Geleceğin Uzay Gemileri

İkarus projesinin grafik mühendisi Adrian Mann, yıldızlararası yolculuk için gerekli olan uzay araçlarına dair bazı konsept çalışmaların çizimlerini yaptı.

Güneş sistemimizin ötesine, uzayın derinliklerine yapılacak yolculuklar için, araçların nükleer güç ve anti-madde gücü gibi bazı itici mekanizmalara sahip olması bekleniyor. Bu beklentilere göre yapılan ilüstrasyon çalışmalarını Adrian Mann’ın gözünden görebilirsiniz.

Saturn Roketleri

Saturn V’in (sol baştaki) bazı eklemelerle geleceği son hali.

NERVA Uzay Aracı

İki nükleer güç mekanizmalı NERVA yörüngede birleşirken astronot ekibi ona yaklaşıyor. Hedef: Mars!

Orion Uzay Aracı

Nükleer patlayıcılar güçlendirilmiş Orion uzay aracı Mars’a yolculuk için yörüngeden ayrılıyor.

Orion Mars Uzay Aracı

SuperOrion

Nükleer patlayıcıların getirdiği devasa güçle büyük bir uzay aracı öngörülmüş.

Bussard Hunisi

Yıldızlararası seyehatin en büyük sorunu yakıttır. Robert Bussard, yakıt olarak kullanmak için uzaydaki hidrojeni toplayan dev bir manyetik huni tasarlamış.
Bussard huni itişi

Daedelus Projesi

1970’lerin başında Britanyalı bir ekibin tasarladığı dünyanın ilk yıldızlararası araç projesi.
Daedelus uçuşu.
Daedelus ve Saturn V
Aracın küresel tankları, nükleer füzyon için gerekli yakıt granüllerini taşıyor.
Daedelus’un yolculuğu.

Anti-Madde Çekişli Roket Sistemi

Uzayda ateşlendiğinde, anti-madde parçacıklarını vakum gibi çekerek yakıt oluşturma konseptine dayalı bir tasarım.

Daedelus İnşaatı

Europa uydusunun yörüngesinde inşa edilmiş Daedulus uzay gemisi.

İkarus Projesi

Fizik ve astronomideki yeni gelişmeler ışığında düşünülen uzay gemisi projesi.

Icarus Pathfinder

Elektromanyetik motorlarla güç verilen uzay aracı: Icarus Pathfinder.

Icarus Starfinder

Icarus Ortem

Yıldızlararası seyehat için yakıt edinmek büyük bir sorun. Burada öngörülen çalışma ise şöyle: Jüpiter’in yörüngesinde bulunan uzay gemisi, gezegenin atmosferine uzanan devasa uzunlukta bir tüp ile oradaki gazı çekip işliyor. Bir nevi benzincide durup yakıt olarak gaz almak gibi.

Icarus Balonları

Yakıt bulmanın başka bir yolu. Uranüs’ün atmosferine balonlarla giren araçlar, yakıt tanklarını buradaki gazlarla dolduruyor.

Icarus Projesi

Ikarus projesi henüz dizaynı kesinleşememiş bir uzay aracı projesi. Burada aday konseptlerden biri görünüyor.

Icarus Graphene

Başka yıldızlara yolculuk sırasında aracı koruyan kalkan için grafen kullanan Icarus konsepti.

Icarus İnşaatı

Gelecekte uzay gemileri, belki Dünya yörüngesinde halka biçimli bir inşaat alanında inşa edilebilir. Hatta bunu görmek isteyen uzay turistleri için otel odaları bulunabilir.

SKYLON Uzay Aracı

SKYLON, Reaction Engines şirketinden konsept bir araç. Devrimsel motor teknolojisiyle üretilmiş, tamamen yenilenebilir tek kademeli fırlatma aracı.
SKYLON konsept aracı
SKYLON konsept aracı Dünya yörüngesinde 16.5 ton ağırlığı taşıyabilecek şekilde tasarlanmış.
SKYLON uçuşu.
SKYLON motoru (ingilizce)
SKYLON uydu kargo hizmeti
SKYLON, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda.
SKYLON ile bir uzay istasyonu kenetlenebilir.
Bu istasyona eklenecek 2 modül ile, 20 konuklu bir yörünge oteli yapılabilir.

FLUYT

FLUYT, yörüngesel transfer aracı. 2008’deki araştırmalarla ortaya çıkarılan bu araç, yenilenebilir roket sistemiyle kalıcı olarak yörüngede durabilir.

Baz İstasyonu

Bu konsept çalışma, astronotlar için konaklama ve yörüngesel enkazlardan korunma sağlayabilir.

Troy Aracı

Troy aracının Mars’a tahmini ulaşım süresi 264 gün olarak öngörülüyor. Mars’a ulaştığında resimde görünen 3 iniş modülü, ayrılarak bir üs olarak kullanılabilecek.

Kaynak: space.com

“Geleceğin Uzay Gemileri” üzerine 10 yorum

  1. Çok güzel emek vermiş yazmışsında zaman diye bir şey yok ki…zaman yok sonsuzluk var…zaman masalını unutun…

  2. GALAKSİLER ARASI YOLCULU NASIL OLACAK
    Uzayda çok büyük hızlarda yol alacağız. Beklide ışık hızının 10 katı 100 katı 1000 katlarında yol alacağımızı düşünüyorum. Eğer bu şekilde olmaz ise insanların ömürleri en yakın yıldıza ulaşmak için dahi yetmeyecektir. Işınlanma veya ışık hızıyla bile gidilse yeterli olmayacaktır. Bu yüzden Allah uzayı bomboş yaratmıştır. Biraz sisli havada şehrin bir ucundan diğerine bakın diğer ucunu göremezsiniz. eğer açık bir havada gökyüzüne bakarsanız milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksileri bile görebilirsiniz. İşte bu deney bize uzayın boş olduğunu uzay aracımıza güç verdiğimiz sürece hızlanabileceğimizi göstermektedir.
    Çünkü uzayda sürtünme yaratacak ve aracımızın hızını engelleyecek hiçbir madde yoktur. Bu durum insanların bir gün ışık hızının belki 10 sayısının katlarınca hız yapabileceklerini ve galaksiler arası yolculukları günlerle veya haftalarla olabileceğini göstermektedir.
    Örneğin bir Ferrari araç saate 100 km hıza 6 saniyede çıksın bu araç bu şekilde sürtünmesiz bir ortamda hızlandığını düşünürsek ışık hızının saniyede kat etmiş olduğu 300 000 km ye 2,06 yıl sonra ulaşabilir.
    100 000 m/ 3600 sn = 27,77 metre /saniye (Ferrari aracın bir saniyede almış olduğu yol.)
    Şu orantıyı kurabiliriz Bir Ferrari 6 saniye sonra bir saniyede 27,77 metre yol alırsa kaç yılda ışık hızına ulaşır. Hemen hesaplayalım.
    Ferari 100 km/saat hıza ulaşıncaya kadar GEÇEN ZAMAN = 6 SANİYE 1 SANİYEDE ALINAN YOL (METRE) = 0.027,77 MT
    Uzay aracı ışık hızına ulaşıncaya kadar GEÇEN ZAMAN = 64.818.149,08 SANİYE 1 SANİYEDE ALINAN YOL (KM) = 300.000
    GEÇEN ZAMAN = 64.818.149,08 / 60 = 1.080.302,48 DAKİKA
    GEÇEN ZAMAN = 1.080.302,48 / 60 = 18.005,04 SAAT
    GEÇEN ZAMAN = 18.005,04 / 24 = 750,21 GÜN
    GEÇEN ZAMAN = 750,21 / 365 = 2.06 YIL SONRA IŞIK HIZINA ULAŞILIR.

    Şayet ivmelenmemiz daha yüksek hızlarda olursa ışık hızına daha kısa sürede ulaşabiliriz. Bu uzay araçlarının motorları günümüzde doğrusal parçacık hızlandırıcıların daha gelişmiş versiyonları olacaktır. Parçacık ışık hızında motordan çıktığında etkin tepki prensibine göre uzay aracı toplam ağırlığının yarısını bu şekilde fırlatarak yok ettiğinde ışık hızına ulaşacak durmak içinde yani o km hıza ulaşmak içinde ağılığının bir yarısını daha kaybedecektir. Yani ışık hızına ulaşması ve durması için ağırlığının ¾ ünü kaybetmiş olacak. Biz en iyisi bu çalışmalara hız verelim ve DAHA HIZLI PARÇACIK HIZLANDIRICILARI YAPMAYA ÇALIŞALIM.

    İkinci bir yolda uzay balonu şeklinde araçlar olabilir. Anyştayn’ın görecelik kuramından yola çıkarak galaksimizin merkezine doğru gittikçe artan bir kütle çekim gücü vardır. Bu çekim gücünü daha az hale getirirsek yani atomu balon gibi şişirirsek bunu da atom üzerine etki eden elektromanyetik güç ve zayıf ve güçlü çekirdek güçlerini güçlendirirsek olur diye düşünüyorum. Yapmamız gereken sadece anti gravitaty elde etmek ve bunu uzay aracımızla birlikte kendimizde kapsayacak şekilde olmasını sağlamak olacak. Eğer kendimizde dahil olursak ivmeden etkilenmediğimiz için çok kısa sürede hızlanabiliriz. Eğer bu olursa okyanusun derinliklerinde oluşan bir hava kabarcığı su yüzeyine nasıl hızla çıkıyor ise bizim içinde bulunduğumuz uzay balonu da samanyolu galaksisinin dışına aynı mantıkla çıkacaktır. Tabi bu mantıkla ilk önce dünya kütle çekiminden sonra güneş kütle çekiminden en sonda samanyolunun kütle çekimin den hızla uzaklaşırız. AYNI OKYANUS DERİNLİĞİNDEKİ İÇİ BOŞ BİR ARACIN SU YÜZEYİNE DOĞRU FIRLATILMASI GİBİ MANTIKLA GALAKSİMZİN DIŞINA FIRLATILIRIZ, TABİ BUR DA GALAKSİMİZİN YER ÇEKİM KUVVETİ SIFIRA (İKİ GALAKSİ ARASINDA ) YAKIN OLACAĞI VE YOLA DEVAM ETTİĞİMİZ İÇİN DE DİĞER GALAKSİNİN ÇEKİM KUVVETİNE MARUZ KALIRIZ. BU SEFERDE AYNI HIZLA DİĞER GALAKSİ MERKEZİNE DOĞRU YOL ALMAYA DEVAM EDERİZ. DURACAĞIMIZ YER ÇEKİM KUVVETİNİN DÜNYA İLE AYNI OLDUĞU SEVİYEDE OLACAKTIR. GALAKSİMİZİN HIGG BOZONUNUN ETKİSİ NE KADARSA GİTTİĞİMİZ GALAKSİNİN HIGG BOZONU ETKİSİ AYNI OLUNCAYA KADAR YOLA DEVAM EDER VE DURURUZ.

    Bu yolculukların çok büyük hızlarda olduğu için çeşitli sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Zira şu anda görmüş olduğumuz galaksi ve yıldızlar milyarlarca yıl önceki hallerini göstermektedir. Bunların değişip değişmediklerini bilemeyiz.

    Işık hızından hızlı hareket ettiğimizden dolayı geldiğimiz istikamete baktığımızda arkamızı görebilir miyiz? Işık hızını geçtikten hemen sonra bize arka istikametten dik açıyla gelen ışınları görmemeye başlarız ve hızımız artıkça arkadaki karanlığın çapı artar (KARA DELİKLERDE OLDUĞU GİBİ BİR DAİRE OLUŞUR) ve bu çapın derecesine göre ışık hızının kaç katı hızla gittiğimizi bulabiliriz. Önümüze baktığımızda ise durum bambaşka olacaktır. Zira bizden önce yola çıkmış olan ışın fotonlarını yakalamış olacağız, bu da önümüze baktığımızda arkamızı görmemizi sağlayacak aynı zamanda önümüzden gelen ışın fotolarını da göreceğiz. Yani ön camımızda iki görüntü birden olacak arkadan gelen ışınların sayısı az olduğundan görüntü silik KIRMIZIYA KAYMA önden gelen ışınların sayısı fazla olacağından parlak MAVİYE KAYMA şeklinde olacaktır. Birde ışık büyük kütleli cisimlerin yanından geçerken yolundan sapar. Farklı yoğunlukta maddelerin içinden geçerken de hızı değişir kırılır. Buda ışığında bir kütlesinin olduğunu gösterir.
    Aynı zamanda bu ışınların geldiği kaynağın yani yıldız ve galaksilerin geçmişte neler yaşadıkları nasıl gelişip ve değişime uğradıkları ne gibi evrelerden geçtikleri hakkında bize hızlı çekim bir film gibi bilgiler akacaktır. İşte bu durum bize hem uzayın oluşumu hem de gideceğimiz yıldız ve galaksiler hakkında bilgiler verecektir. Geri dönerken film geri saracak bu durum zamanda yolculuk değil bir insanın yaşamış olduğu ve filme aldığı olayların tekrar seyredilmesi gibi bir şey olacaktır. Atalarımızın ve daha önceki çağların geçtiği zamanın dünyasını görebileceğiz. Yani geçmiş zamanın filmini görür gibi göreceğiz. Bu sayede güneş sistemimizin nasıl oluştuğunu da görebileceğiz, hatta dinozorların başına gelenleri de görebileceğiz. Çok yüksek hızlarda yol alırken önümüze çıkabilecek uzayda başı boş dolaşan meteor ve parçalardan nasıl kurtulacağız.? Uzayın manyetik haritası bize bunu sağlayacak zira manyetik alan ışık hızı ile değil anında tüm evrene hükmetmektedir.

    Çok yüksek hızlarda maddeleri çarpıştırarak yeni yeni maddeler oluşturacağız ve bu maddeler sayesinde çok sağlam uzay araçları üreteceğiz ve bu zorlukları aştıkça aracımızın hızını artıracağız. Birde çok yüksek hızlarda seyreden uzay aracımızdan çıkan ışın fotonları acaba uzay aracımızın hızını 0 sıfır kabul ederek saniyede 300 000 km hızla mı? çıkış yapacaklar yoksa duran bir cisme göre mi? çıkış yapacaklar.

    Benim kanaatimce araç ne kadar hızla giderse gitsin duran bir araç gibi kabul ederek saniyede 300,000 km hızla araçtan çıkış yaparak hareket edeceklerdir. HIZ=BİR CİSMİN DİĞER BİR CİSME GÖRE BİRİM ZAMANDAKİ KONUM DEĞİŞİKLİĞİDİR. İVME= BİRİM ZAMANDAKİ KONUM DEGŞİKLİĞİNDEKİ FARKTIR. Biz dünyada aracımızla yol alırken neye göre hız yapıyoruz. Dünya üzerinde ki konumumuza göre peki hiç güneşe göre veya samanyolu galaksisine göre veya andromeda galaksisine göre neden değerlendirmiyoruz. Işık çıktığı ışık kaynağının neye göre kime göre hareket edip etmediğini bilmesine imkan yoktur. Işığın kaçış hızı (hızı) çıktığı kaynağın kütle yoğunluğu oranında düşük olacaktır. Birde günümüzde uzaya baktığımızda bizden uzaklaşan veya yaklaşan cisimlerin bize gelen ışınları kırmızıya veya maviye kayması nedeniyle bizden uzaklaşmakta ve yaklaşmakta olduğunu biliyoruz. Eğer uzayda hareket eden cisimlerin hızları ne olursa olsun ışık hızı aynı olsa idi maviye kayma veya kırmızı ya kayma diye bir bulguyu bulmamız imkânsız olurdu. Hem iddia edildiği gibi ışın kaynağa bakmadan her cisimden aynı hızla kaçıyorsa kara deliklerdeki ışığa bağlı zaman yavaşlar veya hızlanır teoremini nasıl kurabilirler. Buda bir çelişki. Bana göre yanlış olan bir olguda ışık hızına ulaşıldığında zamanın duracağı kavramıdır. Eğer böyle bir durum söz konusu ise ışık, ışık hızında gittiği için uzaydaki bütün cisimlerin görüntüleri gerçek zamanı göstermektedir. Denilmesi gerekirdi. Birde ışık çeşitli cisimler içinden de aynı hızda geçerdi, Nerden baksan çelişki. Uzay zamanı ve gözlem zamanı vardır. Işık kaynaktan çıkıp gözümüze ulaştığında gözlem zamanı oluşur. Galaksilerden gelen ışınlarda bizi bunu sağlar. Ama gerçek zaman yani kainat zamanı her yerde aynıdır ve yaşanmaya, akmaya devam etmektedir. Tüm evreni kapsayan bir genel görelilik kuramı vardır ve ne kadar alanı kapsadığı bilinmemektedir.

    İyide bunun bize ne faydası var diye bilirsiniz. İşte bu ışınlarla iletişim sağlanacak nasıl mı? Hızlandırılmış ışık fotonları sayesinde iletişim kurulacak. Yani uzay aracından küçük bir ışın fırlatıcı ayrılacak ve uzay aracının katlarınca hızlanarak ışınları fırlatacak haberleşme ya bu şekilde ya da manyetik algılama sayesinde olacaktır. Başka bir varsayımda ışık ışık hızının katlarınca hızlandırılıp hedefe gönderilecektir.

    Gittiğimiz yerden çıkış noktasına baktığımızda nasıl görünecek ve geldiğimiz yere nasıl döneceğiz.? Gittiğimiz yerden geldiğimiz yere baktığımızda geldiğimiz yerin yıllar önceki halini göreceğiz.( Örneğin 100.000 ışık yılı – yolda geçen süre = Bulunduğumuz noktadan geldiğimiz noktaya baktığımızda geldiğimiz yerin yıllar önceki hali görünecektir. ) Yukarıda bahsettiğim gibi uzay aracımızın ön camına düşen ışın fotonlarını kayıt ederek dönüş yolunda kullanacağız. Çünkü bu görüntüler hemen hemen birbirine çok benzer olacak sadece aradaki fark hangi istikamete gidiyor isek karşımızdan gelen ışınlar parlak, geçtiğimiz ışınlar biraz daha az parlak olacaktır. Yanlara baktığımızda ise bulunduğumuz ortamın durumunu yansıtacaktır. O yüzden yan görüntüler gerçek zamanın görüntüleri olduğu için dünyadaki görüntüsü ile farklılık gösterecektir. Şöyle ki Biz diyelim ki 100 000 ışık yılı uzaklıkta bir yıldıza 1 hafta da gidiyoruz. Yolun 4 üncü günü ortalarında uzay aracımızın yan camından baktığımızda ne görürüz. Ortamın o anda bulunduğu hali görürüz. Fakat bulunduğumuz ortamdaki ışınlar dünyaya 50 000 yıl sonra ulaşacağından biz dünyaya göre 50 000 yıl önceki halini görürüz. Yani şöyle bir örnek verebiliriz. Diyelim ki ben bu uzay aracı ile yolculuk yaparken bir cismin veya bir doğa olayının fotoğrafını çektim. Bu fotoğrafı da evladıma verdim. Bu fotoğraf nesiler boyu aktarıldıktan sonra bu fotoğraftaki görüntülerin dünyaya 50 000 yıl sonra geldiği görülecektir. Yalnız şu ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum yaşanan olayların görüntüleri uzaydadır. Yaşanacak olayların görüntüleri kesinlikle olamaz. O yüzden geleceğin nasıl olacağını ancak ALLAH bilir. Zamanda yolculuk yapılabilir mi? Zamanda yolculuk hiçbir zaman yapılamaz. Sadece bu tür yolculuklarda geçmiş zamanın görüntülerine ulaşılabilir. ANCAK GELECEK ZAMANIN GÖRÜNTÜLERİNE HİÇBİR ZAMAN ULAŞILAMAZ.

    Uzay araçları ile yolda gelebilecek felaketlerde dünyamızda yeni bulunan kıtaların bulunmasında olduğu gibi elbette insan kaybı açısından yeni felaketler doğuracaktır ve günümüzde de uzay çalışmalarında insan zayiatları da olmaktadır.

    KAİNAT NASIL YARATILDI ;
    Bana göre zaman görecelidir. galaksilerin kütlesine oranlı olarak metabolizması vardır ve galaksinin zamanı bana göre budur. hız ve ivmede bir cismin diğerine göre ölçülmesinden ortaya çıkar. bir foton tanesi diğerine göre ters istikamette hareket ediyor ise 2 ışık hızında aynı yönde hareket ediyor iseler hızı sıfırdır. ışık hızı ile zamanın alakası yoktur. Tabi ki benim düşünceme göre. (AYNŞTYN DİNİ DÜŞÜNCELERİNİ BİLİME ALET ETTİĞİ İÇİN ALLAH’IN VAR OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA Kİ ŞÜPHELERİ VAR OLDUĞUNDAN BELKİDE ZAMANDA YOLCULUĞUN OLMA OLASILIĞINI DÜŞÜNMÜŞ VE İLİŞKİLENDİRMİŞ OLABİLİR ZATEN BANA GÖRE DE ZAMANDA YOLCULUK YAPAN BİR VARLIK HER ŞEYE MUKTEDİR OLABİLİR.) Aynştyan’ın görecelik kuramı bana göre kütlelerin metabolizma hızları söylemi ile aynıdır. TABİKİ KÂİNATINDA (YANİ İÇİNDE MİLYARLARCA GALAKSİNİN BULUNDUĞU EVRENİN) BİR METABOLİZMASI VARDIR. AMA BU KÂİNATIN METABOLİZMASI HEPSİNİ KAPSADIĞI İÇİN BURADA ZAMANDA YOLCULUK YAPMAK SAÇMADIR. BELKİ KÂİNATLAR ARASINDA ZAMAN YOLCULUĞU MÜMKÜNDÜR. ODA DİNİMİZCE NASIL OLACAĞI AÇIKLANMIŞTIR. ÖLÜNCE……

    E= Cismin enerjisi (joule)
    m= Cismin kütlesi (kilogram)
    c2= Işık hızının karesinin sayısal değeri (kilogram ile çarpıldığında metre/saniye değeri kullanılmalıdır).
    Okunuşu: Bir madde, 1 kg ise enerjisi 89 875 517 873 681 764 J’dür. E=mc2

    BU FORMÜL İLE ZAMANIN NE ALAKASI VAR. ANLAMIŞ DEĞİLİM. BİRDE ENERJİ FARKLIDIR ZAMAN FARKLIDIR. HEM MADDE OLMADAN ENERJİ OLAMAZ. KÜTLE ÇEKİM ENERJİDE, ELEKTROMANYETİK ENERJİDE NÜKLEER GÜÇLÜ VE ZAYIF ENERJİDE MADDE VARSA VARDIR. BENZETME YAPACAK OLURSAK HALK OLMADAN DEVLET OLUR MU?

    Ayrıca bana göre karanlık madde dedikleri bilinmeyen enerji galaksiler arasında daha atom oluşumu aşamasını tamamlamamış veya parlamamış madde yığınları da olabilir. Bence büyük olasılıkla bu tür maddelerdir. Atomun atom altı parçacıklarının aşamaları bu yerlerde vardır. Diye düşünüyorum. Bir atom ne gibi aşamalardan geçmişte, atom olmuş bu yerleri inceleyerek gözlemleyerek görebiliriz.

    KAMER49 – Muhakkak ki Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık. (KURAN-I KERİM Suat YILDIRIM meali)

    EVRENİN ZAMANI BANA GÖRE TOPLAM KÜTLENİN BİRBİRİ İLE ETKİLEŞİM HIZIDIR. EVREN NE KADAR BÜYÜKTÜR BENDE BİLMİYORUM. ZAMAN EN KÜÇÜK İKİ MADDE BİRBİRİ İLE ETKİLEŞİME BAŞLAYINCA BAŞLAMIŞTIR. NE KADAR ÇOK KÜTLE BİRBİRİNİ ETKİLERSE O KADAR ZAMAN HIZLI AKAR. YANİ METABOLİZMA O KADAR HIZLANIR. GALAKSİNİN ZAMANI FARKLIDIR, GÜNEŞİN ÜZERİNDE ZAMAN FARKLIDIR, DÜNYA ÜZERİNDE ZAMAN FARKLIDIR AY ÜZERİNDE DE ZAMAN FARKLIDIR. ZAMAN BULUNDUĞUN YERE GÖRE DEĞİŞİR YANİ GÖRECELİDİR. Ayrıca galaksi görelilik kuramına göre de maddelerin kütleleri galaksinin büyüklüğüne göre ve galaksinin merkezine göre değişmesi gerekir. Yani galaksinin merkezinde metabolizma daha hızlı işler, galaksinin merkezinden uzaklaştıkça yavaşlar. HİÇ BİR ZAMAN SIFIR OLMAZ. Algıladığımız zaman; maddenin kütlesine ve yoğunluğuna göre olayların metabolizma hızlarından kaynaklanmaktadır. Zamanı ölçmek içinde ALLAH AYI VE GÜNEŞİ ÖRNEK GÖSTERMİŞTİR. Zaman görecelidir.

    EN’AM96 – Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran O’dur. Geceyi dinlenmeniz, güneş ve Ay’ı da vakitlerinizi hesaplamak için O yarattı. İşte bütün bunlar, azîz ve alîm (mutlak galip ve her şeyi hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir). (KURAN-I KERİM Suat YILDIRIM meali)

    Bana göre kâinatın oluşumu atomun en küçük yapı taşının üç boyutlu simetrik dağılımının yaratılıp birbiri ile etkileşimi sonucunda atom ve diğer maddeler süreç içinde ortaya çıkmıştır ve zamanın başlangıcı da bu noktadadır. BU NOKTA MADDENİN MADDEYİ ÇEKMESİ İLE TOPLAM POTANSİYEL ENERJİNİN KİNETİK ENERJİYE YANİ HAREKETE DÖNÜŞTÜĞÜ ANDIR. KİNETİK ENERJİDE POTANSİYEL ENERJİDE MADDE VAR OLMADAN OLAMAZ. MADDE YOĞUNLAŞMAYA BİRBİRİNE YAKLAŞMAYA DEVAM ETTİKÇE DE KİNETİK ENERJİSİ ARTMAKTADIR. MADDE KÜTLE KAZANMA AŞAMALARINDA ATOMU ETKİLEYEN KUVVETLERİN MADDEYE OLAN ETKİLERİ DE DEĞİŞİM KAZANMAKTADIR. YER ÇEKİM KUVVETİ GALAKSİNİN EN DIŞINDA BİR MADDE İÇİN EN AZ %0 DEĞİL FAKAT ARTI BİR DEĞER GALAKSİNİN ORTA GÖBEĞİNE EN YAKINKEN DE %100 DEĞİL FAKAT ÇOK YAKINDIR. BANA GÖRE NE %0 OLMALI NEDE %100 OLMALIDIR. DİĞER KUVVETLERDE GALAKSİNİN DIŞINDAN İÇE DOĞRU MADDENİN ÇÖKME YOLCULUĞU DEVAM ETTİKÇE DEĞİŞİK ORANLARDA GÜÇ PAYLAŞIMI SÜRMEKTEDİR. BUNU ÖLÇÜMLER YAPARAK TESPİT ETMELİYİZ. GALAKSİMİZİN DÜNYA KONUMU İLE EŞDEĞER BİR YERİNDE OLAN BİR İNSAN 1,75 MT İSE GALAKSİNİN EN DIŞINDA 20,00 METRE OLABİLİR TABİKİ METREDE DEĞİŞECEĞİ İÇİN BUNU FARK ETMEYEBİLİRİZ.
    FAKAT BULUNDUĞUMUZ YERDEN UZAK GALAKSİLERE BAKTIĞIMIZDA BUNU GÖRMEMİZ GEREKİR. BEN KUASARLARDA BULUTSULARDA MERKEZİNDEN UZAKLAŞTIKÇA BU YANSIMALARI GÖRMEKTEYİM. HEM BU CİSİMLER YETERİNCE KİNETİK ENERJİYE SAHİP OLMADIĞINDAN IŞIMA YAPMIYORLAR YANSIYAN IŞIKLARDAN BU OLUŞUMLAR FARK EDİLİYOR. KARANLIK MADDE DİYE ADLANDIRIYORUZ.

    MADDE BİRBİRİ İLE ETKİLEŞİME GİRDİĞİNDE ZAMAN VE KÜTLE ORTAYA ÇIKAR. Ama etkileşim içine girmemiş olan maddelerde vardır ve onların etkileşimi de devam etmekte olduğundan evrenin enerjisi artmaktadır. Bu büyüme sanıldığı gibi genişleme şeklinde değil etkileşime giren maddelerin birleşmesi kütle yoğun hale dönüşmesi sonucunda yerlerini boşluğa terk etmeleri ile meydana gelmektedir. Bana göre büyük patlama falan yok ALLAH SONSUZ GÜCÜ İLE KÂİNATIN HER YERİNDE MADDEYİ YARATTI VE İLETİŞİME GEÇMELERİNİ EMRETMESİ İLE AŞK (BİRLEŞME) BAŞLADI. SONUMUZ DA AYRIŞMA NETİCESİNDE MEYDANA GELECEK. YANİ KİN VE NEFRET İNSANLARI AYRIŞTIRIR YOK EDERSE KAİNATINDA YOK EDİLMESİ AYRIŞMA YANİ MADDENİN BİRBİRİNDEN UZAKLAŞMASI İLE MEYDANA GELECEK Maddelerin birleşmeleri sonucunda yıldızlar galaksiler ve tüm bu sistem ortaya çıktı ve geniş uzay boşlukları oluştu. Aslında galaksiler bizden uzaklaşmıyor. Biz dünya ve güneş sistemi samanyolu galaksi merkezine doğru yaklaşmaktayız. Yani evrendeki bütün galaksilerde olduğu gibi içe çökme bizim samanyolu galaksimizde de devam ediyor.

    KÂİNATIN YAŞI 13,5 MİLYAR, BİLİNEN UZAYIN GENİŞLİĞİ İSE 156 MİLYAR IŞIK YILI ÇAPINDA, BUNDA BİR GARİPLİK VAR. 1 saniyede bir madde 156 milyar yıl nasıl yol alırda uzayda homojen bir şekilde simetrik olarak dağılır. Hadi diyelim aldı. Uzay orda son mu? Buluyor. Belki de 156 milyar yıl daha gitmek lazım. Hem büyük patlama doğru ise bu benimde işime yarar demek madde yeterince sıkıştırılırsa ışık hızı katlarınca hızlanarak uzaya yayılmış demektir ki o zamanda ışık hızı sabiti diye uydurdukları teoriyi kendileri çürütüyor demektir.

    Bazıları da büyük patlama ile birlikte galaksiler oluşmaya başladı ve o nedenle galaksiler uzaklaşıyor diyor. Buda doğru ise 13,5 milyar ışık yılı uzaklıkta galaksi olmaması gerekir. Haddi diyelim ki ışık madde hangi istikamete giderse gitsin saniyede 300.000 km yol alır mantığı ile…. çelişki çelişki çelişki. Biri doğru budur diyor. Diğerleri he diyor. Aksini dese diyecekler ki ne biçim fizikçi.

    Yeterince kütle yoğunluğa ulaşmış galaksilerin merkezinde, ışığın kaçış hızı ile kaçamadığı kara delikler vardır. Kara deliklerin kütle çekimi sayesinde uzak galaksi ve yıldızların ışınlarının buradan geçerken kırılması sayesinde görmekteyiz. Birde kara deliğin merkezinden çıkan ışınlar bize geç geldiği için kara delik olarak görmekteyiz. Kara delikler oluşunca bazılarında çift taraflı veya tek taraflı jetleri de oluşmakta, bu jetler maddeyi uzaya savurduğu için etkin tepki prensibine göre galaksi uzayda yol almaktadır. Kim bilir bu galaksilerin jetlerinden çıkan maddeleri kaç ışık hızı ile uzaya göndermektedir. KARA DELİK BİR TARAFA DOĞRU GİDİYOR İSE KARA DELİK 2 BOYUTLU RESİM GİBİ GÖRÜNTÜ VERMEKTEDİRLER. BİRDE DOPLER ETKİSİ KARA DELİKLERDE ÇOK ETKİLİDİR VE HER AŞAMASI BU PRENSİP DAHİLİNDE İNCELENMELİDİR. SAMANYOLU GALAKSİMİZE ÇOK UZAKLARDAN 13 MİLYAR IŞIK YILI UZAKTAN BAKAN BİR GÖZLEMCİ galaksimizin ortasında DEVASA BİR KARA DELİK GÖRÜYOR DA OLABİLİR. Çünkü SAMANYOLU GALAKSİSİNİN MERKEZİ BİZE 50.000 IŞIK YILI UZAKLIKTA OLAY UFKUNA GİRMEMİŞ TAM MERKEZİNDEKİ BİR IŞIN FOTUNU BİZE DAHA YENİ GELMİŞSE BİR KARADELİK OLDUĞUNU GÖZLE GÖREMEYEBİLİRİZ. BAŞKA BİR ÖRNEKTE 10.000 YIL ÖNCE BİZE ULAŞMIŞ GEÇMİŞTE OLABİLİR. BELKİDE 1 MİLYAR YILDA GEÇMİŞ OLABİLİR. GALAKSİMİZİN MERKEZİNDEKİ KARA DELİK GÖZLEMCİNİN YERİNE VE HIZINA GÖRE DEĞİŞİKLİK ARZ EDECEKTİR. EĞER BENİM BU TEZİM DOĞRU İSE KARA DELĞİN ÇAPI ONA YAKLAŞIRKEN KÜÇÜK UZAKLAŞIRKEN BÜYÜK OLACAKTIR. BELKİ UZAKLIK ÖLÇÜMÜNE BİR REFERANS DAHA ÇIKAR.

    Belki de bu galaksilerin tek taraflı jetleri güçlendikçe ışık hızında dahi yol alabileceklerdir. Belki de ışık hızında yol alanları bile vardır. Hem bu şekilde galaksiler uzayda yüksek hızlarda dolaşarak etkileşime girmemiş olan maddeler ile hem de diğer maddeleri toplayarak kütleleri artmaktadır. Bu sayede uzay temizlenmektedir. Diğer galaksiler ile de çarpışarak yeni oluşumlara da neden olmaktadırlar.

    IŞIK HIZI İLE GİDEN BİR ARAÇTAN GERİ İSTİKAMETE BİR IŞIN İLE BİRLİKTE BİR BİLGİ IŞIK HIZINDA BIRAKILIR İSE O BİLGİYİ BİRİLERİ BULANA KADAR VEYA ETKİLEŞİME GİRENE KADAR ORDA DURACAKTIR. (EVRENE GÖRE KONUMUNU BU ARACIN SIFIR KABUL EDERSEK Kİ BU MÜMKÜN DEĞİLDİR. ÖLÇMEKTE İMKANSIZDIR.) KARA DELİKLERDE GERÇEKLEŞEN OLAY UFKUDA TAM DA BUDUR. KARA DELİĞİN ÇEKİM GÜCÜ İLE IŞIGIN KAÇIŞ GÜCÜ DENKTİR. IŞIĞIN KAÇIŞ HIZI SANİYEDE ARTI DEĞER OLARAK HAREKET ETMEYE BAŞLADIĞINDA OLAY UFKU GÖRÜNMEYE BAŞLAR. ZAMANLA FELAN ALAKASI YOKTUR. BİR NESNE OLAY UFKUNU GEÇMEDEN ÖNCEDE O NESNEDEN ÇIKAN IŞINLARIN HIZLARI AZ OLACAĞINDAN NESNE KIRMIZIYA KAYARAK OLAY UFKUNUN BİTTİĞİ YERDE YOK OLUR.

    EVREN VE ZAMAN NE EĞİLMEKTE NEDE BÜKÜLMEKTEDİR. EVRENİN ZAMANI HER YERDE AYNI OLARAK GEÇMEKTEDİR. KARA DELİKTE OLAN BİTEN SADECE FİLMİN YAVAŞ VEYA HIZLI SEYREDİLMESİ GİBİ BİRŞEYDİR. KARA DELİGE DÜŞEN NESNE HIZLANARAK YOLUNA DEVAM EDERKEN ATOMLARI FİZİK KURALLARI İÇİNDE MERKEZİNE DOĞRU İLERLERKEN YOĞUNLAŞMAYA VE METABOLİZMASI HIZLANMAYA DEVAM EDER. BU SÜREÇ YA KUASAR GİBİ BİR NETİCEYE VARIR YA DA PATLAR. BÜTÜN MADDE UZAYA SAÇILIR SÜREÇ YENİDEN BAŞLAR. ESASINDA BU SÜREÇ ZERREDEN BÜTÜNE DOĞRU OLAN BİR ÇÖKME OLAYIDIR. UZAY MADDENİN KÜMELENMESİNDEN DOLAYI BÜYÜYORMUŞ GİBİ BİR İZLENİM BIRAKMAKTADIR. YANİ ATOM BÜZÜŞMEKTEDİR. YANİ MADDENİN EN YOĞUN OLDUĞU YERDE EN KÜÇÜKTÜR MADDENİN YOĞUNLUĞUNUN EN AZ OLDUĞU YERDE DE ATOM BİLE DEĞİLDİR. BİRLEŞMEYE BAŞLADIKÇA ATOMUN ALT BİLEŞİKLERİNDEN BAŞLAYARAK İLK ÖNCE ATOMU DAHA SONRADA SIRASIYLA ELEMENTLERİ OLUŞTURUR. BENCE BU MADDENİN HALLERİ GİBİ ATOMUN HALLERİNDEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR. BU ATOMUN HALLERİNİ BİLİM İLERLEDİKÇE BULACAĞIZ. UZAYDAKİ OLAYLARDA BU ATOMUN HALLERİNİ BİZE GÖSTERMEKTEDİR. EVREN BÜYÜMÜYOR BİZ KÜÇÜLÜYORUZ.
    KARA DEKLER BİZE ÇOK UZAKTA OLDUKLARINDAN MERKEZLERİNE YAKIN OLAN (OLAY UFKU) YERLERDEN ÇIKAN IŞINLARIN HIZLARI YAVAŞ OLACAĞI İÇİN BİZE ULAŞMADIKLARIDA BİR GERÇEKTİR. BU DEMEK OLUYORKİ KARA DELİĞE YAKLAŞTIKÇA OLAY UFKUNUN ÇAPI KÜÇÜLMEYE BAŞLAYACAKTIR. ÇÜNKÜ (BİZİM HIZIMIZ + BİZE YAKLAŞMAKTA OLAN OLAY UFKU FOTON HIZI) = TOPLAM HIZ BİZE BUNU SAĞLAR. KARA DELİKTEN BİZ UZAKLAŞMAYA BAŞLADIKÇADA TERSİ OLACAK KARADELİĞİN ÇAPI BÜYÜYECEKTİR. BUNU UZAYDA YOLCULUK YAPARKEN İLERDE ÖLÇEBİLİRİZ. BİZE YAKLAŞAN VEYA UZAKLAŞAN GALAKSİLERDE DE GÖZLEMLEYEBİLİRİZ. BU YÖNDE ÖLÇÜMLER YAPTIĞIMIZDA BENİM HAKLILIĞIMDA ORTAYA ÇIKACAK. BELKİDE KARA DELİĞE DOĞRU YOLCULUK YAPARKEN DELİĞİN İÇİNE DÜŞENE KADAR KARA DELİK OLDUĞUNUN FARKINA BİLE VARAMAYABİLİRİZ. ÇÜNKÜ FARK ETTİĞİMİZDE IŞIK GİBİ KAÇAMAYABİLİRİZ.

    CİSMİN MERKEZİNDE METABOLİZMA EN HIZLI SEVİYEDEDİR. EN DIŞTA İSE EN AZ. SEVİYEDEDİR. DÜNYA İÇİN BUNU İNCELERSEK DUNYANIN MERKEZİNE YAKLAŞTIKCA METABOLİZMA HIZLANACAĞI İÇİN SAAT DAHİL HER ŞEY DAHA HIZLI HAREKET EDER, DÜNYADA VE UYDULARDA ATOM SAATİ İLE ÖLÇÜLEN ZAMAN FARKLI İSE BU NEDENDEN DOLAYIDIR. ATOMLARIN KÜTLE ÇEKİMİ BİRBİRLERİNİ DAHA FAZLA ETKİLER. AMA BİZ SADECE DÜNYA İÇİNDE DEĞİLİZKİ EN YAKINIMIZDA DEVASA GÜNEŞ VAR. BİRDE GALAKSİMİZ VAR. BUNLARINDA DUNYADAKİ HER ATOMA UYGULADIKLARI BİR ENERJİ VARDIR. İZAFİYET TEORİSİNE GÖRE GALAKSİMİZİ ELE ALIRSAK EN DIŞ HALKASINDA YAŞLANMA YANİ METABOLİZMA EN AZ SEVİYEDE OLACAKTIR. AMA SİZE TAVSİYEM DAHA KÜÇÜK BİR GÜNEŞ İLE DAHA KÜÇÜK BİR DÜNYA BULMANIZI TAVSİYE EDERİM. 70 YILLIK ÖMRÜNÜZ GÜNEŞ SİSTEMİNDE BULUNAN DUNYADAKİ İNSANA GÖRE 140 YIL OLACAKTIR. HEM DÜNYADA HEMDE 140 YIL YAŞADIĞINIZ YERDE ZAMAN AYNI AKMIŞTIR SADECE OLAN SİZİN METEBOLİZMANIZ AĞIR ÇEKİM GİBİ YAŞADIĞI İÇİN DAHA UZUN SÜREDE YAŞLANMANIZDAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR. ZAMANIN HIZI YAŞANANLARI ETKİLEMEZ. AĞIR ÇEKİM YAŞAM VARSA AĞIR ÇEKİMİ ALĞILAYAN ALGILARIMIZ VAR. YANİ SİZİNDE BENİM DE ALGILADIGIMIZ ZAMAN DA GÖRECELİDİR. AMA DÜNYAYA GELDİĞİNİZDE YAŞITLARINIZ ÖLMÜŞ VE ONLARIN TORUNLARI İLE AYNI METABOLİK YAŞLARDA OLMUŞ OLURSUNUZ, AMA KÂİNATIN ZAMANINDA DEĞİŞEN BİRŞEY OLMAZ. YANİ 140 YIL GEÇMİŞ OLUR.
    ZAMAN VE MEKAN NE EGİLİR NEDEN BÜKÜLÜR. BEN SİZE SÖYLEYEYİM. GEÇMİŞ ZAMANLARDA ANILARIMIZI ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEK İÇİN ÇEKTİĞİMİZ RESİMLER 2 BOYUTLUDUR İŞTE ONLARI BÜKEBİLİRİZ. İŞTE O RESİMLERE BAKTIĞIMIZDA O ZAMANIN ANILARI İLE DUYĞULANDIĞIMIZDA ZAMAN EĞİLİR GEÇMİŞE GİDERİZ. GEÇMİŞE SADECE FOROGRAFLARDA GİDİLİR, GELECEĞİN ASLA FOTOĞRAFI DAHİ OLAMAZ.

    Şimdi bazı insanlar ışınlanmadan bahsetmektedirler. Bu ışınlanmanın hızı neye göre olacak hiç düşünmüyorlar. Şöyle ki Elektrik hızına göre mi? Radyo sinyallerine göre mi? neye göre hepsinin de bir hızı var ve aşağı yukarı ışık hızına yakın veya iki misli diyelim ve örnek verelim. Yani biz ışınlanacağız ve 100 milyar ışık yılı uzaklıkta bir yere 50 milyar ışık yılı sonramı varacağız. Yolda giderken başımıza neler gelecek acaba tek bütün olarak mı varacağız. 50 milyar yılda ne yenip ne içilecek vardığımız yer şu anda gördüğümüz yer mi? olacak. Bir çok soru insanın aklına geliyor. Belki ışınlanma MADDENİN DOLAŞIKLIK ÖZELLİĞİ KULLANILARAK KISA MESAFELERDE KULLANILABİLİR OLABİLİR UZUN MESAFEDE OLABİLMESİ İÇİN IŞIK HIZININ KATLARINCA HIZ YAPAN BİR ARAÇLA GİDİP ORDA O SİSTEMİN ALICI VERİCİSİNİ KURMAK GEREKİR. BUNUN İÇİNDE YİNE IŞIK HIZININ KATLARINCA UZAYDA YOL ALAN ARAÇLARA İHTİYAÇ VAR.

    1. eğitim durumunuzu bilmiyorum. zamanında biraz fizik okumuştum. karadelikle ilgili yazılarınızda bir hata veya yanlış anlaşılma var gibi.. karadelik optik cihazlarla gözlenebilen bir cisim değildir. yani karadelikten yayılan fotonlar(ışık ışınları) nedeniyle onları gözlemlemiş değiliz. bu nedenle uygun mesafeden samanyolunun merkezine mesela hubble gibi bir teleskopla bakma imkanı olsa yine karadeliği fiziken göremezsiniz , ancak etrafındaki muazzam çekim alanından orda bir karadelik olduğunu anlayabilirsiniz. daha başka yanlışlar da var ancak araştırma şevkinizi kırmayayım şimdilik..

  3. Siteyle artık ilgilenmiyor musunuz?Oysa gerçekten güzel bir siteydi lakin yeni yazılar bulamıyorum :(.

  4. devamı:
    neden hep aynı bilgileri veriyorsunuz başka bilgiler vermiyorsunuz mesala ben burada hiç plüton un 2006 yılında gezegenlikten çıkarıldığını görmedim bu da arkadaşlara bilgi olsun

  5. Büyük patlama esnasında eşit miktarda madde-antimadde oluşmuş. Şu anda antimadde üretmek o kadar maliyetli ki antimaddenin sırlarına erişildiği vakit parçacıklar dünyası da dahil bir çok kapı zincirleme açılacaktır. Evrenin sırlarına dair biraz daha ipucu elde edeceğiz. Yine de bu iyi mi olur kötü mü bilemiyorum. Çünkü madde+antimadde=enerji ise ortaya çıkacak mazzam enerjiye sahip olacak olan devletler, mesela Abd, bununla yapacağı ilk iş silah olacaktır. Elbette uzay gemileri de yapılır ama öncelik silah olacaktır. Batılı devletlerin Afrika ve Bosna’da gün yüzüne çıkan ikiyüzlülüğü bu güce sahip devletler içinde onları dengeleyecek ve adaletli olacak diğer bir karşı güce duyulan ihtiyaçtır. Bu zamanında Osmanlı idi ama şu anda büyük bir boşluk var. Kendi insanına karşı merhametli ama diğer milletlere karşı oldukça acımasız ve sabıkalı batılı devletleri durduracak yada en azından onları dengeleyecek bir güç ortaya çıkar mı dersiniz? Negatif elektronun karşısında pozitron varsa neden olmasın. Belki de çocuklarımız bizim beceremediğimiz bu tarihi misyonu üstlenir kim bilir?

  6. BU KONSPET ÇALIŞMALARLA MARS GEZEGENİ İLE DÜNYA ARASINDAKİ YOLCULUĞU BİR AY GİBİ KISA SÜREYE ÇEKMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR. TEKNOLOJİK BAKIMDAN BU İLERLEME SAĞLANABİLİRSE DÜNYAMIZA YAKIN OLAN UYDU VE GEZEGENLERE DAHA DETAYLI BİR ŞEKİLDE GÖZ ATILABİLİR ÖRNEK OLARAK DÜNYAMIZIN YÖRÜNGESİNDE BULUNAN UZAY İSTASYONU GİBİ HER BİR UYDU VE GEZEGENE İSTASYON İNŞA EDİLİRSE BULUNDUKLARI İSTASYONLARDAN YÜZEYİNE İNİŞ YAPMALARI DAHA RAHAT HALE GELECEKTİR.

uzay için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir