok olacagını anlayan ya kıyametın kopacagını ınsan neslını dunyaya gondermıs olada bılırler,yenı dunyada bılıncsız oldugundan anca kendını gelıstırıp baska bır gezegen bulgunda dunyada yok oluyor. bız hala ,ekonomıyle savaslarla bos seylele ugrasıyoruz ve dunya sona dogru gıdıyor .belkıde obur gezegenlerdede hayat vardı ama zamanla yok oldu. insan ogluda kacınılmaz sonunu beklıyor .yada yerın cok altına goctuler,
acaba uzaylılar varmıdır?Bunun cevabını ALLAH bilir.Satürn gezegeninin Titan diye bir uydusu var.on-da su varnış diyorlar.Zaten ben büyüyünce bilim adamı ya da göz doktoru olacam.Eğer bilim adamı olursam başka galaksileri keşfetçem.Ama o kadar uzaklara gidemem.Zaten uzayda havasız tam 3dk dayanırız.Sadece biz AY`a gidebildik.Ve,uzayın derinliklerine nasıl gidelim ki mümkün değil bu iş valla-ha.
ABD BÜTÜN DÜNYAYI KANDIRDI AYA DEĞİL STÜDYOYA AYK BASTILAR İŞTE KANITI ”http://www.merakmerkezi.com/msdehset.asp?id=15237'‘ KARAR SİZİN İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN…….