Mars’ta Koloni Projesi: Mars One

Mars’a gideceğimiz günler hiç uzakta değil. Uzay araştırmacıları Mars’a ayak basmak, hatta üzerinde kolonileşmek ve yaşam sürmek için araştırmalarına son hızla devam ediyor.

Bu projelerden biride “Mars One (Mars Bir)” projesi. Detaylarını ve konsept resimlerini aşağıda görebilirsiniz.

2016: Mars One besin görevi. Ocak 2016’da gerçekleşecek bu görevle yaklaşık 2.5 ton yiyecek ve malzemeler Mars’a gönderilecek.

Okumaya devam et Mars’ta Koloni Projesi: Mars One

Okyanuslar ve bulutlarla kaplı bir Mars

Dünya’nın en yakın komşusu Mars, on yıllardır gök bilimcilerin sırlarını çözmeye çalıştığı gezegenlerin başında geliyor. Son 10 yıl içinde yapılan keşifler, gezegende bir zamanlar sıvı halde su olduğuna işaret ederken, Mars’ın antik zamanlarda tıpkı Dünya’ya benzediği görüşü de güçleniyor.

Yüzeyindeki Oppurtunity ve Curiosity keşif araçlarının yanı sıra, Mars Yörünge Kaşifi (MRO) uydusu tarafından gözlemlenen Mars, elde edilen son bulgularla bir zamanlar nasıl bir görünüme sahip olduğu hakkında bilim insanlarına ipucu veriyor.

MRO’un, Kızıl Gezegen’deki jeolojik yapıların yüksekliğine ait gönderdiği verileri değerlendiren ABD’lı yazılım mühendisi Kevin Gill, bilgisayar ortamında Mars’ın görüntüsünü oluşturdu.

Discovery News sitesine çalışması hakkında açıklama yapan Gill, “Dünya’ya ait benzer modeller yapıyordum. Mars’ta hayat olduğu izlenimi veren çizimlere rastladıktan sonra aynısını denemek istedim… Mars hakkında yeni bilgiler edinmek, yaratıcı olmak ve kullandığım yazılımı geliştirmek güzel bir şey” dedi.

DEV OKYANUSLAR VE NEHİRLER ORTAYA ÇIKTI
Gill, yaptığı çalışmada Mars’ın bir yüzünü tamamen farklı bir görünüme soktu. Dev okyanuslar ortaya çıkarken, 4 bin km’yi geçen uzunluğuyla Güneş Sistemi’ndeki en uzun vadileri içeren Vallis Marineris, okyanuslara açılan bir nehir haline geldi.

Mars’ın batı yarım küresindeki volkanik plato olan Tharsis Bulge’de bulunan ve uzunluğu Everest’in üç katı olan Olympus Mons, diğer yanardağlar Pavonis Mons, Ascraeus Mons ve Arsia Mons ile bulutlara yükselen bir görüntü oluşturdu.

Gill, yüksek rakımlı ekvatora yakın volkanik bölgede bitki örtüsünü az tutarken, daha alçak olan alanlara daha nemli ve yeşilliği bol bir görünüm kazandırdı. Mars’ın yüzde 95’i karbondioksitten oluşan ince atmosferi ise bulutlarla örtüldü.

büyük hali için tıklayın

CURIOSİTY TAHMİNLERİ DOĞRULUYOR
Mars’a Ağustos 2012’de iniş yapan keşif aracı Curiosity, Kızıl Gezegen’in bir zamanlar su akan nehirlerle kaplı olduğuna dair en büyük kanıta ulaşmıştı.

İniş yaptığı Gale Krateri’nde derinliği neredeyse 60 santimetre olan nehir yatağı keşfeden Curiosity, Mars’ın sadece kutup bölgelerinde buz halinde sıvı bulunmayabileceğini ortaya koydu. Kısa bir süre önce ise Oppurtunity keşif aracı Endeavour kraterinin kenarında geçmişte suyun etkisiyle oluşmuş minerallere rastladı.

Dahası, MRO’nun ve gemişteki uyduların Dünya’ya gönderdiği fotoğraflarda, Mars’ın yüzeyinde dev çukurlar ve nehir deltalarına benzeyen yapılar görüldü. Mars’ın kuzey yarımküresinde yer alan ve 4-5 km derinliğiyle gezegenin en alçak bölgesi olan Vastitas Borealis’te, bir zamanlar var olan okyanusun izlerini gösteren antik kıyı şeridi yer alıyor.

ATMOSFER DAHA KALINDI
Mars, mayetosfer tabakasını 4 milyar yıl önce kaybetti. Güneş fırtınaları, Mars atmosferini daha rahat etkisi altına alırken, manyetik alanının bulunmaması, kozmik fırtınalara karşı Kızıl Gezegen’i savunmasız bırakıyor. Bu bilgiler, Mars’ın uzun bir süredir Dünya gibi bir biyosfere sahip olmadığını gösteriyor.

Gill, Mars’ı renklendirirken bilimsel bulgulardan uzaklaştığını belirtti: “Gezegen bilimcisi değilim. Bu yüzden birçok tahminimi Dünya’daki coğrafi özelliklere göre yaptım. Ardından Mavi Bilye fotoğraflarıyla değerlendirme yaptım.”

Bir zamanlar gerçek olup olmadığı henüz bilinmese de, okyanuslara, bitki örtüsüne ve canlı bir atmosfere sahip olan bir Mars düşüncesi bugün hala heyecan verici.

Curiosity, Mars’ta Nehir İzleri Buldu

NASA’nın Mars’taki uzay aracı Curiosity (Merak), iniş yaptığı bölgenin yakınında yüzey boyunca akan tarihi bir nehrin izlerini tespit etti.

Bilim insanları, akarsuya ait kanıtın, Curiosity’nin 6 Ağustos’ta iniş yaptığı Gale Krateri yakınında fotoğrafladığı çakıl taşlarının biçimlerinin ve büyüklüklerinin incelenmesi sonucunda elde edildiğini bildirdi. Tarihi nehrin suyunun hızlı aktığı ve derin olduğunun sanıldığı kaydedildi.

ABD’nin Arizona eyaletindeki Gezegen Bilimleri Enstitüsü’nden Rebecca Williams, “Elde edilen son veriler ışığında ortak bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki, kayalardaki ve taşlardaki izleri ancak şiddetli bir su akıntısı oluşturabilir” dedi.

2 buçuk milyar dolarlık Curiosity keşif aracının Mars’taki ilk iki yıl boyunca öncelikli hedefi, yaklaşık 5 kilometrelik bir alana uzanan kraterin tabanındaki tepeleri ve yükseltileri araştırıp hayat belirtileri ortaya çıkarmak.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın keşif uydusu Mars Express’in de geçtiğimiz Şubat ayında kızıl gezegende milyarlarca yıl önce var olmuş iki büyük okyanusa ait güçlü deliller topladığı açıklanmıştı.

Kaynak: Cihan H.A.

Mars’ta Eski Bir Yaşam Olabilir

NASA’da ki bazı bilim adamları, Mars yüzeyinde ilkel yaşamın fosilleşmiş kalıntılarını barındıran kayalar bulduklarını düşünüyorlar.

ABD’nin California eyaletindeki “Search for Extraterrestrial Intelligence” (SETI) Dünyadışı Zeka Araştırmalar Merkezi’nden bilim adamları, yayınladıkları makalede, Kızıl Gezegen’in Nili Fossae bölgesinde ‘fosillerden oluşan’ kayalar keşfettiklerini iddia etti.

Araştırmalarını Earth and Planetary Science Letters bilimsel dergisinin son sayısında yayımlayan bilim adamları, bu bölgedeki karbonat katmanlı kayaların hidrotermal oluşumlarını incelediklerinde, Mars’ta yaklaşık 4 milyar yıl önce yaşamış olabilecek organizmaların kanıtlarını elde ettiklerini kaydettiler.

Amerikalı bilim adamlarının, yörüngedeki Mars Reconnaissance Orbiter’ın (MRO) kızılötesi görüntüleme tekniği sayesinde yaptıkları incelemede, Nili Fossae bölgesindeki kayalarda gözlemlenen mineral içeriğin, Avustralya’nın kuzeybatısındaki Pilbara bölgesinde bulunan ve Dünyadaki yaşamın ilk izlerinin mineral biçimde muhafaza edildiği yerdekiyle aynı olduğu ortaya çıktı.

Araştırmaya başkanlık eden Adrian J. Brown, bunun en azından Mars’ın bu bölgesinin benzer bir kanıta evsahipliği edebileceğini gösterdiğini belirterek, “Eğer Mars’ta katmanlar, mercanlar veya bir tür mikrobik alanlar oluşturmaya ve bunları burada gömülü tutmaya yetecek yaşam varsa, Dünya’daki fiziğin aynısı burada da olmalıdır” dedi.

Bu arada, MRO’nun çok yüksek çözünürlüklü High Resolution Imaging Science Experiment camera (HiRISE) ile elde ettiği son görüntülerde, NASA’nın Viking uzay aracının 1976’da çektiği fotoğrafta yer alan “Mars yüzeyindeki gizemli surat”ın, kayalık ve düz bir tepeden ibaret olduğu açıkca görülüyor.

Komplo teorisyenleri, bunun Marslıların varlığının açık bir kanıtı olduğunu, NASA ve ABD hükümetinin uzaylıların varlığını bildiklerini iddia etmişlerdi.

Öte yandan, Kızıl Gezegen’e sadece üç aylığına gönderilmelerine rağmen 6 yılı aşkın süredir görevlerini sürdüren ikiz robotlardan Opportunity, Mars’ta ilk kez toz hortumunu görüntülemeyi başardı.

Opportunity’nin kızkardeşi Spirit, daha önce birkaç kez Kızıl Gezegen’e özgü toz hortumunu görüntülemişti.

Kaynak: ntvmsnbc

MARS GEZEGENİ

Mars (eski adıyla Merih), Güneş Sistemi’nin dördüncü gezegenidir. İsmi Eski Roma’daki savaş tanrısı Mars’tan gelmektedir (Bu Tanrı Eski Yunan Mitolojisinde Ares’e karşılık gelir). Gece temiz bir havada basit bir teleskopla kırmızılığı görülebilir. Okumaya devam et MARS GEZEGENİ