JÜPİTER GEZEGENİ

Jüpiter gerek çap, gerekse kütle açısından güneş sistemindeki en büyük gezegendir. Nispeten düşük olan yoğunluğu (suyun yoğunluğunun 1,33 katı), gezegenin akışkan yapısı ve kendi çevresindeki dönüş hızının yüksekliği nedeniyle, Satürn kadar olmasa da ekvatorda geniş, kutuplarda basık elipsoid görünüme sahiptir. Beyazlık derecesi (albedo) 0.52 olan gezegen, böylece yüzeyine düşen güneş ışığının yarıdan fazlasını görünür tayfta yansıtmaktadır. Ancak kızılötesi alandaki ışınım ölçüldüğünde, Jüpiter’in Güneş’ten aldığı enerjinin 2,3 katı kadarını dışarı yaydığı görülür. Bu nedenle gezegen, Güneş’e olan uzaklığına göre hesaplanan 106 K’ den (-167°C) çok daha yüksek bir etkin sıcaklığa sahiptir ve 126 K (-147°C) sıcaklığında bir kara cisim gibi ışır. Jüpiter’in kendi içinde yarattığı bu enerji fazlası, gezegenin yerçekiminin etkisi ile yavaşça kendisi üzerine çökerek küçülmesi sırasında dönüştürülen potansiyel enerji ile açıklanmaktadır. Bu olgu Kelvin-Helmholtz mekanizması olarak adlandırılır.
İç yapı
Gaz devleri, içerdikleri elementlerin oranlarına göre iki alt gruba ayrılırlar. Uranüs ve Neptün ‘buz’ ve ‘kaya’ oranı daha yüksek Uranian gezegenler grubundadır. Jüpiter ve Satürn ise, adını yine Jüpiter’den alan Jovian gezegenler grubu içindedir. Jovian gezegenlerin kabaca Güneş’i ve benzer yıldızları oluşturan maddeleri bu yıldızlardakine yakın oranlarda içerdiği düşünülür. 20. yüzyıl başlarından itibaren, gezegenlerin çap, kütle, yoğunluk, kendi etrafında dönme hızları, uydularının davranışları gibi verilerden yola çıkılarak iç yapıları hakkında ortaya atılan görüşler, daha sonra tayf ölçümsel çalışmalarla ve son otuz yıl içinde gerçekleştirilen birçok uzay aracı araştırması ile zenginleştirilmiş ve günümüzde oldukça tatminkar modeller geliştirilmiştir. Bu bilgiler çerçevesinde, Güneş sisteminin ilksel bileşimine paralel biçimde Jüpiter’in kütlesinin büyük kısmını hidrojen ve helyumun oluşturduğu varsayılır. Hidrojen/Helyum kütle oranı 75/25 civarındadır. Daha ağır elementlerin Güneş Bulutsusu içindeki toplam payı % 1 iken, hafif bir zenginleşme ile Jüpiter’de %3-4,5 arasında olabileceği hesaplanmaktadır. Bu sonuca, gezegenin gözlenen basıklığının 10-15 Yer kütlesinde yoğun bir çekirdeğin varlığı ile açıklanabilmesi üzerine varılmıştır. Jüpiter’i oluşturan yapı taşları özgül ağırlıklarına göre tabakalanmış durumdadır:
Gezegenin merkezinde demir ve ağır metallerle birlikte bunların çevresinde daha hafif elementleri içeren bir ‘buz’ ve ‘kaya’ tabakasının oluşturduğu çekirdek bulunur. Bu noktada ısı 20.000K, basınç 100 megabara (100 milyon atmosfer) yakındır. Yüksek basınçlar nedeniyle yoğunluğu 20g./cm3 olan bu katmanın yarıçapı 10.000 km. den küçük, ancak kütlesi Yer’in 10 katını aşkındır.
Çekirdeği çevreleyen alanda metalik hidrojenden oluşmuş 40.000 km. kalınlığında manto tabakası yer alır. Hidrojen 3 ila 4 Mbar’dan daha yüksek basınçlarda devreye giren van der Waals kuvvetlerinin etkisi ile moleküler yapısını kaybederek metalik özellikler kazanır, ısıl ve elektriksel iletkenliği çok artar. Manto tabakası merkezden itibaren gezegen yarıçapının 3/4′üne dek uzanır, Jüpiter’in hacminin yarıya yakınını, kütlesinin ise çok büyük bir çoğunluğunu oluşturur. Bu alandaki metalik hidrojenin sıvı nitelikte olduğu, yoğunluğunun dıştan içe doğru 1′den 5′e kadar (su=1) yükseldiği sanılmaktadır. En dışta 20.000 km. kalınlığında moleküler hidrojen(H2) tabakası bulunur. Gezegenin yüzeyine yaklaşıldıkça basınç, ısı ve yoğunluk düşer, hidrojen sıvıdan gaza dönüşür ve giderek atmosfer tabakasına geçilir.
Katmanlar arasında keskin sınırlar olmadığı, bir fazdan diğerine kademeli geçişler olduğu, aynı zamanda konveksiyon akımlarının katmanlar arası madde alışverişine kısmen de olsa izin verdiği tahmin edilir. Gezegenin iç kesimlerinde üretilen dev boyutlardaki ısının bu tür akımlar yardımıyla yüzeye dek aktarılabilmesi tümüyle akışkan nitelikte bir iç yapı varlığını gerektirmektedir.
Jüpiter’in bir gaz devinin ulaşabileceği en büyük çapa yakın boyutlarda olduğu hesaplanmıştır. Kütlesi daha büyük olan bir gezegen, artan kütle çekim gücünün etkisi ile kendi üzerine çökerek, Jüpiter’e oranla daha büyük yoğunluğa, daha küçük bir hacme sahip olacaktı. Daha yüksek çekirdek sıcaklığı anlamına gelen bu durum, kütlesi Güneş’in kütlesinin % 8′i kadar olan bir gezegenin nükleer füzyon için gerekli iç sıcaklığa ulaşarak bir yıldız haline gelmesi ile sonuçlanır. Bu nedenle, 0,001 Güneş kütlesindeki Jüpiter, ‘yıldız olmayı başaramamış’ bir gökcismi olarak da tanımlanabilir.
38818 dünyalı bu yazıyı okudu Paylaş
Yorumlarınızda lütfen Türkçe dil bilgisine önem verin.
Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz yorumları lütfen bize bildirin. Yorumun yazıldığı yazının başlığını ve ilgili yorumun numarasını belirtmeyi unutmayın. Sol taraftaki "İletişim" butonuna tıklayarak mesajınızı gönderebilirsiniz.
Konuyla alakası bulunmayan, dini içerikli yorumları sitemizde yeri olmadığını düşünerek yayınlamıyoruz. Lütfen yorumlarınızda buna dikkat edin.
“JÜPİTER GEZEGENİ” icin 60 yorum
Sayfalar: 6 5 4 3 2 1 » Hepsini Göster
Sayfalar: 6 5 4 3 2 1 » Hepsini Göster

aslında jupiterin pek kaydadeğer bir halkası olmasada bu halkaların gezegene düşmemesinin yani (bu küçük asteroitler ) kütleçekimidir satürn uranüs vb halkaya sahip olan gezegenlerde kütleçekimin bir etkisidir ancak eğer herhangi büyüklükte bir asteroit gezegene çok yakınsa kütleçekimine yenilerek atmosfere girer örn satürnün halkaları kütleçekimiyle dengelenmiştir
ne gibi kanıt mustafa ?
dünya jüpite yanin pluto gibi kaliyor
Ben jüpiter ve halkaları hakkında daha geniş ve ayrıntılı bilgi istiyorum. Bu halkaların neden gezegen üzerine çökmediğini merak ediyorum. Bir fizikçi biliyorsa lütfen açıklasın.
Yorumları okurken DOĞAN ŞAHİN isimli arkadaşın üslubu ile arkasından söyledikleri beni çok şaşırttı. Ben uzay ile, gezegenlerin durumu ve potansiyeleri ile ilgileniyorum ve burada bunları okumayı seviyorum. Ama bir kişinin diğerlerine çok çocukça konuşuyorsunuz deyip birde araştırma yapın dedikten sonra, ufo kanıtlanmıştır, bizden 2000 bin yıl ilerdeler gibi cümleler sarfettiğini görmek çok garip duygular uyandırıyor. Sormadan edemiyorum, “kim söyledi 2000 yıl ilerde diye?” “kim söyledi ya da gördünmü düştüğünü? Hangi kaynakta yazıyor?” Yazmasa bile bu sizin düşünceniz olsa bile, hatta yanılma payı ile birşeyleri ufo uzaylı diye değerlendirseniz bile, kesinmiş gibi, görmüş gibi, hatta bu işin gerçekten uzmanı gibi hüküm vermek yerine, bilgilenmek için sorular sorun. MERAKINIZI hep canlı tutun ama asla “uzaylılar bizden 2000 yıl ilerde” gibi cümleler kurmayın. Mantıklı çıkarım yapın, deyinki, “uzaylılar varsa ve dünyaya ulaşabiliyorsa o zaman insanlardan gelişmiş teknolojisi vardır” deyin, olsalardı gelebilselerdi şöyle olurdu böyle olurdu deyin. Bunların hepsi tez olur, fikir yürütme olur. Ama olmuş ve görmüşsünüz gibi olaylar ve konu itibariyle uzaylılar hakkında böyle kesin ve tanık gibi konuşursanız sizi ciddiye almazlar. Bende almam bu siteye uzay bilimi hakkında bilgilenmek isteyen 7 den 70 e kimse almaz. Bol bol soru sorun, her şey hakkında sorun. Cılkını çıkarana kadar, tüm merakınız şaha kalkana kadar sorun ama hüküm vermeyin eğer uzman değilseniz. Anlaştık mı?
uzayda hayat olduğuna dair kesin bir kanıtım var.
Arkdaşlar çok cocukca konusuyosunuz mantık denilen kavram kalmamış biraz daha dikkatli okuyun siteye yeni girdim 1.cisi uzaylı vardır bu bir gerçek ve kanıtlanmıştır. 2.cisi türkiyede fazla görünmez amerikada olur diyorlar fazla amerikan filmi seyretmeyin diyorum yada biraz araştırmayapın
aksarayda ufo görüldüğünde tam tarih olarak hatırlamıyorum ama 1970 lerde olması lazım tam hatılamıyorum millet işi gücü bırakıp havaya ucandaireye bakıyorlardı 2.cisi türkiyeye bir uzay gemisi düşmüştür ki pek piyasaya çıkmaz amerika düştüğü gün türkiyeden kaldırmıştır. Teknoloji olarak bizden 2.000 yıl önde olduklarını düşünüyorum neden aksarayda görüldüğünde uydu vetelevizyon sistemlerinin bozuldugu araba motorlarının çalışmadığı görülmüştür 2.cisi mars diyilde diyer boyutlarda yaşadıklarını düşünüyorum evrende bir geçit olmalı kanaatındayım 2.cisi insanlardan çok dünya politikasını takip ediyorlarmış söylentiler bunlar
güneşin ömrü 10 milyar yıl ve güneş her yıl büyüyor diosunuz ama 7 milyar yıl sonra güneş yok olacak yani dünyayı içine alamıyacak. ama biz kesin bilgiye sahip diiiliz ALLAH NE DERSE O OLUR.
arkadaşım şurasını yanlış dedin ”belkide uzaylılarda insan varmı diye arıyo”uzaylıların ismini bilmiyoruz uzaylı varsa onlar da uzaylı varmı diye arıyodur yani biz nasıl onların isismlerini bilmediğimiz gibi onlarda bizim isimimisi bilmiolar onlarda bise uzaylı diolardır
kainat sonsuzdur insanlar doğaldan beri yukarıya bakıyolar binlerce ufo görüntüsü var 999yalan olsun ama mutlaka biri gerçektir kainat sınırsız mutlaka bir uzaylı veya canlılar olacaktır biz şuan uzaylı varmı diye arıyoruz belkide uzaylılarda insan varmı diye arıyo