***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 1. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
Okuduğum üniversite, üstün zekalı çocukların yüksek puanlarla kayıt yaptırdığı, Uzay Bilimleri Enstitüsü bölümüydü.Okulun ilk yarısında derslerimin çoğu zayıftı.Öğretim görevlileri bile benim bu zeka ile ÖSYS sınavında nasıl Türkiye birincisi olduğuma şaşırmışlar, öğrencilerin dillerinde alay konusu olmuştum.Burstan kazandığım otomobil ile okuluma gelip gidiyordum.Sınıf arkadaşlarımdan Nur, varlıklı bir aileden olduğunu her haliyle belli eden, şık giyimli bir kızdı.Ne zaman kendisine yakınlaşmaya kalksam hiç pas vermiyordu.Güzel olduğu kadar, zeki ve şımarıktı.O gün okulun araç park yerine arabamı geri geri park ediyordum, Nur birden arabasıyla kavis yapıp, benim arabamın arka tamponuna çarptı;
“- Ay pardon istemeden vurdum özür dilerim!…”
“- Önemli değil canım…Kasko öder nasılsa, kantinde bir çay ısmarlarsan ödeşiriz!…”
“- Ay tabi ki de ısmarlarım, çayın lafı mı olur?…”Birlikte okulun kantin kısmında bir masaya oturduk.Birlikte oturduğumuzu gören sınıfımızın diğer gençleri, kıskanç bakışlarını üzerimizden ayırmıyorlardı.Nur’ un peşinde dolaşan bir çok genç varken, O benim gibi tembel ve aylak biriyle oturmuş çay içiyordu.Kimseye eyvallah etmeyen kızın benimle birlikte aynı masada oturmasına bir türlü İnanamıyorlardı.Okulumuz uzay bilimleri ile ilgili olduğu için konu uzaydan açıldı;
“- Neden bu bölümü seçtin Nur?…”
“- Küçüklüğümden beri Uzay ve Uzaylılara karşı garip bir ilgim vardı.Star Trek filmini hiç kaçırmazdım ve büyüyünce mutlaka bunun eğitimini almak istiyorum diye kendi kendime söz vermiştim…Ya sen?…”
“- Ben internet yüzünden girdim bu işlere…Uzaylı bir kızla çetleşirken başıma gelmedik kalmadı.Sana bir sırrımı vermek istiyorum Nur.Fakat sadece ikimiz arasında kalmalı, kimseye anlatmayacağına söz verirsen söylerim…”
“- Söz…Valla billa anlatmam, merak ettim söyle…”
“- Ben Uzaya kaçırıldım ve oradaki dişi uzaylılarla beraber oldum.Benim gayrı resmi uzaylı çocuklarım da doğmuş olabilir…”
“- Ne…Valla sen de bi alemsin hani…Fakat tuttum seni, ben severim böyle uçuk, kaçık tipleri!… Bu bizim için büyük, insanlik için küçük bir adım!…Ayda ayak izlerini takip etsen, dünyada evinin yolunu nah bulursun Nuri!…Sen kafayı yemişsin oluummm…Ay tamam, Sırada bendeniz güneş mi var keşfedilmeyi bekleyen?…Bekle bizi samanyolu…iki Mars bir tersle, Türk’ ler arasında genetik bağ kuruldu!…Açın uzay mekiklerimizin önünü, artık Nuri’ yi kimse durduramaz.” İstikbal Göklerdedir…” diye boşuna söylememişler.Okulum bitince bende seninle birlikte göklere çıkıp, Ay üssü Alfa’ da çalışmak istiyorum.Bu dünya bize yaramaz anacım…”
“- Yaşasın Nur…Bekle aydede geliyoruz…Galaksi galaksi duy sesimizi, işte bu Türk’ lerin ayak sesleri!.. Uzaya bi kapağı attık mı işlem tamam!…”
”- Artık söyleniriz; Türk’ üz doğruyuz uzaylıyız…Yasam küçüklerimizi korumak, Uzaylılarımızı öpmektir!…Demek sen Uzaya çıktın ha?…E…başka neler yaptın, anlat anlat heyecanlı oluyor?…”
“- Ben Uzaya gidip, geldim bir sefer.Valla niye yalan söyleyeyim çok güzel bir yer….”
“- Ay çok ilginç bir kişiliksin.Madem uzaya gidip geldin sana bundan sonra “ Ufo Nuri” diyebilir miyim?…”
“- De güzelim…Bana canın nasıl isterses öyle hitap et!…”
“- Valla niye yalan söyleyim, sen çok kafadan birisin.İyi arkadaş olacaz sanırım seninle.Derslerinde başarılı değilsin, nasıl sınavda Türkiye birincisi oldun anlamış değilim?…”
“- Kafama göktaşı düştü canım.Senden başka gördüğüm, bildiğim ne varsa unuttum!…”
“- Kafana saksı filan düştüğü belli.Çok kontakt birisin.Sen de ben gibi uzaylılara inanıyor musun?…”
“- İnanmasam bu okulda işim ne?…Hem ben ilk kez bir uzaylıyla milli oldum!… ”
“- Ay fena filan oluyorum.Madem uzayda milli oldun, güneş ufuktan şimdi doğar yürüyoruz uzayaaaa…Welcome to space…Nasıldı dişi uzaylılar, yatakta iyi miydiler bari?…Tercihin dünyalı mı, uzaylı mı?…”
“- Hem de nasıl!…Valla geyşa gibiler…Dünyalılarla hiç yatmadım ki nasıl karşılaştırma yapabilirim acaba?…”
“- Acaba diyorum ne yer, ne içer bu uzaylı garibanlar?…”
”- Uzaya çıkınca Suda eriyen en pahali Mars şarabini içtim, en proteinli tabletlerinden yedim!…”
”- Ay… bindik bir alamete gidiyoz kıyamete…Astronotları çıldırtasım var!…Aktif seks uzayda nasıl oluyor, çok merak ediyorum doğrusu…Havada uçarken mi?…”
Astonotlar arasında hiç Laz var mıydı acaba?…Laz, bir laz fıkrası anlatsa, Cosmosum gülmekten yere çakılırdı puhahaha… Bana bir mekik çeksene…”
“- Ne mekiği?…”
“- Uzay mekiği…Aya gitmesi gerekirken Mars’ a yönelen ilk Türk uzay aracı yanlışlıkla Jüpiter’ e indi…Hayırdır ufuklara daldın gittin, ne düşünüyorsun şimdi?…”
”- Benim uzaylı erekek çocuklarım olursa, sünnetinde kirvesi kim olacak onu düşünüyorum…Acaba Başbakanı davet etsem, çocuklarımın sünnetine gelir mi?…” Bu sırada Nur’ un kız arkadaşları masamıza yaklaştılar;
YAZAN :Sedat ERDOĞDU
ARKASI YARIN
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 2. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
“- Hello arkadaşlar..Ne var ne yok bakalım?…Oturmuş neler kaynatıyorsunuz?…”
“- Hoş geldin Eda’ cım…Dersimiz uzay ve Nuri ile Uzaylı dostlarımızdan bahsediyorduk…”Ayten söze girdi;
“- En sevdiğim konular bunlar.Zaten hepimiz sevmesek, bu okulda okumazdık değil mi arkadaşlar?…Masanızda bize de yer var mı acep?…”
“-Tabi buyrun oturun, çayları Nur ısmarlıyor nasıl olsa!…”
“- Ay evet, Nuri’ nin arabasının arkasına vurdum.Kasko niyetine bana çay ısmarlatıyor, doğrusu çayla ucuz kurtuldum!…”Eda söze girdi;
“- Seni, bu dünya dışı varlıklar konusunu incelemeye iten şey sadece içgüdüsel bir merak mı yoksa sen dünyamızı bu varlıkların gelişine hazırlamaya çalışan, gerçek kimliğini şimdilik saklayan bir uzaylı filan mısın Nuri?…Ha ha ha…”Nur söze girdi;
“- Benim dünya dışı varlıklara merakım çocukluk yıllarımdan kalma… Daha sekiz yaşındaydım . Hatırlarsanız ‘Uzay Yolu’ adlı bir film vardı, onunla başladı her şey. Onaltı yaşında ailemle birlikte Amerika’ya gezmeye gittiğimizde ilk işim Uzay istasyonlarını ve ufo müzelerini gezmek oldu.Babam da bu konuyla çok ilgilidir.Genetiksel soya çekim sanırım!… Olayın içine girdikçe bu konuyla ilgili çok fazla kanıt olduğunu gördüm…”Bu arada sınıfımızın diğer gençleri de yanımızdaki masaya yerleştiler.İçlerinden Sebahattin;
“- Hişştt yan masadakiler…Üç tavuk bir horoz neler fısıldaşıp gülüyor sunuz bakimmm?…Masada yer varsa bizde gelelim.Muhabbet koyu anlaşılan?…”
“- Gelin arkadaşlar masaya sığdığımız kadar sığarız.Konumuz uzaylılar…” diye seslendim.Eda tekrar söze girdi;
“- Ben Nuri’ den soruma istediğim cevabı alamadım.Bir insan okuldaki derslerini bırakıp niçin kafayı uzaylılarla bozar?…Üniversite sınavında da Türkiye birincisi olmanıza, uzaylılar mı yardımcı oldu yoksa?…hahaha…Daha önce de Uzaylılar tarafından kaçırıldığın gazete manşetlerine yansımış.Bir sürü söylentiler duyuyoruz hakkında Nuri’ cim…”
”- Sen dalganı geç bakalım bebek!…Ben ufoya da bindim, uzaylıyada!…” Yan masadan Murat atıldı;
”- Nasıl yani?…Uzaylılarla tanışma faslı rüya şeklinde de olabiliyormuş!…Bizim Nuri de düşler aleminde ufoya ve Uzaylıya binmiştir.hahaha…” Nur seslendi;
“- Arkadaşlar benim adım Nur, O’ nun adı Nuri…İsmimizin karışmaması için bundan sonra O’ na ”Ufo Nuri” lakabını veriyorum.Kabul mü?….”arkadaşlar hep bir ağızdan bağırmaya başladı;
“- Kabül…”
“- Duyamadım, daha yüksek sesle lütfen.Kabül mü?…”
“- Kabül…”
“- Eh Nuri’ cim bundan sonra senin adın “Ufo Nuri” olarak kalacak.Okey mi?…”
“- Yesss dedik ya güzelim…Murat’ ın sorusuna cevap vereyim;Tabi düşler de olabiliyor. Benim de gördüğüm farklı rüyalar var. Rüya gibi zannediyoruz ama belki onlar rüya değil. Herkes gördüğünü rüya zannediyor…”Nur seslendi;
”- Uzaylı ve ufo görmek size de bize de ne kazandıracak?…”
”- En önemlisi insanlık yeni bir kimliğe bürünecek. Dünyalı olduğumuzu söyleyeceğiz ki bu bizim üst kimliğimiz olacak.”
”- Tüm dünyanın uzaylıların varlığını kabul etmesi; ülke sınırlarını ortadan kaldırır mı, savaşlar biter mi?…”
”- Evet. Hepsi gerçekleşir. Gökten gelen göksel bir şey insanlığı birleştirebilir, ülkeler arası barışı sağlar.”
”- Sence aramızda, uzaylı insanlar var mıdır?…”
”- Evet. Uzaylı yaratıkların rutin bazı görevleri vardır, yapar ve giderler. Sinemada, tiyatroda yanına oturur, algılayamazsınız.”
“- Sence bunların Türkiye’ ye gelme amaçları ne olabilir?…”
”- Beni uzaya kaçırdıklarında spermlerimden birçok uzaylı kadın faydalandı.. .Bunların amaçları uzayda melez bir ırk yaratmaya çalışmak.Kayınpederim Prof.Dr.Samicicio sağ olsun doğması muhtemel çocuklarımı deney tüpüne doldurdu.Tabi en iyi ırk da Türk ırkı olduğuna göre, uzayıda Türkleştireceğiz bu gidişle!…”
”- Bu bahsettiğin doktor da kim?…”
“- Beni Uzaya kaçıran sevgilim Nuriye’ nin babası olacak bilim adamı…Nuriye’ nin bir de ikiz kız kardeşi var ismi Huriye.”
“- Ay sen ne nanaler yemişsin böyle Nuri?…Şöyle okulların tatil olduğu bir gün, Bakırköy’ deki doktorlara görünsen diyorum arkadaşım!…”
“- Haydi arkadaşlar zil çaldı sınıfa…Ampul Hasan’ ın dersi var bu gün.O’ nun ışığından biraz faydalanalım!…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 3. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
“- Evvet arkadaşlar!…Bu günkü konumuz Uzay boşluğu…Dünyada kaç kişi ufo görmüş, ondan bahsedeceğim….Yapılan istatistiki çalışmalara göre Dünyada altı milyar insanın 350 milyonu ufo görmüş. Ronald Reagan’ da ufo gördüğünü açıkladı. Robie Williams kendisinin uzaylılar tarafından kaçırıldığını düşünüyor.Migk Jagger ve John Lennon da…”Eda seslendi;
“- Evet hocam bizden de ünlü sanatçı Reyhan Karaca uzaylılar tarafından kaçırıldığını düşünüyor…Kaçıracakları kişiyi neye göre seçiyor bu uzaylılar, hep ünlülerden mi?
”- Her gruptan, her çevreden kaçırılan insan var. Bu, dağdaki çoban da olabilir, üniversitede bir eğitim görevlisi de… Kimisi kaçırıldığının farkında, kimisi gördüklerini rüya zannediyor…”Ayten söze girdi;
“- Bizim Ufo Nuri gibi mi hocam?…O da kendisinin uzaylılar tarafından damızlık olarak kaçırıldığını zannediyor!… “
Florosan Hasan bana doğru gülerek baktı ve göz kırptı.Hasan bey Siriüs Uzay Bilimleri Enstitüsünde uzman olarak görev yapan ve aynı zamanda derslerimize de giren bilim adamlarından birisiydi.Beni yakınen tanıdığı için olaya güldü geçti.Uzaylı bilim adamları hep peşimdeydi ve onların gözetimi altında tutuluyordum.Florosan Hasan hocamız, dersi anlatmaya devam etti;
”- Kaçırılan insanların vücutlarında bulunan çipler var.Hipnoz halindeyken anlatıyorlar.Trans halindeyken bütün bilinç altı kayıtları ortaya çıkıyor.Harvard Üniversitesi’nden, Temper Üniversitesi’ nden bir çok bilim adamı bu konunun içine girdi. Çünkü artık elimizde fiziki kanıtlar da var…” Murat söz aldı;
”- Türk mağdurlarımızdan hiç çip çıktı mı hocam?..”
”- Şimdiye kadar sadece bir çip, bir Türk gencinin kafasından ameliyatla çıkarıldı.Bu Çipde dünyada olmayan bir takım elementler ortaya çıktı…Bakın arkadaşlar bu işin şakası yok.Mevlana ve Yunus Emre bile uzaylılarla temasa geçmiştir.Hepiniz bu okulu bitirip ileride uzman olarak bu işte çalışacaksınız.Konuyu iyice özümsemeniz lazım.” Nur söz aldı;
”- Hocam Uzaylıların dini var mıdır?…”
”- Edinilen bilgilere göre Onlar da Yaradana inanıyorlar. Allah’ ın kurduğu evrensel bir sistem içinde hareket ediyor her şey.Din konusunda en son dine ve peygambere inandıkları söyleniyor… Eski Diyanet İşleri Başkanının bir açıklamasında”- Uzaylıların olması dinimize ters değil. Kuran da da zaten birçok ayette bununla ilgili bilgiler var…’ diyor… “Sevilay söz aldı;
“- Zaten gizlenen bir teknolojide var.Teknoloji şu an gördüğümüzden daha ilerdeyiz ama bize gösterilmiyor tabi…Yavaş yavaş ilerliyoruz, bir anda yüksek teknolojiye sahip olamıyoruz.Nedense uzaylıları bir türlü göremiyoruz…”Eda söze girdi;
“- Herkes görecek diye bir kaide yok…Onların teknolojilerinin bizden çok üstün oldukları kesin.Belli bir hıza ulaşınca (ışık hızı olması lazım) zaman yavaşlarmış gibi oluyor.Ufolarında bu hıza ulaştıklarını varsayarsak bir anda kaybolmaları içten bile değil.Maalesef Hitler’ de bu konu hakkında uzun süre araştırmasını yapmış ve iletişime bile geçtiği söyleniyor…Hatta yuvarlak dairelere benzer uçaklar yaptığı ve çok benzin yediği için havada fazla kalamadığı da söyleniyor.Aldatmaca olabilir, hikaye uydurmak da kolay.Bu tarz şeylerin kolay olduğunu herkes biliyor fakat bu kadar büyük kainat sadece bizim için yapılmadı herhalde…Onlarca gezegen ve yıldızlar var.Elbette oralarda da değişik yaşamlar olacak.Onlar bence bizi gözetleyerek, inceliyolar.Belki bizim içinimizden birileri ile iletişime bile geçiyor olabilirler.Nasa gibi yerlerle iletişime bile geçiyor olabilirler.Bizden saklanan çok şeyler var öğrenebileceğimizi de sanmıyorum…”Ayten söz aldı;
”- Uzay ile ilgili bir sürü yazı okumuş, araştırma yapmış biriyim…Tübitak’ ın onayladığı videoları izledim. Sirius Ufo Bilimleri Merkezi internet sitesini hatmettim.. Ufolar kesinlikle var ve dünyayı an be an izleyerek koruma altında tutuyorlar.Aztek’ ler Maya’ lar Mısır’ lılar bu devasa bilgi kaynaklarını nasıl elde etmiş olabilirler?…O zamanın teknolojisiyle, Şu an ki teknolojiyle bile yapılması yıllar sürebilecek Keops, Kefren, Mikerinos piramitleri nasıl yapıldı? Mısır’ daki en büyük piramit dünyayı tam üstten aşağıya yarıya bölen bi çizgide yapılmış ve iğne deliği kadar bir yerden güneş ışığı giriyor içine, ama tüm piramit senin evinden daha aydınlık.Bunu hesaplayabilmek dünyalı bugün bile imkansız…Uzaylıların yardım ettiğini düşünüyorum!…”Caner söze girdi;
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 4. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
”- Arkadaşlar bu yazılı tabletleri, o zamanın rahipleri Cinlerle iletişime geçmiş ve tabiide Cinleri kendi tanrıları sayıp onlardan öğrenmişlerdir.Hz. Sülayman’ ın Kuran da bahsi geçen ayetinde de buna benzer şeyler var.Ufolara gelince… Onlar yüksek teknoloji ürünlerdir ve bizim, yani dünyalılarındır. Ama sadece atmosfer içinde hareket kabiliyetleri vardır. ABD nin uzayda bir üs kurma planlarını duymuşsunuzdur. İşte uzaydaki o limanlarda bu hareketli uydular gerektiğinde daha iyi veri aktarmak için dünyaya yaklaşıyor ve bizler onları görebiliyoruz.Ben uzayda hayat olduğuna inanmıyorum… Yalnız bu cin olayına kesin ve kesin inanyorum… Ben gene diyorum ki bu uçan daire dedigimiz ufolar sadece casusluk amaçlı kullanılan bazı ülkelerin araçlarıdır…Bu okulda okumamın amacına gelince, başka galaksilerin toprağını, suyunu, havasını incelemekten ibarettir…”Florosan Hasan hocamız konuşmaya girdi;
”- Şimdi arkadaşım, bütün öğrencilerin görüşlerine saygımız vardır.İnanırsın, inanmazsın o senin bileceğin iş.Ayetten bahsettin ama çok çelişkili değil mi?…Kuran’ da yazmaz mı Cinler insanlardan üstün değildir diye?…Hz. süleyman’ a gelince de bazı yine yanındakilerin Cin mi, dünya dışı varlık mı olduğu bilinmiyor?…Kitaptaki betimleme öyle yapılmış…Şimdi ben sana birşey daha soracağım nazca çizgilerini biliyor musun?…Herhalde onları Amerika’ lılar yapmadı.Zaten Amerika’ lılar da yoktu o zaman!…”Sevilay söz aldı;
”- Caner’ e ben de katılıyorum.Bunlar hep fotoshop ve düzmece olsa gerek…O zamanlar da insanoğlu ne yaptığını iyi biliyordu…”
“- Neyi, nasıl biliyorlar Allah aşkına saçmalama…Daha eski Yunan’ da bile tartışlıyordu “dünya yuvarlak mı değil mi ?…”diye…Galile “- Dünya yuvarlaktır…” dediğinde adamcaz idam edilmedi mi?…Mısır’ lı adamlar 2.600.000 taştan piramit yapıyorlar.Piramitin ucundan dikey bir çizgi çizdikten sonra
yıldız sistemindeki bir yıldıza denek geliyor…Nasıl yapıyorlar bunu acaba hiç düşündünüz mü?…Ben diyorum adamların gelişmiş teleskopları bilmem neleri yoktu, sen hala o kadar olsun diyorsun…Bak pompei şehrine de yalan deniliyordu…Şehrin kalıntılarını bulduklarında dünyanın ağzı açık kaldı.Merak etme Atlantis veya Mu kıtasından birisi bulunursa işte o zaman bu dünyadaki insanlara ve insanoğluna gülücem…”Bu sırada ders zili çaldı.Nur söze girdi;
“- Hocam ders o kadar güzeldi ki; saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadık doğrusu.Bizi aydınlattığınız için teşekkür ederiz…”
“- Dersimizin diyolaglar halinde, bilimsel tezlere dayanılarak geçmesi çok güzel arkadaşlar.Asıl ben size teşekkür ederim.Nuri ders çıkışında okulun bahçesine gel, seninle özel bir mesele hakkında konuşmak istiyorum arkadaşım…”
“- Tamam hocam, siz çıkın ben hemen geliyorum.”Teneffüste koşarak okulun bahçesine çıktım.Florosan Hasan bey Kamelyada bir masaya oturmuş beni bekliyordu;
“- Bu hafta sonu mutlaka Siriüs Uzay İstasyonuna uğraman gerekiyor…”
“- Ne var, ne oldu hocam?…”
“- Uzaylı dostlarınla yeniden bağlantı kurman gerekiyor.Marmara bölgesinde deprem tehlikesi sinyalleri aldık.İstanbul büyük bir tehlike altında.Bunu ancak bizlere bir gün önceden sen haber verebilirsin.Böylece ölüm sayısı azalacaktır…”
“- Nasıl yardımcı olabilirim?…”
“- Kafandan çıkan arka plakayı, uzman doktorumuz tarafından tekrar yerine yerleştirmemiz gerekecek…”
”- Daha önceki dersimizde 17 Ağustos depremi öncesinde fay hattı çevresinde ufo’ lar görülmüş, bunu siz de açıkladınız. Uzaylılar depremi tetiklemiş olabilirler mi?…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 5. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
”- Hayır hiç alakası yok. Tabii ki onların teknolojileri bizden çok ileri olduğu için böyle bir depremi önceden bilmeleri normaldir. Sel felaketlerinden çok, deprem ve volkanik hareketlerden haberleri oluyor. Ama onlar yapmıyor…Fakat İstanbul’ da yaşayan halk çok dikkatli olmalıdır.Uzaylı dostlarımızdan aldığımız bilgilere göre Marmara’ nın fay hatlarında yer yer kırıklar oluşmaya başladığı söyleniyor.2010-2014 yılları arasında 7 şiddetinden büyük bir deprem olması muhtemel… ”Ben söze girdim;
”- Fay hattında 17 Ağustos öncesi gibi ufo artarsa bu sefer sizler ne yapacaksınız?…”
”- Deprem tehlikesi olduğunu yetkililerle paylaştık.Uzaylılar iyi niyetli olarak bizleri uyardılar. Onlar İsteseler dünyamızı bir iki dakika içinde istila ederler ve dünyada hiç birşey çalışmaz…Daha önce uzaya gittin ve senin tekrar uzaylalılarla temas kurmanı sağlayabilirsek depremi zamanında İstanbul’ lulara bildirmeyi düşünüyoruz.Bu sayede binlerce insanın hayatını kurtarmış olacağız…İnsanlık adına bunu yapmalısın!… ”
“- Oh Main Good…Yine mi uzaya çıkacağım?…Fakat bu kez uzaya giderken yanıma kuvvet macunu, bal ve ceviz almadan, şurdan şuraya girtmem hocam, haberiniz olsun!… ”
Hafta sonu büyük bir heyecan içinde Uzay Bilimleri Enstitüsüne gittim.Operasyon için herkes hazırlanmış beni bekliyorlardı.Doktorun verdiği narkoz üzerine uyuyakaldım.Büyük işlem gerçekleşmişti.Acaba hafıza kartı tekrar çalışacak mıydı?…Bütün gözler üzerime çevrilmiş bana sorular sormaya başladılar.Hayır çalışmıyordu…Birden aklıma internet msn açma fikri geldi.Koşarak masada bulunan bilgisayarı kaptım ve messenger şifremi girdim.Aradan yarım saatlik heyecanlı bir bekleyişten sonra msn adresim yeşil yanıp sönmeye başladı.Ben o an dünyadan koptum ve tekrar trans haline geçtim.Huriye adresime yazmaya başladı;
“- Nasılsın sevgilim?…Uzun süredir senden haber alamadım ve ödüm patlayacak sandım.Böbreklerimde kum, çakıl ve demir ne ararsan oluştu.Bütün malzeme tamam..Pembe pancurlu bir ev inşaatına acilen başlayabiliriz…”
“- Tamam tamam..Sen git de ablan gelsin!…”
“- Nuriye’ nin senden bir çocuğu oldu, çocuğun bezini değiştirmek ve mama yapma işlerinden dolayı gelemez.Gezegenimiz senin sayende bir çok ııı.Türk garip yaratıklara kavuştu.Demedi deme…”
“- Yaşasın çocuklarım doğdu demek…Kaç kız kaç oğlan?…”
“- Ne bileyim başını mı tuttum…Nuriye’ nin garip türden bir oğlu oldu, müjdemi isterim.”
“- Lütfen söyle bana oğlum kime benziyor?…Anasına mı, yoksa bana mı?…”
“- Hık demiş senin burnundan düşmüş gibi.Sadece kulakları sana benziyor!…”
Siriüs yetkilileri heyecan içinde yazdıklarımızı okuyorlardı.Hasan bey;
“- Hadi bir an önce uzaylıyı yurdumuza davet et ve buluşun.Seni uzaya götürmesini sağlamalısın.İnsanlık adına!…”Ben kafamla tamam işareti yaptım ve Huriye ile yazışmaya devam ettim;
“- İsmini babamın ismini koysaydınız bari?…Bu günlük bu kadar yeter.Yarın seninle acilen buluşmamız gerekecek bülbülyuvam benim…Ufona atla da gel!…”
“- Konsülden izin almalıyım.Yoksa evden kaçmış kız konumuna düşerim.Nereye saat kaçta geleyim?…”
“- Yarın gece saat 18.30 da Beyoğlu Çiçek Pasajında Çiçek Arif’ in yerinde buluşalım.Rakı içer, balık yer efkar dağıtırız… Yanında kokoreç ve midye de cabası…”
“- Son altı aydır diyetteyim sevgilim…Beni görsen çok değiştim.Nur Yerlitaş’ tan aldığım elbiseler bile çok bol geliyor, giyemiyorum artık. Bir de bana Türk’ ler balık etli sever demişlerdi…Senin yüzünden izafiyet teorisi geçirdim.Eski kıyafetlerimin hepsini komşu kızlara dağıttım…Gelince Barbaros Şansal denen terzi yamağından giyinmeyi düşünüyorum.İsmi ta…uzayda zikrediliyor.Çok iyi teğel teğellediği söyleniyor…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 6. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
Çiçek pasajında oturmuş Huriye’ nin gelmesini dört gözle bekliyordum.Aslında bu şişko kızla buluşmayı hiç istemiyordum fakat bu görev gizli bir devlet göreviydi.Sırf ülkemin iyiliği için O’ na katlanacak, vatan aşkına Çiçek Pasajında nöbet tutacaktım.Kendi kendime söylendim;
“- En iyisi O gelmeden birkaç bira içip güzelleşeyim.Huriye’ ye ayık kafayla katlanamam doğrusu.Hey..Garson bana üç fıçıbira!…”
“- Tabi efendim hemen getiriyorum…”
Saatler ilerlemiş ve Huriye ile buluşma saatimiz yaklaşmıştı.O’ nu beklerken oldukça güzel bir bayan masama doğru yaklaştı;
“- Affedersiniz, yanınız boşsa oturabilir miyim acaba?…”
“- Bir arkadaşımla buluşacaktık, rica etsem bir başka masaya otursanız…”
“- Ulan Nuri…Beni tanımadın mı?… Ziganu Galaksisi, Hitiyna Gezegeni Damoon’ dan Huriye bip bip!…”
Gözlerim faltaşı gibi açılmış hayret dolu bakışlarla Huriye’ yi süzmeye başladım.içkinin tesiriyle ” sarhoş mu oldum acaba?…” diye düşünerek, Kafamı sağa sola oynattım.Hayır…Bütün güzeliği ile tam karşımda duruyordu.Elini sıktım;
“- Huriye bu sen misin?…Vallah gözlerime inanamıyorum, ne kadar da değişmiş, güzelleşmişsin!…Ne yersin?…”
“- Artık yemezler…Bana kimse Türk erkeklerinin balık etli kadınlardan hoşlandığı yalanını yutturamaz.Bak senin için bir yıl içinde üç beyazı kestim, sporla birlikte doksan kilo verdim bip!…”
“- E…Anlat bakalım hava nasıl oralarda?…”
“- İşte dün msn den yazdığım gibi bir çok III.Tür(k) çocukların oldu.Hepsi uzaylı Türk karışımı bişeyler.Babam bunları yeni bir boyuttaki İnditürkei gezegenine yolladı.Bu gezegene bende gittim tabiat, iklim ve hayat şartları çok güzel.Haftada bir gün yağmur yağıyor ve dünyanızda olmayan türde çiçek, böcek ve zararsız hayvanlar yaşıyor.Bu gezegeni babam keşfetti.Sadece bir milyon İnditürk barındırılabilir…”
“- Ben bu gezegene gitsem nefes alabilir miyim.Oksijen var mı?…Yer çekimi, yiyecek ve içecekten ne alem?…Bu arada ben fıçıbira içiyorum sen ne içersin?…”
“- O kolay iş bip bip!…Burnuna takacağımız bir aletle ciğerlerine gidecek oksijen miktarını ayarlarız ve yüksek teknolojimiz sayesinde yerçekimi kanununa muhalefet ederiz.İster havada uçar, ister yeryüzünde zıp zıp zıplarsın.Yiyecek ve içecek bol miktarda.Dünyada tatmadığın türde sepze ve meyveler mevcut…Bana da alkolsüz fıçıbira söyle içeyim bip!…”
“- Ben hayvansal gıdalardan hoşlanırım.Tavuk, balık, et filan varsa okul bittikten sonra yeni Gezegeninize yerleşeyim?…”
“- Bilmediğin her türlü hayvan var ve etleride çok leziz…Yeni gezegendeki bütün canlılar İnditürkei’ lerin emrinde!…”
“- Dün internetten seni tıklayacağım aklına gelir miydi?…”
“- Tıklamak mı?…Abi bu laf bana çok ters geliyo. Ne o öyle oraya tıkla, buraya tıkla.Erkek adam tıklamaz, basar… Ne o öyle tık tık…Neden bilgisayarda her girdiğiniz yere www yazıyorsunuz anlayabilmiş değilim bip!…”
”- Şimdi internette bir sürü aklı evvel, birbiriyle tanışıp saatlerce geyik yapıyor ve yengelerle tanışıyorlar.Bir nevi nickiname muhallebici yani…”
”- Yani bu alet Chat te tanıştıkları yengelerle özel durumlarda konuşmak için mi icad edildi?… İyi alet de, ne o öyle papatya ayağı bip?…”
“- Huriye sana önemli bir konu arz edeceğim.Ben seninle temasa geçmek üzere özel olarak görevlendirildim.Marmara bölgemiz deprem tehlikesiyle karşı karşıya.Bana Allah rızası için ancak sen yardımcı olabilirsin…”
“- Uzay okulumuzda ihtisas yaptığım ve tez hazırladığım bölüm, Dünyanız üzerineydi.Zamanınızdan altı milyon yıl önce, kıtaların tümü tek bir kara parçasını meydana getiriyordu.Bunun üzerinde yaşayan uluslar birbirlerine oldukça yakındılar.Ancak, bir gece okyanus Atlantis dediğiniz kenti tümüyle yutuverdi.Bu büyük kıtanın orta yerinde yaşayan insanlar, karaparçası ikiye bölününce boğuldular. Oldukça bilgiliydiler ancak daha çok bilgi toplamak istemeleri topyekun mahvolmalarına neden oldu.Orada o büyük kentte, Atlantis’ li bilim adamları, askeri üstünlük kazanabilmek için çabalıyorlardı.Bunu yapacak zihinsel kapasiteye ermemiş olmalarına karşın, tüm galaksiye hakim olmak istiyorlardi.Niyetleri, dünyanıza ve sistemin tümüne kayıtsiz şartsız egemen olmaktı…Atlantis’ liler, güneş sisteminin Maldek denen gezegeninden gelmişlerdi.Bu gezegen , SiON’ dan gelen ve bilimsel ilerlemeleri nedeniyle büyük güç kazanmış varliklarin sığınağı olmuştu.Neyse, günün birinde, bilim adamları kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler ve bazıları Dünya’ya göç ettiler. O zamanlar dünya , güneş sisteminin dördüncü gezegeniydi. Bu sömürgeciler, dünyanın, burada eskiden beri oturan diğer sakinleri için çekilmez hale geldiler; Çünkü , gelişmiş silahlarıyla onları tehdit ederek küçük uluslara boyun eğdiriyor ve egemenliklerini bu silahlarla gerçekleştiriyorlardı.Dünya, başka gezegenlerden gelenler için büyük bir sığınak olmuştu.Bunlar arasında gerek örf ve adetler, gerekse genetik olarak büyük farklılıklar vardı.Zengin minerallerden dolayı yeni bir yerleşim bölgesi oluşturan bu gezegen, birçok uygarlığı çekiyordu kendine.O zamanlar, sadece tek bir kara vardı. Gezegeniniz, Maldek gezegeninden büyük kuşkularla gözetlenen bir serayı andırıyordu…Bu silah bir antinükleer reaktöre ve antienerjiye sahipti.Aynı zamanda hem molekül parçalayıcı, hem manyetik denge bozucu, hem de güç nötralleştirici ve her çesit enerjiye karşı alıcı gibi kullanılabiliyordu.Onunla hayatı ve hareketi kontrol edebiliyorlardı.O güne dek erişilmemiş bir güce sahip oldukları bu silaha antimadde cihazi adını verdiler.O devrin konvansiyonel silahları ile bu antimadde silahı arasındaki fark bir uçurum kadar derindi. Diğer silahlar, maddeyi yok edebiliyorlar, organik enerjiyi değil. Ama yeni ve onlara göre müthiş keşifleri, onlara insanoğlunun psişik ve spiritüel enerjisini yok etme olanağini sağliıordu. Evet, bu silah, biri maddesel öteki de spiritüel olan her iki varligi da yok edebiliyordu.”
” Pardon Huriye ya, ‘ her iki varlık’ sözüyle ne demek istediğini tam anlayamadım?… “
” – İnsanin psişik ve organik bileşim maddelerine, ruh ve madde diyoruz.Bunlar birer varlıktır.Ruh dediğimiz varlık, konvansiyonel ölümle yok olmaz.Onun enerjisi ölümden sonra da devam eder. Ama bu silah, hareket halinde olsun olmasın, yaşasın veya yaşamasın titresimsel psişik varlığı bütünüyle yok ediyor. Bir kez hedefe doğru yönlendirildi mi, artık hedefinin sesini arayıp buluyor.Bu ses o bölgede yaşayan insanların soluk alıp vermeleri ya da bitkilerin solunumu olabiliyor.Kentlerin ve ormanların enerjilerini tümüyle absorbe ederek onlari yeryüzünden siliyor bip…Istanbul’ un önemi nedir?…”
”-İstanbul çok önemli bir şehirdir.Taşı toprağı altındandır.Köyden göç edenler iş, aş, ev parası, başlık parası bulmak için bu kente gelirler ve bir daha da köylerine geri dönmezler.Ayrıca İstanbul, Asya ile Avrupa arasında bir yol geçen hanı köprüsü gibidir.İstanbul önemli olmasaydı nüfusu onbeş milyon olur muydu hiç?…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 7. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
“- Şimdi bu silahın benzerini Karadenizli iyi niyetli bir adam yapmayı başardı.Maddesel ve spiritüel olan her iki varligi da yok edebilen bu silah, yanlış insanların eline geçerse hakikaten dünyanız alt üst olur.Hemen acil olarak seni bu gece ufomla Karadenizin dağlık bölgesinde oturan ve silah yapımıyla uğraşan bu adamın yanına götürmeliyim.Onunla konuşup bu silahı imha etmesi için ikna etmelisin!…”
” – Ulan ne silahmış be!…Bu silahla ölen canlılar, cennet ve cehennemin yüzünü de göremeyecekler desene!…Ben ruhun yok olabileceğine kesinlikle inanmıyorum.Dünyada suç ve günah işleyen insanlar, öbür dünyada mutlaka cezalarını çekeceklerdir…”
“- Aslında senin fikrine ben de katılıyorum.Madde tamamen kaybolsa bile ruh ölümsüzdür.Bu silah geçmiş zamanda yapmış olduğum araştırmalarda sadece mit olarak geçmekte.Ruhun tamamen yok olması ateist insanlar tarafından uydurulmuş kocaman bir yalan olsa gerek.Fakat her ne olursa olsun, bu silah çok tehlikeli ve yok etmeliyiz.Siz Türk’ ler çok yaratıcı zekaya sahip insanlarsınız…”
“- Ah..Evet ne demezsin…Daha fazla yolcu binmesi için körüklü Belediye Otobüsü, sigara cepli çorap, şampuan konulan şofben, elektrik sayacı durduracağı, kızlara laf atan korna, kurban kesme makinesi, ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak, Polis kontrolünde kendiliğinden takılan emniyet kemeri, radarı yüz metreden algılayabilen cep telefonu, kapkaççılar için tasarlanmış elektirikli çanta en büyük buluşlarımızdan bazılarıdır!…”
“- Babam yeni nesil için seni seçmekte ne kadar haklıymış!…Hadi kalk artık, bir an önce Karadeniz’ e uçmalıyız…”
“- Ufonu nereye park ettin Huriye?…Umarım park yapılmaz levhası önüne filan aracını park etmemişsindir.Trafik cezaları bizde çok ağırlaştı, çekici görse anında alır götürür!…”
“- Belgrad ormanlarına çalılar arasına sakladım…”
“- Tamam canım, benim arabayla oraya kadar gideriz…”
Kısa sürede yaşadığı şokun üstesinden gelen Üsteğmen Kamil, hemen yer kontrol birimleri ve Sinop’ daki Savaş Operasyonları Merkezi ile bağlantı kurdu ve onları durumdan haberdar etti.
“- Kontrol merkezi…Ben Türk Hava Kuvvetlerine ait T-32 Helikopter pilotu…Türk havacılık tarihinde ilk defa yaşanan , eşine az rastlanır bir olaya şahit oluyorum.Kullandığım helikopter ile, Sinop Körfezi üzerinde uçarken Önümde tanımlanamayan , parlak , disk-piramit şeklinde gök cismini gördüm.Evet bu kesinlikle bir ufo ve ben UFO ile “it dalaşı” yapmaktayım.Ufo önümden geçerken bir süreliğine helikopterimin pervanesi düzgün çalışmamaya ve garip yalpalamalar yapmaya başladı…”
Üsteğmen Kamil ile kontrol kulesi arasında geçen ve UFO gözlemini ile it dalaşını doğrulayan telsiz kayıtları şöyleydi.T-32 Helikopter Konum ;
”- Sinop bölgesindeyim ve sıradışı bir durumla karşılaştım.” Operasyon Merkezi ;
“- Sorununuz nedir?…” T-32 Helikopter Konum ;
“- Kuzey yönünde yarı-huni , yarı-disk şeklinde aşırı parlak bir cisim var ve çok hızlı uçuyor.Operasyon Merkezi ;
“- Devam edin , konumu nedir?” T-32 Helikopter Konum;
“- Hızla bana yaklaşıyor. Cismi acilen radarda tespit edin. Daha önce hiç böyle bir cisim görmemiştim. Bir UFO olduğundan şüpheleniyorum…”
Operasyon Merkezi ;
“- Uçağınızın etrafında yoğun bir hareket var. Fakat radarda ikinci bir cisim görünmüyor.” T-32 Helikopter Konum ;
”- Cisme doğru yöneliyorum.” Operasyon Merkezi ;
“- İkinci bir cismi tespit edemiyoruz.” T-32 Helikopter Konum ;
”- Cisim bana doğru gelmeye başladı.” Operasyon Merkezi;
”- Radar tespiti negatif.”T-32 Helikopter Konum ;
“- Cisim , sol yönümden bana doğru yaklaşıyor.Şimdi arkama geçti, tekrar ön tarafıma almaya çalışacağım…” Operasyon Merkezi ;
“- Tekrar ediyorum, radar tespiti negatif.” T-32 Helikopter Konum ;
“- Cisim şu anda önümde. Görünüşe göre bu şey benimle bir” it dalaşı” yapıyor…” Operasyon merkezi ; “- Devam edin.” T-32 Helikopter Konum;
“- Cisim aniden ortadan kayboldu. “
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 8.BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
Olaydan sonra Sinop Hava Üssüne iniş yapan pilot , gördüklerini üstlerine rapor etti. Operasyon Merkezinden UFO’yu radarlarında tespit etmelerini isteyen Üsteğmen Kamil’ in aldığı yanıt şaşırtıcıydı.Merkez yetkilileri ;
“- Sayın Üsteğmen Kamil bey, helikopterin etrafında yoğun bir aktivite olduğu görünüyordu Fakat radarda görünen ikinci bir araç yoktu.Bizi yalan yanlış beyanlarla lütfen oyalamayınız bir daha!…”
“- Fakat komutanım yönümü UFO’ya doğru çevirdim.Aynı sırada UFO’da helikoptere doğru döndü ve helikopterin sol kanadına yaklaşarak yan yana uçmaya başladık.Bu Uçan daire, Üs Havaalanı üzerinde 100 feet kadar alçalarak, olağanüstü manevralar ve sortiler yapmaya başladı.İçinde oturan iki kişi, biri erkek biri dişi vardı.Hatta güzel bayan bana nanik işareti yaptı.Vallahi gözlerimle gördüm.Genç çocukta yanımdan geçerken dilini çıkardı, ağzım açık kaldı.Daha sonra UFO , helikopterin etrafında manevralar yapmaya başladı.Tecrübeli pilot olduğumdan , UFO’ nun hareketlerinden sıyrılarak manevralarına cevap vermeye başladım.Bu tehlikeli ‘ it dalaşı ‘ yaklaşık 5 dakika sürdü ve UFO’nun aniden inanılmaz bir hızla ortadan kaybolmasıyla son buldu…”
Olaya inanmayan ve kahkahalarla gülen Yetkililer , araştırmaların süreceğini ve olayın NASA başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara bildirileceğini söylediler. Ayrıca , konuyla ilgili tüm fotografik görüntü ve video kayıtlarının , Türkiye’nin diğer kesimlerinden gelen benzer belgelerle birlikte generallere ve diğer üst rütbeli yetkililere ulaştırıldığını eklediler. Konu hakkında bir açıklama yapan Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Derneği Başkanı, kendilerinin olayı araştırdıklarını söyleyerek , pilotun UFO’yu gördüğünün halüsinasyondan ibaret olduğunu ekledi. Ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı ‘MİT’ bünyesinde bir UFO masası bulunduğunu ve onlarında UFO olaylarındaki artışı takip ettiklerini söyledi. Filo Nöbetçi Amirliğini yapan Hava Pilot Yüzbaşı tarafından tutanaklara geçirildi ve derhal Ankara Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ na rapor edildi.
Kapı tokmağının sesine koşan Hacer hanım dış kapının mandalını kaldırdı.Karşısında iki yabancıyı görünce şaşırdı;
“- Haçan buyirun oğlim kimi aramiştunuz?…”
“- Merhaba efendim ben Nuri, bu da uzaylı arkadaşım Huri…”
“- Ne uzaylisu evlat, benimle kafami bulirsun da?…Ne işinuz var bu dağun tepesinde gecenin kör saatinde?…”
“- Kocanızın icat ettiğiniz silah hakkında konuşmaya geldik.Bu silah çok tehlikeli.Siz aklınızla bin yaşayın emi…Bu silah kötü niyetli dünyalıların veya başka gezegendeki uzaylıların eline geçerse dünyada kıyamet kopar.Şu anda uzaylılar tarafından izleniyorsunuz.Kocanız bu silahın grafik ve şemalarını derhal yok etmeli…”
“- Ha neden edecekmiş evlat.Benim yaşım yetmiş, işim bitmiş.Temel’ in yaşi benden beş fazladur.Ta…On yaşından beridur silahlara ilgimiz var.Babam eski bir silah yapımcısidur.Kurtuluş savaşında Türk askerlerine, az mı mühimmat yapmadık.Bu bizde genetik mirastir oğlim da…Deyuver bakim ha ben saa neden inanacağum?…Haçan benim heruf şimdi evin altundaki silah atölyesinde çalişur.Durin ıslık atayım…”Kadın iki parmağını ağzına götürüp başladı ıslık çalmaya;
“- Haçan bizim buralar dağliktur.Islik çalarak anlaşiruz da.Ha durun bakayum, siz şimdi bu dağın tepesine nasıl çıktunuz uşşağım?…Sizden biraz önce de garip kıyafetli, siyah gözlüklü, iki adam daha geldiydu. Temeli sordilar idu…Şimdi aşağıda silah pazarliğu eder konişirlar…”
“- Ne olamaz bu!…Bizden önce başka Galaksiden gelen kötü niyetli uzaylılar olmalı bunlar mutlaka.Hemen olaya el koymalıyız Nuri…”
“- Helikopterle geldik Teyzeciğim.Temel Reis’ le insanlık adına mutlaka görüşmemiz gerekiyor…”
“- Ha bak ıslık çalarak, kuş dilince “yabancılar seninle görüşmek istiyor…” dedum.Neden cevap vermiyor acaba garip bir durim var…”Bu sırada elektriği olmayan üç beş haneli dağın tepesindeki evin bodrum katına Hacer hanımın elinde bir isli lamba ile aşağı indik.Bizi gören iki siyah giyimli şahıslardan birinin elinde Temel reisin yaptığı silah vardı.Bizim geldiğimizi görünce silahın namlusunu önce Temel Reis’ e doğru ateşledi, sonra Hacer hanımı tamamen yok etti.Böylece delilleri tamamen ortadan kaldırdılar. Hızla dışarı çıkıp, uçan dairelerine bindiler ve gökyüzüne doğru havalandılar.Tabi biz de Ufomuza binip peşlerine takıldık.Yarım saat süren dünyanın tepesindeki manevralarımız sonunda hiç ummadıkları bir anda düşman uzaylıları şaşırtarak yüksek bir dağa çarpmasına sebep olduk.Silah ve projeyi yok etmeyi başardık.Artık yorgunluk çayını hak etmiştik.Termostaki Sıcak suyumuzu bardaklarımız içine boşaltıp, içine sallama Rize çayı katarak afiyetle içtik.
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 9. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
O gece büyük bir felaketi önlemenin rahatlığı ile Huriye beni, Belgrad Ormanı’ na park ettiğim aracıma kadar bıraktı.O gece Vedalaşırken O’ nu çok arzuladığımı hissettim ve öpmeye başladım.Ağaçların altında uzun süre seviştik.Kendimi tamamen O’ nun şefkatli kollarına bırakmıştım.”Baldız baldan tatlı olur”, derlerdi de inanmazdım!…Hafta sonu okul tatilinde beni almak için geleceğini söyledi ve hızla uzaklaştı.Eve geldiğimde annem beni kapıda karşıladı;
“- Oğlum bu kadar geç Saatlerde nerelerde kaldın?İnsan bi cepten arar ya…Hoh de bakayım!…”
“- Hoh…”
“- Bak yine aslan sütü içmişsin, ağzının içi anason kokuyo…Oğlum sana kaçkez söylecem bu yaşta içme şu zıkkımı diye.Siroz hastası olursan döverim bak seni!…”Babam söze girdi;
“- Rahat bırak hanım çocuğu…Aslan oğlum benim, içer de sıçar da!…”
“- Of…Aman tamam be anne, ben reşit sayılırım…”Yatağıma kendimi attım ve başladım deliksiz uykuya.Ertesi gün okuluma gittim.Okulun hafta sonu tatiliydi arkadaşlarla Beyoğlu’ na dolaşmaya çıkmıştık.Aman Tanrım bir de ne göreyim!…Huriye tam karşıdan bize doğru yaklaşmaya başladı;
“- Merhaba sevgilim, sana yarın buluşuruz dememiş miydim?…E buluştuk işte!…Yanındaki arkadaşlarınla beni tanıştırmayacak mısın bip?…”
“- Evet arkadaşlar size arkadaşımı tanıştırayım.İsmi Huriye…”
“- Merhaba gençler benim adım Huriye bip…Tanıştığımıza memnun oldum bip bip…”
“- Hoş geldiniz, Ufo Nuri’ nin akrabası filan mısınız yoksa “bip bip…”, deyip duruyorsunuz?…Benim ismim Nur, ben de memnun oldum.”
“- Ben Eda…”Murat gözlerini Huriye’ nin gözlerinden alamıyordu;
“- Ufo Nuri’ cim, akrabanız ne kadar güzel bir kız.Sanki moda dergi kataloglarından çıkmış gibi…”
“- Zaten kendisi uzayda mankenlik yapıyor usta!…”
“- Kendisini bikini defilesinde izlemeyi çok isterdim doğrusu!…”
“- Barbaros Şansal ve Nur Yerlitaş’ ın bu ay sonunda “Uzay Yolu defilesi” var.Birbirinden güzel ufo kızlar, uzaylı elbiseleri ile resmi geçit yapacaklar.Seni o defileye mutlaka davet edeceğim bip!…”
“- Çok memnun olurum…”
“- Benim ismim de Ayten…Ufo Nuri hiç sevgilisi olduğundan bahsetmemişti.Nerelisiniz Huriye hanım?…”Huriye işaret parmağıyla gökyüzünü işaret etti;
“- Ziganu Galaksisi, Hitiyna Gezegeni Damoon’ dan Huriye bip bip!…”Arkadaşlarım şaşkınlık içinde birbirine bakıp gülüşmeye başladılar.Ben söze girdim;
“- Arkadaşlar karşınızda reel bir uzaylı duruyor.Çok mu şaşırdınız?…Haydi Huriye sen de aramıza katıl Hayal Kahvesi’ nde bir şeyler içelim…”
“- Tamam sevgilim bip bip!…”Nur seslendi;
“- Aaaa…Sana sevgilim dedi.Siz sevgili misiniz Ufo Nuri?…”
“- Yok canım…Bu uzaylılar da her önüne gelene sevgilim derler!…”Eda seslendi;
“- At bakalım ufo Nuri at…Başımıza taş yağacak hahaha…”
“- Başınıza taş yağmayacak fakat dört yıl içinde Marmara Bölgesi’ nde büyük bir deprem olacak ve yer yerinden yarılacak.İstanbul sular altında kalmadan yüksek yüksek tepelere ev kurmalısınız arkadaşlar!…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 10. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
Hayal Kahvesinin üst katında bir masaya oturduk.Huriye mini eteği ile bacak bacak üstüne attığında bütün erkeklerin gözleri, Huriye’ nin sütun gibi bacaklarına takılıp kalmıştı.Huriye çantasından sigarasını çıkardı ve dudağına götürdü.Yan masadaki erkeklerin hepsi birden çakmağını çakıp, sigarasını yakmak istediler.Bu durumu gören masadaki diğer kız arkadaşlarım kendilerinin ikinci plana atılmasına biraz bozulur gibi oldular;
“- Teşekkür ederim baylar…Çok nazik Türk’ lersiniz!…Bir de bana Türk’ler kaba olurlar demişlerdi.Kocaman bir yalan…Yalan…başkası yalan…dünyada Türk’ lerden başkası yalan!…” Yan masadaki gençlerden biri;
“- Güzelim biz Türk’ üz, sen Paris’ ten mi geldin?…Bir Türk dünyaya bedeldir…hahaha…”
“- Hayır Uzaydan geldim…”Murat söze girdi;
“- Bir kere şunu kesinlikle ama kesinlikle aklınızdan çıkarmayın arkadaşlar.Bu kız milleti her daim dokunsan ağlayacak gibi yaşar.Yani sürekli bi sorunları vardır.Ya aileleri onları anlamıyodur,ya güzel görünmek isterler, ya abileri sürekli onları baskı altında tutuyordur ya da sırf sorunlu gözükmek için bi sorunu varmış tribi yapıyordur.Örnek olarak;Huriye ‘ nin bize uzaylı muamelesi yaptığı gibi.Peki burda biz ne yapıyoruz?Tabi ki biraz psikologluk oynuyoruz.Biraz sonra Nasıl Karizma Yapılır bölümünde de inceleyeceğimiz üzre siz zaten kıza karizma yapmak için mutlaka psikoloji ve felsefeyle ilgilendiğinizi O’ na söyliyceksiniz bu ilk adım.Sonra da gidip kızı teselli eden centilmen dost tribine yatacaksınız.Ama centilmen olmanız bu durumda pek işe yaramaz o yüzden kızın karşısında zihin okuyan bi tip gibi gözükmeniz lazım.Bunu nasıl yapacağınızı da anlatıyorum? Neden çünkü abaza kardeşlerime bir hizmet olsun diye anlatıyorum…”Eda söze girdi;
“- Ama önce kız psikolojisi ve kızların tarihsel gelişim süreçlerini iyi incelemelesiniz.Bu kız psikolojisi öyle menem bir şeydir ki üstat Freud bile kızların psikolojisini çözemediği için intahara teşebbüs etmiştir. Ama sonunda azmedip çözmeyi başarmıştır. Freud da aynı sizin gibi abazaydı. Hayatını anlattığı kitabındaki şu cümleler her şeyi çok iyi açıklar “- En uysal kadın hastalarımdan birini, çektiği acılardan kurtarmıştım o gün.Hİpnozla sağlamıştım bunu , hastamın krizlerini geçmişteki nedenlerine bağlayınca bu çok zor işi başarmıştım Ve hastam uyanır uyanmaz kollarını boynuma dolamıştı. Tam o sırada bir hemşirenin beklenmedik bir şekilde içeri girişi, aramızda tatsız bir soğukluğu önlemiş oldu.İkimiz de o gün hipnoz tedavisine son vermeyi kararlaştırdık…” Dediğim gibi kızların beynini okuyacaksınız ama kız psikolojisini tam anlamıyla özümsemeniz lazım…”Huriye söze girdi;
“-Ay…Çok komiksiniz.Bir kere şunu asla ama asla unutmayın.Evrendeki hiçbir varlık beyin okuyamaz. Ama siz dünyalı kızlara erkeklerin “ saçı uzun, aklı kısa” demeleri normaldir.Bir çok bilim adamıınız var da bilim kadını hani?…Etken, edilgen konumları yani…O yüzden telaş yapmanıza hiç gerek yok.Dünyalı kızların hepsinin düşünme stilleri aynıdır.Bazı taktikleri uygulamak kızın gözünde bir anda beyin okuyan dahi bir psikolog konumuna gelebilir ve kızı tavlama olayını rahatlıkla aşabilirsiniz.
Bu erkeklerin daha öncede söylediği gibi mutlaka ama mutlaka bi abazan sorun(!)ları vardır.Kızlar “sıkıldım” triplerini sadece ve sadece dikkat çekmek için yaparlar.Sürekli olarak “Kimse benle ilgilenmiyor, kimse beni anlamıyor…” diye düşünüp etrafındaki erkeklerin dikkatini çekmeye çalışırlar. Amaçları birinin gelip kendilerinin kaprislerini çekmesini sağlamaktan başka bir şey değildir.
Ama siz gidip kızın yanına onla konuşmaya çalıştınız diye kızın sizinle konuşacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Üzgünüm ama asla böyle bir şey yapmazlar.İşte bu yüzden sizin olayınız beyin okumak…Offf sıkıldım hadi arkadaşlar dans edelim…” Arkadaşlarla birlikte dansa kalktık.Huriye müthiş bir gösteri yaparak çemberin içinde kaldı.Hayal kahvesinde oturan erkekler O’ nunla dans etmek için yarışıyordu.Bir ara dans ederken üzerindekileri çıkarmaya kalktı, ayıp karşılanacağını söyleyerek zor ikna ettim.Gecenin sonunda arkadaşlarla ayrılarak Huriye’ yi ufosuna kadar bıraktım.Eve telelefon açıp aileme arkadaşımda kalacağımı, merak edecek bir durum olmadığını söyledim.Sabaha kadar Ufoda Huriye ile birlikte hem seviştik, hem de Türkiye’ nin doğal güzelliklerini dolaştık.Sayesinde hiç gitmediğim, hiç görmediğim yerleri gezdim.Peri bacaları, Efes harabeleri, Ölüdeniz, Eğridir Gölü turundan sonra Şirince Kasabası’ na uğrayıp Şirince şarabının tadına baktık ve geri döndük.Sabah güneş doğmadan beni aldığı yere bıraktı;
“- Gidiyor musun Huriye?…”
“- Evet sevgilim gitmek zorundayım…”
“- Çocuklarımı ne zaman görebileceğim?…”
“- Bu hafta sonu ailenden iki gün izin al.Seni gizlice İnditürkei gezegenine sokacağım.Uzaktan yaşananları izleyip sessizce geri döneceksin.Merak edeceğin bir durum yok.Çocukların hepsi çok mutlular, nafakaya filan ihtiyaçları yok!…”
Okulda arkadaşlarım bir hafta boyunca Huriye’den bahsettiler.Nur söze girdi;
“- Nerede senin uzaylı arkadaşın?…Valla ben hayatımda böyle alımlı ve uçuk kız tanımadım.Kendini uzaylı zannetse de iyi bir kıza benziyordu.Tekrar gelirse beni de çağır.Çok hoşuma gitti sohbeti…”Eda söz aldı;
“- İnsan biraz uzay numarası filan yapardı.Ne bileyim yani ışınlanır, elleriyle sihir filan yapardı değil mi arkadaşlar?Fakat niye yalan söyleyeyim çok güzel dans ediyordu…”Murat söze girdi;
“- Kıskanmayın kızlar…Bütün bakışlar üzerindeydi.Siz O’ nun yanında solmuş çiçekler gibiydiniz hehehe…Beni defilesine davet etti.Size mucuk!…”
Bir hafta geçip gitmişti.Kafamdaki sinyallerden ve msn den Huriye’ nin yaklaştığı haberini alınca arabama atlayıp, Belgrat Ormanı’ na gittim.Ufosuna bindiğim gibi, Yeni gezegene doğru III.Tür çocuklarımı uzay(dünya) gözüyle görmek için hareket ettik.
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 11. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
Gökyüzünün boşluğunda yüzen bir adayı andıran göktaşları, samanyolu, büyükayı, küçükayı yıldızları arasından, Ufo ile süzüle süzüle beşinci boyuttaki III.Tür çocuklarımın bulunduğu yeni gezegene doğru hedefe kilitlendik.Etrafta uçan uzay araçlarına el salladık.Uzaktan İnditürkei gezegeni göründü ve Huriye gülümseyerek seslendi;
“- Yeni Gezegenimiz göründü.Ben tekrar eski şeklime dönmeliyim…” dedi ve üzerindeki elbiseleri çıkardı.Sonra elinde bistürüye benzer keskin bir aletle vücudunun yan tarafını kesti.Yüzeyindeki ten rengi sunni deriyi çıkardı ve üç uzun parmağını kullanarak katlayıp çantasına koydu;
“- Huriye’ yi çantama sığdırdım.Bu şeklimi nasıl buldun sevgilim?…Seni korkutuyor muyum yoksa?…”
“- Hayır asla senden korkmuyorum.Fakat şekliniz bana çok yabancı.Biz ayrı dünyaların insanıyız sevgilim!…”
“- Yeni gezegenimiz yakından nasıl görünüyor?…Dur burnunun kenarına ve ayağına şu letleri takmalıyım.Bu aletler sayesinde hava değişimi ve ortama uyum sağlamanı kolaylaştıracağım.İster yürürsün, istersen uçarsın…”
“- Sanki rüyada gibiyim.Şu çağlayanın akışına, şu uçan kuşların güzelliğine bak.Bu kuş türlerini ve etrafta dolaşan hayvanları daha önce hiç görmemiştim.Bu dev çiçekler, ağaçlar çok güzeller.Çocuklarım neredeler?…”
“- Bastığın yerin altında?…”
“- Ne?…”
“- Bizler, dünyalılar gibi “gökdelen” yapmak yerine, yeryüzü şeklini bozmamak adına “yerdelen” konutları yapılandırdık.Hava bacaları ve güneş gören pencereler sayesinde evlerimiz uzay modelinde dizayne edilmiştir.Eyvah!…Aldığım sinyallerden peşimize askerler düştü.Babam bana seni buraya getirdiğim için çok kızacak.Burdan kaçmamız imkansız.En iyisi babama durumu açıklamalıyız…”Bu esnada yanımıza yaklaşan görevli uzaylı askerler bizi yakaladılar ve büyük bir cam fanusu andıran şatosundaki koltuğunda oturan Prof.Dr.Samicicio’ nun huzuruna çıkardılar.Sütlü Nuriye’ de babasının yanıbaşında duruyordu. Doktorun kızgın olduğu her hareketinden belli oluyordu.Uzay dilinde kendi aralarında Huriye’ ye yüksek sesle sesleniyordu.Daha sonra Türkçe konuşmaya başladı;
“- Sen ne hakla kızımı kandırıp yeni gezegenimize geliyorsun?…”
“- Affedersiniz peder… Çocuklarımın yüzünü ölmeden evvel son bir kez uzay gözüyle görelim dedik, hata mı ettik!…”
“- Görsen ne olacak ki?…Bunların hepsini öyle bir yetiştireceğim ki, sadece dünyalı yaratıkları yok etme planıma göre hareket edecekler.Zaten bbunlar sizi telef etmeden siz kendi kendinizi nükleer silah ve atom bombalarıyle yok edeceksiniz de…Ne olur, ne olmaz!…”
“- Lütfen baba elini kana bulama.Dünyalılar çok iyi insanlar.Onları yok etmeyelim ve kaderleriyle başbaşa bırakalım…” Sütlü Nuriye seslendi;
“- Çocuk benim nüfusuma kayıtlı.Yılda bir sefer gelip çocuğunu görebilirsin Nuri…Sen ve ailen uzaya yerleşebilirsiniz, çocuklar ikiyüz yıl yaşayıp, dünyayınızı yavaş yavaş istila edecekler…”
“- Ben dünyamdan vazgeçemem.Gelmişken yavrumu göreyim bari.”
“- Getirin oğlumu buraya!…” Uzaylı bir dişi bakıcının kucağında bizim tabirimizle iki yaşında(uzaylılara göre bir yaşında) insan ve uzaylı karışımı melez bir yaratık getirdiler.Nuriye çocuğunu kucağına aldı ve seslendi;
“- Bak yavrum bu adam senin baban.Hadi baba de O’ na!…”Uzaylı sevimli yaratık, gülücükler atarak seslendi;
“- Baba…Baba…”Çocuğu kucağıma verdi.Bu sevimli yaramaz yaratığın, benim bir parçam olduğuna inanamıyordum.Başını okşayıp, yanaklarından öptüm.Prf.FDr.Samicicio seslendi;
“- Buna benzer yüzlerce çocuğun var.Bunlar nizam ve intizam içinde klonlandı ve on yıl içinde hepsi silahşör olarak yetişecek ve dünyanızı yok edecekler.”
“- Lütfen dünyamızı karartmayın peder.Biz size ne yaptık.Eğer Allah korkusu varsa bizi kaderimizle baş başa bırakın.Zaten Uzay araştırma istasyonu yetkilileri açıkladı.Son dört yıl içinde Marmara bölgemizde büyük bir deprem olayı bekliyoruz…Daha bizden ne bekliyorsunuz?…”Huriye ortaya atladı;
“- Evet babacım, bu zavallı dünyalılara yardımcı olmalıyız.Hayat pahalılığı, geçim derdi, trafik sorunu, işsizlik, hava kirliliği, adaletsizlik vurmuş bu insanlara, bir de biz vurmayalım!…Eğer bu inadından vazgeçmezsen kendimi imha ederim veya evden kaçar giderim bak ona göre!…”Bu sözlerden çok etkilenen Profösör kendi kendine biraz düşündü ve daha sonra insafa gelerek kararını açıkladı;
“- Haklısın kızım.Dünyalıları kaderleriyle baş başa bırakmak en güzeli.Bu çocuklara kötülük yerine iyilik aşılamaya karar verdim.Konsülü toplayıp yaptığımız davranışın iyi bir şey olmadığını söyleyeceğim.”Yanlış hesap İnditürk’ ten geri döner..” lafını atalarımız boşuna dememişler!…”
“- Sağol babacım.Şimdi biz serbest miyiz yani?…”
“- Git gözümün önünden, bu damadım olacak herifi de yanına al ve birkaç gün gezdir.Çocuklarına doya doya sarılsın ve onlarla çocuk parkında oyunlar filan oynasın.Daha sonra O’ nu kendi dünyasıyla baş başa bırak ve geri gel.Sen de benden habersiz dünyaya bir daha adım atma, cezalandırılırsın!…”
“- Söz babacım.İki gözüm önüme aksın , senden habersiz gitmeyeceğim…”
ARKASI YARIN
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
***UFO NURİ-ÜÇÜNCÜ TÜR(K)LER*** 12. BÖLÜM***YAZAN:Sedat ERDOĞDU***ARKASI YARIN***
“- Hoş geldin oğlum.Nasıl geçti hafta sonu tatilin bakalım?Arkadaşlarınla derslerinize iyi çalıştınız mı?…”
“- Bekar evi ne de olsa annecim.Evin tavanı hamam kubbesi gibi, güneş tepeden giriyor eve.Bol bol Rize çayı içtik, vitamin hapları yedik!…”
“- Kaçıncı kat?…”
“- Havuç misali, yer altında yaşıyor!…”
“- Nasıl yani?…”
“- Şey…Bodrum katta oturuyor demek istedim.Gayet güzel keyifli iki gün geçirdim annecim.Sen keyfine bak, ben erkenden uyumak istiyorum.”
“- Aman… Senle de hiç adamakıllı oturup konuşulmuyor ki.Madem ev bodrum katta da, güneş tepesinden nasıl giriyor anlamış değilim. Git yat da zıbar eşşolueşşek!…”
Çoktandır uzaylı arkadaşlarımdan haber alamaz olmuştum.Bilgisayarımdaki msn me devamlı bakıyordum fakat yine” çıt” yoktu.Aradan üç yıl geçti.Kafama yerleştirilen çipten dolayı, derslerde okul hocalarına ders verir hale gelmiştim.Sınıf arkadaşım Nur ile ilşkilerimizi evliliğe kadar ilerletmiştik.Ailem kızı örf ve adetlerimize göre istedi.Nişanımız yapıldı.Düğün tarihimizi 2014 yılının 20 Ağustos tarihine ayarladık.Davetiyeler basılmıştı ve büyük bir otelin en üst katındaki balo salonunda düğünü yapmaya karar verdik.Düğün günü sınıf arkadaşlarım ve aile dostlarımız salonu doldurmuş bizi bekliyorlardı.Nur gelinliği içerisinde bir peri kızı gibi duruyordu.Odadaki bilgisayara gözüm takıldı.Düğün hazırlıklarına dalmış, çoktandır messengerimi açmamıştım.Açınca karşımda yeşil ışık yandığını gördüm.Çok heyecanlanmıştım.Birden Huriye kırmızı yazı ile yazmaya başladı;
“- Ulan salak herif nerelerdesin?…Bir haftadan beri sana haber iletmeye çalışıyorum, sen ortalarda yoksun.Babam dışarı çıkmamı yasakladı ve ufoma el koydu gelemedim.İki saate kadar Marmara’ da büyük bir deprem olacak, ilgilileri uyarmalısın.Benden günah gitti, hadi çüz…”dedi ve bilgisayarım kendiliğinden kapandı.”- Eyvah…” diye Nur’ doğru seslendim.Nur hayretler içinde;
“- Ne oldu sevgilim?…”dedi;
“- Bu evliliği şimdilik erteleyelim.Benim Siriüs Uzay Bilimleri Enstitüsüne acele gitmem lazım!…Sen aileni de yanına alıp bu binadan uzaklaş.Belgrad ormanlarına gidin çabuk.İki saat içinde büyük bir deprem olacak…”
“- Ne…Olamaz Nuri.Beni böyle yüzüstü bırakıp gidecek misin?…Gidersen bir daha dönme, bu yüzüğü de şimdi burada atıyorum!…Asıl sen git ormana, ayı…”Ben arkama bile dönüp bakmadan hızla uzaklaştım.Siriüs yetkililerine durumu acil olarak anlattım.Yetkililer televizyonlara bilgi verdiler.Kimse oralı olmuyordu.Yerel bir tv. kanalı olayı duyurduğunda dinleyenler gülüp geçmişti.Ben görevimi yaptığıma inanarak düğünün yapıldığı ortama geri döndüm.Ortalıkta kimsecikler görünmüyordu.Okuldaki tanıdığım arkadaşlara telefonla deprem olacağını evlerini terketmelerini söyyledim.Fakat kimse beni dikkate almıyordu.Artık yapacak fazla bir şey yoktu, eve hareket ettim.Annem beni görünce açtı ağzını, yumdu gözünü;
“- Senin gibi evlat doğurmaz olaydım.Bizim ve kızın aile şerefimizi iki paralık ettin tu…utanmaz herif!…”
“- Ya anne yüzüme neden tükürüyorsun ya?…Hem ben Nur’ a söyledim deprem olacağını.Neden hala yükte hafif pahada ağır ne varsa alıp kaçmadınız ormana?…Bak hala oyalanıyorsun.Babam nerde?…”
“- Büyük apdestini yapıyo…” koşarak tuvaletin kapısına vurmaya başladım;
“- Hadi baba biraz acele et, deprem olacak dışarı çıkmalıyız…”
“- Ulan oğlum, sen kafayı peynir ekmekle mi yedin?…En rahat edeceğim yerde, beni rahatsız etmeye utanmıyor musun?….Depremin beş dakika daha bekleyemez mi?…”
“- Sana çabuk ol diyorum baba, bu iş şakaya gelmez…” dedim ve tuvaletin kapısını tekmelemeye başladım.Babam sinirle tuvaletten dışarı çıktı ve eliyle bana avanak işareti yaptı;
“- Seni Bakırköy’ de bir uzmana götürmeli oğlum.Sen uzaylılara iyice kafayı taktın…”
“- Babacım ne olur Ormana gidelim.Mangalı da yanımıza alıp piknik yapalım.Canım cızbız çekti, adana kebabını sen ne güzel yaparsın!…”
“- Hah.. öyle desene evladım.Tamam hadi hanım, düğünü bozma şerefine, pikniğe gidiyoruz hazırlan…”
“- Ay…çok güzel olur valla.Ben de çok özlemiştim bey…”Ailemi piknik yapma vaadiyle kandırmış olmanın mutluluğu içerisinde Belgrad ormanına geldik.Etrafta binlerce İstanbul’ lunun olacağını zannederek yanılmıştım.Sadece bana inanan Siriüs yetkililerinin aileleri vardı ve ortalıkta başka insan görünmüyordu.Nur’ a telefon açtım;
“- Sana nişanda taktığım takıları, derhal geri istiyorum.Bize yaptığınız düğün erzaklarını bir bohçaya koyduk, geri vereceğiz.Aileni de yanına al, Belgrad ormalarına gel.Ailecek sizi orada bekliyoruz hanımefendi!…”
“- Tamam ulan.Hemen getiriyoruz.Biz şerefli insanlarız, sizin iki paralık takınıza tamah etmeyiz.Yarım saat sonra ordayız…”Ben telaş içinde, sağa sola telefon açıyordum fakat takan yoktu.Çaresizlik içinde beklemeye başladım.Babam mangalın başında kebapları yelliyordu ki uzaktan Nur’ ların arabası göründü.Bu esnada büyük bir şiddetle yer sallanmaya başladı.Annem ve babam dehşet içinde gözlerini açarak korkuyla birbirlerine sarıldılar ve bana baktılar…
YAZAN:Sedat ERDOĞDU
S O N