ESA’dan Yüksek Çözünürlüklü Mars Görüntüleri

Avrupa Uzay Ajansının (ESA, European Space Agency), Kızıl Gezegene gönderdiği Mars Express uydusundan heyecan verici ve yüksek çözünürlüklü yeni fotoğraflar geldi.

Mars’ın Amenthes bölgesinden çekilen bu görüntüleri aşağıda görebilirsiniz. Fotoğraflarla ilgili yorumlarınızı bekliyoruz.

Amenthes bölgesinin güneydoğusu. Kraterler ve lav kanalları net şekilde görülüyor. Koyu renkli bölgeler, rüzgarlarla savrulmuş koyu tortular tarafından kaplanmış.

 

 

Vadi ve onun sol üstünde görünen 100km genişiliğindeki Palos krateri.

 

Amenthes bölgesinin volkanik ovaları.

 

Amenthes bölgesinin topografik görüntüsü.

 

Amenthes bölgesinin üç boyutlu 3D görüntüsü. 3D gözlükle bakarsanız, bu muhteşem görüntüyü oradaymış gibi görebilirsiniz.

 

Kaynak: ESA

Curiosity’den İnanılmaz Mars Görüntüleri

Mars keşif robotu Curiosity, Kızıl gezegenden çarpıcı görüntüler ve fotoğraflar göndermeye devam ediyor. Mars’ın görüntülerinden oluşan galeriyi buradan görebilirsiniz.

Mars robotu Curiosity, beyaz ışık altında bir mars kayasını görüntülüyor. Bu fotoğraf Mars’ın ilk gece görüntüsü olarak tarihe geçiyor.
Mars kayasının yakın plan çekilmiş görüntüsü. Ortadaki beyaz-transparan kaya parçası oldukça belirgin.
Bu toprak parçası Curiosty’nin ilk sondaj çalışması için seçilen yer.
İlk sondaj çalışmasının yapılacağı bölge ve civarı
Damarlı kaya bölgesi. Buradaki beyazımsı minarellerin kalsiyum sülfat olduğu tahmin ediliyor.
Mars ve Dünya’da ki kaya içi damarların görüntüleri. Sağdaki sülfatça zengin damarların, solda tarafta Mars’takilere ne kadar benzediğini görebilirsiniz.
Mars keşif robotu Curiosity’nin kum ve tozları temizlemek için fırçasını kullandığı ilk bölgenin görüntüsü
Fırçayla temizlenmiş bölümün yakın plan görüntüsü.
“Yılan Nehri” olarak adlandırılan nehir yatağı.
Curiosity’nin robotik elini kullanarak çektiği kendi fotoğrafı. Arka planda Curiosity’nin gittiği Mount Sharp tepesini görebilirsiniz.
Mars robotu Curiosity yılbaşını Gale kraterinin daha önce keşfedilmemiş bir bölgesinde geçiriyor.
Kumlardaki robot kepçeleri, Rocknest bölgesi.
Mars keşif robotunun iniş yaptığı Bradbury’den Point Lake bölgesine olan yolculuğun yol haritası.
Curiosity keşif robotunun çalıştığı Rocknest bölgesi.

 

Mars topraklarından örnek görüntüler. Yukarıdaki iki görüntü Spirit keşif robotundan. Sol alttaki Viking robotunun iniş yaptığı bölge. Sağ alttaki de Curiosity’den Gale kraterinin yakın plan görüntüsü.

 

Mars’taki Rocknest bölgesinin panaromik görüntüsü.

 

Rocknest 3 olarak adlandırılan Mars kayası. Bu görüntü 59. Mars gününde öğle vaktinde kaydedilmiştir.

 

Curiosity robotu yeniden yollarda.

 

Mars robotu Curiosity’nin kendi çektiği yüksek çözünürlüklü fotoğrafı.

 

Rocknest’in Curiosity fotoğrafları. Soldaki modifiye edilmemiş orjinal Mars koşullarındaki görüntü. Sağdaki ise Dünya’daki ışık koşullarına göre beyaz dengesi yapılarak modifiye edilmiş görüntü.

 

Curiosity’nin Mars yüzeyindeki ilk kepçe izleri.

 

Mars toprağındaki ortada görünen parlak partikül. Önceleri bunun eski keşif robotlarından bir parça olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan incelemelerle bunun doğal bir toprak parçası olduğu anlaşıldı.

 

Mars robotu Curiosity’nin örnek için topladığı kum parçaları.

 

Curiosity’nin Rocknest bölgesindeki tekerlek izi

 

Mars’ın antik dereyatakları olduğunu gösteren kanıtlardan biri.

 

Mars’ta bir zamanlar akarsu olduğunu gösteren yüzey şekilleri.

 

Rocknest’teki koyu renk kayalıkların olduğu kumul bölge.

 

Kaynak: NASA ve Space.com

Üzerinde Yaşam Olabilecek 9 Gezegen

Aralık 2012’de, Porto Riko üniversitesinden The Habitable Exoplanets Catalog (Yaşanabilir Gezegenler Kataloğu) ekibi, güneş sistemimiz dışında üzerinde yaşam olabilecek 9 gezegeni açıkladı.

Bunların bazıları henüz gezegen olarak onaylanmamış ve yaşam çevreleri hakkında daha öğrenmemiz gereken çok şey olsa da, bu katalog dünya dışı yaşamın nerede aranabileceğine dair bir başlangıç noktası sunuyor.

İşte yaşam olabilecek 9 gezegen:

1- Gliese 581g
2010’da keşfedilen bu gezegen, henüz doğruluğu tartışılsada, üzerinde dünya-dışı yaşam olabilecek en kuvvetli aday olarak gösteriliyor. Kendi yıldızının yaşanabilir bölgesinin ortasında yer alan gezegen, Dünya’dan sadece iki veya üç kat daha ağır.

2- Gliese 667Cc
Bir diğer Süper-Dünya olan bu gezegen, bizden 22 ışık yılı uzaklıktaki Scorpius takımyıldızında bulunuyor. Dünya’dan en az 4.5 kat daha büyüktür ve kendi yıldızının etrafındaki dönüşünü 28 günde tamamlar.

3- Kepler-22b
Dünya’nın 2.4 katı büyüklüğünde ve sera etkisi ile Dünya’ya benzeyen yüzey sıcaklığının 22 derece olduğu varsayılıyor. Bizden 600 ışık yılı uzakta bulunan Cygnus takımyıldızında bulunuyor.

4- HD 40307g
Kendi yıldızına yaşanabilir mesafede bulunan bu Süper-Dünya, bizden 42 ışık yılı uzaklıktaki Pictor takımyıldızında yer alır. Yörüngesi kendi yıldızından 90 milyon km uzaklıktadır. Bu oran Dünya-Güneş arasında 150 milyon km dir.

5- HD 85512b
2011 de keşfedilen bu gezegenin ağırlığı Dünya’nın 3.6 katıdır. Bizden 35 ışıkyılı uzaktaki Vela takımyıldızında yer alır. Araştırmacılar ykın bir zamanda yüzeyinde su olup olmadığını anlamayı umuyor.

6- Tau Ceti e
Aralık 2012’de keşfedilen bu gezegen, bizden 11.9 ışık yılı uzaklıkta bulunur ve Dünya’dan 4.3 kat daha ağırdır. Henüz belirlenemeyen atmosferine göre basit yaşam formu için uygun sıcaklıkta veya Venüs gibi kavurucu olabilir.

7- Gliese 163c
Dünya’nın 7 katı ağırlığındaki bu gezegen, kendi yıldızı etrafında dönüşünü 26 günde tamamlar. Bizden 50 ışık yılı uzaklıkta Dorado takımyıldızında yer alır.

8- Gliese 581d
Bir araştırmaya göre bu gezegenin kalın, karbon dioksit atmosfere sahip olabileceği düşünülüyor. Dünya’dan 7 kat daha ağır olan bu gezegen, yine yaşam olabilecek Gliese 581g ile aynı sistemde yer alır. Bizden uzaklığı 20 ışık yılıdır.

9- Tau Ceti f
Kardeşi Tau Ceti e gibi Süper-Dünya adayı olan bu gezegen, yaşanabilir bölgenin dış sınırına daha yakındır. Dünya’nın 6.6 katı ağırlında olan bu gezegenin atmosferi yeteri kadar sıcaksa yaşam için uygun olabilir.

 

 

 

 

Bu grafikte, yaşam olabilecek 9 gezegenin dünya ile benzerliğini görebilirsiniz

Kaynak: Space.com / Porto Riko Üniversitesi

Kepler’in Gezegenleri

Nasa’nın Kepler uzay teleskopu, 11 farklı yıldız etrafında 26 yaşanabilir gezegen keşfetti. Bu yaşanabilir gezegenleri ve ilüstrasyonlarını burada görebilirsiniz.

Kepler’in keşfettiği gezegenlerin kendi sistemlerindeki yerleşimlerini gösteren görsel çalışma. Tüm renkli gezegenler Nasa tarafından doğrulanmış, gri olanlar henüz doğrulanmamış gezegen adaylarını gösterir.
Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde, yaşanabilir bölgede keşfedilen Kepler-22b gezegeni.
Kepler-10b. Nasa uzmanlarına göre tartışmasız keşfedilen ilk kayalık gezegen.
Kepler-9 ismi verilen bir yıldızın etrafında keşfedilen Satürn boyutllarında iki gezegen.
Kepler 11 adındaki yıldızın etrafında Kepler uzay teleskopu tarafından keşfedilen güneşdışı gezegenler.
Kepler-16b, iki yıldızın yörüngesinde olduğu bilinen ilk gezegen. (Star Wars filmindeki Tatooine gezegeni gibi)
Kepler 18 yıldızının etrafında keşfedilen 3 gezegen. Bu grafikte üstteki bölüm üç gezegenin Kepler 18 etrafındaki yörüngeleri ile Merkür’ün Güneş etrafındaki yörüngesinin kıyaslamasını gösterir. Alttaki bölümde bu üç gezegenin ve yıldızının, Dünya ve Güneş’e oranla büyüklüklerini gösterir.
İki güneşli gezegen, Kepler-35b
“Görünmez” gezegen Kepler-19c. Bu gezegen, Kepler-19b gezegeni üzerindeki kütle çekim etkisi sayesinde keşfedilmiştir.
İki güneşli gezegen Kepler-35b.
Bu çizimde Kepler’in keşfettiği beş gezegenin, Jüpiter ve Dünya’ya göre büyüklüklerini görebilirsiniz.
Bu çizimde de Kepler’in yeni keşfettiği diğer gezegenlerin büyüklüklerini görebilirsiniz.
Kepler’in keşfettiği en büyük ve en küçük Kırmızı Dev Yıldızların, Güneş ile büyüklük kıyaslaması.

Kaynak: Space.com

Mars’ın Coğrafyası

Mars’ın küçük bir gezegen olmasına rağmen – yarıçapı Dünya’mızın yarısı kadardır – kıyaslarsak, Everest dağından ve Büyük Kanyon’dan daha etkileyici yerlere sahip olduğunu artık biliyoruz.

Bun yerlerden birisi olan Valles Marineris, kabaca Mars’ın ekvator bölgesinde yer alan, 4000km uzunluğunda ve 600km genişliğinde bir yarıktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ki Büyük Kanyon sadece 450km uzunluğunda ve 29km genişliğindedir.

Valles Marineris

Bir diğer etkileyici yer, güney yarımkürede bulunan Hellas havzasıdır. Bu havza 2300km çapında ve derinliği 9km’den fazladır.

Hellas havzası

Ama bunların yanında belki de en dikkat çekici olan, kuzey ve güney yarımküreleri arasındaki yükseklik ve yüzey biçimi farklılığıdır. Güneyin engebeli ve dağlık yüzeyine göre, kuzey yarımküre düz, pürüzsüz ve ortalama altı km daha alçaktır.

Mars ve Dünya arasındaki büyüklük oranı

Kaynak: ESA

Dünya’ya En Çok Benzeyen Gezegen Bulundu

Dünya’dan 1.5 kat büyük olan ‘süper-Dünya’, gezegen avcısı Kepler uzay teleskopu tarafından keşfedildi.

Gezegen avcısı Kepler uydusu, bugüne kadar keşfettiği 2 bin 500’ü aşkın gezegene bir yenisini ve belki en önemlisini ekledi. KOI (Kepler’in Merak Konusu) 172.02 adı verilen gezegenin, bulunduğu yıldız sisteminde yaşanabilir bölgede yer aldığı ve sıvı suya sahip olma ihtimalinin bulunduğu belirtildi. Gök bilimciler, Dünya’dan 1.5 kat büyük olan ve bu sebeple ‘süper-Dünya’ olarak tanımlanan gezegenin, okyanuslara da sahip olabileceğini ifade etti.

KOI 172.02 gezegenin keşfi, kısa bir süre önce Samanyolu Galaksisi’nde Dünya büyüklüğünde 17 milyar gezegenin bulunduğunu açıklayan bilim dünyasında büyük heyecan yarattı.

Yıldızından yaklaşık 0.75 AU (astronomik birim) uzaklıkta olan KOI 172.02, yıldızdan gelen ışınların yüzeyinde aşırı sıcaklığa neden olmadığı, böylece sıvı suyun varlığına izin verdiği mesafede yer alıyor. Bu mesafenin kapsadığı alan, gök bilimde ‘Goldilocks Bölgesi’ yani Yaşanabilir Alan olarak biliniyor.

Yıldızının etrafındaki dönüşünü, yani bir yılı 242 günde tamamlayan KOI 172.02, kendisine hayat veren yıldızdan 112 milyon km uzaklıkta yer alıyor. Dünya’nın Güneş arasındaki mesafesi ise 0.98 AU, yani yaklaşık 150 milyon km.

KOI 172.02’nin keşfi, 221’inci Amerikan Astronomi Topluluğu Konferansı’nda, 8 Ocak günü açıklandı. NASA’nın Ames Araştırma Merkezi’nde Kepler projesinde yer alan Natalie Batalha, konuşmasında, ‘Yıldızının yaşanabilir bölgesinde bulunan ilk süper-Dünya’yı keşfettiklerini ve keşfin çok heyecan verici olduğunu’ söyledi.

Space.com’a konuşan ABD’nin Baltimore eyaletindeki Uzay Teleskopu Bilim Enstitüsü’nden Mario Livio, ‘Bu çok önemli bir gelişme… Kesinlikle Dünya dışı yaşam için iyi bir aday’ ifadesini kullandı.

KEPLER KEŞİFE DOYMUYOR
Yapılan büyük keşfin ardından ilk akıllara gelen soru, KOI 172.02’nin yaşama ne kadar elverişli olduğu. NASA, yaptığı açıklamada, Kepler’in başarısına değinirken, KOI 172.02 gezegeninin detaylı bir şekilde analiz edilmeye devam edildiğini belirtti.

2009 yılında Uzay’a gönderilen ve Güneş’in yörüngesini bir turunu 371 günde tamamlayan Kepler, hareketi esnasında gökyüzünde bir bölgeye kilitleniyor ve eş zamanlı olarak 150 bin yıldızın parlaklığını gözlemleyebiliyor. Teleskopun merkezinde, 42 tane kamera sensörü sıralanıyor. Bu sensörler, yıldızlarının önünden geçen yıldızları yakalıyor.

NASA, KOI 172.02’nin Dünya dışı yaşamın araştırılmasında önde gelecek kozmik cisimlerden biri olacağını belirtti.

DÜNYA BENZERİ YERLER
Gök bilimciler, Dünya benzeri kozmik cisimleri, evimizdekine benzer yaşam koşulları içeren bir gezegen veya uydu olarak tanımlıyor.

NASA, Dünya benzeri kozmik cisimlerin önemini, ‘Dünya’daki gibi karmaşık yaşam şekline, hatta bir medeniyete sahip olma ihtimali bulunmaları’ olarak ifade ediyor.

Bilim insanları, teorisel olarak, bir gün yabancı gezegenleri yaşama elverişli kılarak (terraforming), başka Dünya’lar oluşturulabileceğine inanıyor. Çoklu evren teorisi ise Dünya benzeri gezegenlerin bulunduğunu, paralel evrenlerde ise Dünya’nın başka bir versiyonunun var olduğunu öne sürüyor.

NASA, son yıllarda elde edilen bulguların astrobiyoloji ve Dünya dışı yaşam bulmaya yönelik alanlara olan ilgiyi daha da artırdığını ve SETI projesiyle bu arayışa devam ettiklerini belirtti.

Kepler, en son gözlemlerinde 461 Dünya dışı gezegen daha keşfetmiş ve keşif sayısını 2 bin 740’a çıkarmıştı. Bu gezegenlerden sadece dördünün ‘Dünya gibi yaşama olanak verebileceği’ düşünülüyor. KOI 172.02 ise beşinci ve en büyük aday konumunda.

Kaynak: space.com, ntvmsnbc

Mars’ta Gün Batımı

NASA’nın Mars keşif robotu Oppurtunity, Kızıl Gezegen’deki dev Endeavour kraterine bakan bir noktada mükemmel bir kare yakaladı.

Kraterin batı ucunda bulunan robot, gün batımı esnasında Güneş ışınların kratere düştüğü anı görüntüledi. Fotoğrafta, Oppurtunity’nin gölgesi kratere uzanıyormuş gibi görünüyor. Keşif robotu, 22 kilometre genişliğindeki kratere Ağustos 2011’de ulaşmıştı.

NASA’nın yayımladığı en son fotoğraf, Oppurtunity’nin panoramik kamerasıyla Mars saatiyle 16.30 ile 17.00 arasında çekildi. NASA yetkilileri, fotoğrafın 9 Mart tarihine ait olduğunu belirtti. Sahte renkte yayımlanan fotoğraf, Endeavour’un yüzeyindeki karanlık tepeler gibi kraterin yüzeyindeki farklılıkların belli olmasını sağlıyor.

Oppurtunity, yaklaşık dört ay boyunca dev krateri Greeley Haven adı verilen bölgeden gözlemledi ve henüz iki hafta önce tekrar hareket etmeye başladı. Kış süresince sabit bir noktada bekleyen keşif robotu, bu sürede solar panellerini Güneş’e konumlandırarak aktif kaldı.

Oppurtunity, geride bıraktığı dört ay süresince, Greeley Haven’daki kayaları incelerken, bilim insanları robotun yaydığı radyo sinyallerini analiz ederek gezegegin iç yapısı üzerinde araştırmalar yaptı.

MARS’TA SEKİZ YIL
Oppurtunity ve ikizi Spirit, Kızıl Gezegene Ocak 2004’te indi. Altı tekerli, golf arabası büyüklüğündeki iki robotun asıl görevi, üç ay boyunca Mars’ta geçmişten kalan su izleri bulmaktı.

Her iki robotun görev süresi geride kalan aylar boyunca uzatılırken, Mars’ın bir zamanlar daha sulak ve sıcak bir yer olduğuna dair bulgular elde ettiler. Spirit, Mart 2010’da Güneş’i görecek şekilde konumlanmayı başaramayınca devre dışı kaldı ve geçtiğimiz yıl tamamen kullanılmaz hale geldiği açıklandı. Oppurtunity ise geride kalan sekiz yılın ardından hala güçlü. Keşif robotunun bu sürede geride bıraktığı mesafe 34.4 km.

NASA’lı mühendisler, yakın zamanda Oppurtunity’e eşlik edecek yeni bir robotu Kızıl Gezegen’e gönderecek. Bir ton ağırlığındaki Curiosity, bir aksaklık yaşanmadığı takdirde 5 Ağustos günü Mars’ın yüzeyine inecek. Araba büyüklüğündeki keşif robotu, Mars’ın yüzeyinde mikrobik hayata dair bulgular arayacak.