ESA’dan Yüksek Çözünürlüklü Mars Görüntüleri

Avrupa Uzay Ajansının (ESA, European Space Agency), Kızıl Gezegene gönderdiği Mars Express uydusundan heyecan verici ve yüksek çözünürlüklü yeni fotoğraflar geldi.

Mars’ın Amenthes bölgesinden çekilen bu görüntüleri aşağıda görebilirsiniz. Fotoğraflarla ilgili yorumlarınızı bekliyoruz.

Amenthes bölgesinin güneydoğusu. Kraterler ve lav kanalları net şekilde görülüyor. Koyu renkli bölgeler, rüzgarlarla savrulmuş koyu tortular tarafından kaplanmış.

 

 

Vadi ve onun sol üstünde görünen 100km genişiliğindeki Palos krateri.

 

Amenthes bölgesinin volkanik ovaları.

 

Amenthes bölgesinin topografik görüntüsü.

 

Amenthes bölgesinin üç boyutlu 3D görüntüsü. 3D gözlükle bakarsanız, bu muhteşem görüntüyü oradaymış gibi görebilirsiniz.

 

Kaynak: ESA

Asteroitler: 2 Dinozorlar: 0

Gök bilimciler, 65 milyon yıl önce dinozorların dünya üzerinden silinmesine neden olan asteroitin bir değil, iki tane olabileceğini belirtti. Yeni teoriye göre, dinozorları yok eden ‘ikiz’ asteroitler, birbirlerinin yörüngesinde hareket ediyordu.

Dinozorların neslini yok eden ‘katil asteroit’, bir değil iki tane olabilir. 65 milyon yıl önce Dünya’ya çarpan asteoitin 7 ila 10 kilometre çapında olduğu düşünülüyor. Avrupalı bilim insanları ise ikinci bir gök cisminin de çarpışmada yer almış ve sanılandan daha büyük bir patlamanın yaşanmış olabileceğini öne sürdü.

Dünya üzerinde iki asteroitin çarpması nedeniyle oluşan kraterleri inceleyen araştırmacılar, dinozorların da ‘ikili asterorit çarpması’ nedeniyle yok olmuş olabileceğini düşünüyor.

Newscientist sitesinin haberine göre, Kanada’nın Hudson Körfezi yakınlarında yer alan Clearwater Gölleri, ikili asteroit çarpmasının izlerini gösteriyor. 290 milyon yıl öncesine uzanan göller, Dünya’nın ikiz asteroit çarpmasına ait nadir izlerinden biri. Dünyadaki kraterlerin sadece 50’de 1’i ikiz asteroit çarpması sonucu oluşmuş durumda.

Clearwater gölleri.

İKİ ÇARPMA, TEK İZ
Paris’te yer alan Dünya Fizikleri Enstitüsü’nden Katarina Miljkovic, “15 yıldır bildiğimiz bir şey, Dünya’nın yörüngesine yakın asteroitlerin yüzde 15’inin ikili olduğu” dedi. Bu asteroitlerin, ikiz olacak kadar büyüklük bakımından birbirlerine benzediği düşünülüyor.

Miljkovic ve meslektaşları, gerçekleştirdikleri bilgisayar simülasyonlarında, ikili asteroitlerin çarpışmalarda ağırlıklı olarak tek bir krater oluşturduğunu saptadı. Bir göktaşının kendisinden 10 kat büyüklükte bir krater açabildiğini bilinirken, iki tane küçük ve aralarında mesafe bulunan asteroitin iki krater oluşturma olasılığı da çok yüksek. Miljkovic, simülasyonların ‘ikili asteroitlerin Dünya’daki kraterlerin neden sadece yüzde 2’sini oluşturduğunu ortaya koyduğunu’ ifade etti.

İkili asteroitlerin geçmişte Dünya’ya sanılandan daha fazla çarptığını ve tek bir krater oluşturma olasılıklarının yüksek olduğunu belirten Miljkovic, dinozorları yok ettiği düşünülen çarpışmanın da tek bir iz bıraktığına inanıyor. İki asteroit tarafından oluşan kraterlerin en büyük özelliği, asimetrik olmaları.

Meksika’nın Yucatan yarımadasının güneyinde yer alan ve 65.5 milyon yıl önce oluşan Chicxulub kraterinin de, aslında ikili asteroit çarpmasına işaret eden bir krater. Aynı krater, dinozoların ölümünü getiren çarpışmanın izi olarak kabul ediliyor.

Chicxulub, bugün üzeri örtülmüş bir krater.

BULGULAR GÜÇLENDİ
Miljkovic, “Chicxulub krateri önemli asimetrik özellikler gösteriyor, ikili asteroitler tarafından oluşmuş olabileceğini ele almamız gerek” dedi.

Çek Cumhuriyeti’nin Ondrejov kentindeki Bilim Akademisi’nden Petr Pravec, Miljkovic ve ekibinin araştırmasını destekleyen bilgiler sundu. Pravec, “Chicxulub kraterindeki çarpışmanın neden olduğu yerçekimsel anormallikler, kraterin ikili asteroit tarafından oluştuğu düşüncesini güçlendiriyor” dedi.

Miljkovic’in simülasyonları, 180 km çağındaki kraterin, 7 ila 10 km çapında iki tane asteroitin çarpmasıyla oluşabileceğini, her bir asteroitin 80 km’lik kratere neden olabileceğini gösterdi. Miljkovic, elde ettikleri bulgularının gelecekleri araştırmalar için kılavuz oluşturduğunu ifade etti.

ABD’nin California Üniversitesi’nden Jean-Luc Margot da çalışmanın “net analitik bulgular sunduğunu ve iki asteroitin tek bir krater oluşturabileceğine yönelik delilleri güçlendirdiğini” söyledi.

Kaynak: Newscientist, ntvmsnbc

NASA’dan Ay Fotoğrafları

NASA’nın ay ile ilgili araştırmalarından en son fotoğrafları burada görebilirsiniz.

Ay’daki Jansen Kraterinin 3 boyutlu görüntüsü

 

Ay’daki Aristarchus Krateri

 

3D Ay görüntüsü: Korolev uçurumu

 

Apollo 17’nin iniş yaptığı bölge.

 

Ay’daki Tycho Krateri ve gölgesi

 

Apollo 14’ün iniş yaptığı bölge. Astronotlar Alan Shephard ve Edgar Mitchell’in Ay’daki yürüyüşü sonrası bıraktığı izler fotoğrafta görülebiliyor.

 

Apollo 12’nin iniş yaptığı bölge. Fotoğraftaki ince çizgiler, astronotlar Pete Conrad ve Alan Bean’in Ay yürüyüşünde bıraktığı ayak izleridir.

 

Ay’ın topoğrafik haritası

 

Lunakhod 1’in iniş yaptığı bölge

 

Ay’daki doğal köprü.

 

Ay’ın bize dönük olmayan öbür tarafının detaylı görüntüsü.

 

Ay’ın engebeli yüzeyini gösteren harita

 

NASA’nın Lunar Reconnaissance Orbiter (LRO) adındaki uzay keşif aracı

 

Kraterlerle dolu Mare Nubium bölgesi

 

1967’de çekilen fotoğraf Ay’ın güney kutbunu gösteriyor. Fotoğraf günümüz teknolojisi ile yenilenmiş ve daha net bir görüntü sağlanmıştır.

 

Tycho Kraterinin yakın plan fotoğrafı

 

LRO uzay aracının Ay’dan çektiği Dünya fotoğrafı.

 

Aristarchus kraterinin batı duvarı.

 

Kaynak: NASA ve Space.com

Uzaya Çıkan Hayvanlar

Uzaya çıkan ilk canlılar biz değildik. Bizden önce küçük dostlarımız, bu tehlikeli yolculuklarda yer alarak insanoğlunun uzay macerasına katkıda bulunmuşlardır.

İşte uzaya çıkan ilk canlı dostlarımız, astronot hayvanlar:

Laika. Bu sevimli kırma köpek uzaya çıkan ilk canlı olarak tarihe geçmiştir. 1957’de Sovyetlerin Sputnik-2 görevinde yer almıştır.

 

Maymun astronot Sam. Bu rhesus maymunu 1959’da NASA’nın Mercury uzay aracıyla dünya dışına çıkmıştır.

 

Sam’in ikinci yolculuğu 1960’da yine NASA’nın Mercury göreviyle gerçekleşmiştir.

 

Ham adındakı bu şempanze NASA tarafından 1961’de uzaya gönderilmesinin ardından yeryüzüne başarıyla dönmüştür.

 

Enos adındaki şempanze, 1961’de ki uzay görevi için hazırlanıyor.

 

2013’de İran’ın uzaya gönderdiği maymun.

 

Kaynak: NASA ve Space.com

Curiosity’den İnanılmaz Mars Görüntüleri

Mars keşif robotu Curiosity, Kızıl gezegenden çarpıcı görüntüler ve fotoğraflar göndermeye devam ediyor. Mars’ın görüntülerinden oluşan galeriyi buradan görebilirsiniz.

Mars robotu Curiosity, beyaz ışık altında bir mars kayasını görüntülüyor. Bu fotoğraf Mars’ın ilk gece görüntüsü olarak tarihe geçiyor.
Mars kayasının yakın plan çekilmiş görüntüsü. Ortadaki beyaz-transparan kaya parçası oldukça belirgin.
Bu toprak parçası Curiosty’nin ilk sondaj çalışması için seçilen yer.
İlk sondaj çalışmasının yapılacağı bölge ve civarı
Damarlı kaya bölgesi. Buradaki beyazımsı minarellerin kalsiyum sülfat olduğu tahmin ediliyor.
Mars ve Dünya’da ki kaya içi damarların görüntüleri. Sağdaki sülfatça zengin damarların, solda tarafta Mars’takilere ne kadar benzediğini görebilirsiniz.
Mars keşif robotu Curiosity’nin kum ve tozları temizlemek için fırçasını kullandığı ilk bölgenin görüntüsü
Fırçayla temizlenmiş bölümün yakın plan görüntüsü.
“Yılan Nehri” olarak adlandırılan nehir yatağı.
Curiosity’nin robotik elini kullanarak çektiği kendi fotoğrafı. Arka planda Curiosity’nin gittiği Mount Sharp tepesini görebilirsiniz.
Mars robotu Curiosity yılbaşını Gale kraterinin daha önce keşfedilmemiş bir bölgesinde geçiriyor.
Kumlardaki robot kepçeleri, Rocknest bölgesi.
Mars keşif robotunun iniş yaptığı Bradbury’den Point Lake bölgesine olan yolculuğun yol haritası.
Curiosity keşif robotunun çalıştığı Rocknest bölgesi.

 

Mars topraklarından örnek görüntüler. Yukarıdaki iki görüntü Spirit keşif robotundan. Sol alttaki Viking robotunun iniş yaptığı bölge. Sağ alttaki de Curiosity’den Gale kraterinin yakın plan görüntüsü.

 

Mars’taki Rocknest bölgesinin panaromik görüntüsü.

 

Rocknest 3 olarak adlandırılan Mars kayası. Bu görüntü 59. Mars gününde öğle vaktinde kaydedilmiştir.

 

Curiosity robotu yeniden yollarda.

 

Mars robotu Curiosity’nin kendi çektiği yüksek çözünürlüklü fotoğrafı.

 

Rocknest’in Curiosity fotoğrafları. Soldaki modifiye edilmemiş orjinal Mars koşullarındaki görüntü. Sağdaki ise Dünya’daki ışık koşullarına göre beyaz dengesi yapılarak modifiye edilmiş görüntü.

 

Curiosity’nin Mars yüzeyindeki ilk kepçe izleri.

 

Mars toprağındaki ortada görünen parlak partikül. Önceleri bunun eski keşif robotlarından bir parça olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan incelemelerle bunun doğal bir toprak parçası olduğu anlaşıldı.

 

Mars robotu Curiosity’nin örnek için topladığı kum parçaları.

 

Curiosity’nin Rocknest bölgesindeki tekerlek izi

 

Mars’ın antik dereyatakları olduğunu gösteren kanıtlardan biri.

 

Mars’ta bir zamanlar akarsu olduğunu gösteren yüzey şekilleri.

 

Rocknest’teki koyu renk kayalıkların olduğu kumul bölge.

 

Kaynak: NASA ve Space.com

Üzerinde Yaşam Olabilecek 9 Gezegen

Aralık 2012’de, Porto Riko üniversitesinden The Habitable Exoplanets Catalog (Yaşanabilir Gezegenler Kataloğu) ekibi, güneş sistemimiz dışında üzerinde yaşam olabilecek 9 gezegeni açıkladı.

Bunların bazıları henüz gezegen olarak onaylanmamış ve yaşam çevreleri hakkında daha öğrenmemiz gereken çok şey olsa da, bu katalog dünya dışı yaşamın nerede aranabileceğine dair bir başlangıç noktası sunuyor.

İşte yaşam olabilecek 9 gezegen:

1- Gliese 581g
2010’da keşfedilen bu gezegen, henüz doğruluğu tartışılsada, üzerinde dünya-dışı yaşam olabilecek en kuvvetli aday olarak gösteriliyor. Kendi yıldızının yaşanabilir bölgesinin ortasında yer alan gezegen, Dünya’dan sadece iki veya üç kat daha ağır.

2- Gliese 667Cc
Bir diğer Süper-Dünya olan bu gezegen, bizden 22 ışık yılı uzaklıktaki Scorpius takımyıldızında bulunuyor. Dünya’dan en az 4.5 kat daha büyüktür ve kendi yıldızının etrafındaki dönüşünü 28 günde tamamlar.

3- Kepler-22b
Dünya’nın 2.4 katı büyüklüğünde ve sera etkisi ile Dünya’ya benzeyen yüzey sıcaklığının 22 derece olduğu varsayılıyor. Bizden 600 ışık yılı uzakta bulunan Cygnus takımyıldızında bulunuyor.

4- HD 40307g
Kendi yıldızına yaşanabilir mesafede bulunan bu Süper-Dünya, bizden 42 ışık yılı uzaklıktaki Pictor takımyıldızında yer alır. Yörüngesi kendi yıldızından 90 milyon km uzaklıktadır. Bu oran Dünya-Güneş arasında 150 milyon km dir.

5- HD 85512b
2011 de keşfedilen bu gezegenin ağırlığı Dünya’nın 3.6 katıdır. Bizden 35 ışıkyılı uzaktaki Vela takımyıldızında yer alır. Araştırmacılar ykın bir zamanda yüzeyinde su olup olmadığını anlamayı umuyor.

6- Tau Ceti e
Aralık 2012’de keşfedilen bu gezegen, bizden 11.9 ışık yılı uzaklıkta bulunur ve Dünya’dan 4.3 kat daha ağırdır. Henüz belirlenemeyen atmosferine göre basit yaşam formu için uygun sıcaklıkta veya Venüs gibi kavurucu olabilir.

7- Gliese 163c
Dünya’nın 7 katı ağırlığındaki bu gezegen, kendi yıldızı etrafında dönüşünü 26 günde tamamlar. Bizden 50 ışık yılı uzaklıkta Dorado takımyıldızında yer alır.

8- Gliese 581d
Bir araştırmaya göre bu gezegenin kalın, karbon dioksit atmosfere sahip olabileceği düşünülüyor. Dünya’dan 7 kat daha ağır olan bu gezegen, yine yaşam olabilecek Gliese 581g ile aynı sistemde yer alır. Bizden uzaklığı 20 ışık yılıdır.

9- Tau Ceti f
Kardeşi Tau Ceti e gibi Süper-Dünya adayı olan bu gezegen, yaşanabilir bölgenin dış sınırına daha yakındır. Dünya’nın 6.6 katı ağırlında olan bu gezegenin atmosferi yeteri kadar sıcaksa yaşam için uygun olabilir.

 

 

 

 

Bu grafikte, yaşam olabilecek 9 gezegenin dünya ile benzerliğini görebilirsiniz

Kaynak: Space.com / Porto Riko Üniversitesi

Kepler’in Gezegenleri

Nasa’nın Kepler uzay teleskopu, 11 farklı yıldız etrafında 26 yaşanabilir gezegen keşfetti. Bu yaşanabilir gezegenleri ve ilüstrasyonlarını burada görebilirsiniz.

Kepler’in keşfettiği gezegenlerin kendi sistemlerindeki yerleşimlerini gösteren görsel çalışma. Tüm renkli gezegenler Nasa tarafından doğrulanmış, gri olanlar henüz doğrulanmamış gezegen adaylarını gösterir.
Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde, yaşanabilir bölgede keşfedilen Kepler-22b gezegeni.
Kepler-10b. Nasa uzmanlarına göre tartışmasız keşfedilen ilk kayalık gezegen.
Kepler-9 ismi verilen bir yıldızın etrafında keşfedilen Satürn boyutllarında iki gezegen.
Kepler 11 adındaki yıldızın etrafında Kepler uzay teleskopu tarafından keşfedilen güneşdışı gezegenler.
Kepler-16b, iki yıldızın yörüngesinde olduğu bilinen ilk gezegen. (Star Wars filmindeki Tatooine gezegeni gibi)
Kepler 18 yıldızının etrafında keşfedilen 3 gezegen. Bu grafikte üstteki bölüm üç gezegenin Kepler 18 etrafındaki yörüngeleri ile Merkür’ün Güneş etrafındaki yörüngesinin kıyaslamasını gösterir. Alttaki bölümde bu üç gezegenin ve yıldızının, Dünya ve Güneş’e oranla büyüklüklerini gösterir.
İki güneşli gezegen, Kepler-35b
“Görünmez” gezegen Kepler-19c. Bu gezegen, Kepler-19b gezegeni üzerindeki kütle çekim etkisi sayesinde keşfedilmiştir.
İki güneşli gezegen Kepler-35b.
Bu çizimde Kepler’in keşfettiği beş gezegenin, Jüpiter ve Dünya’ya göre büyüklüklerini görebilirsiniz.
Bu çizimde de Kepler’in yeni keşfettiği diğer gezegenlerin büyüklüklerini görebilirsiniz.
Kepler’in keşfettiği en büyük ve en küçük Kırmızı Dev Yıldızların, Güneş ile büyüklük kıyaslaması.

Kaynak: Space.com