Mars’ta Gün Batımı

NASA’nın Mars keşif robotu Oppurtunity, Kızıl Gezegen’deki dev Endeavour kraterine bakan bir noktada mükemmel bir kare yakaladı.

Kraterin batı ucunda bulunan robot, gün batımı esnasında Güneş ışınların kratere düştüğü anı görüntüledi. Fotoğrafta, Oppurtunity’nin gölgesi kratere uzanıyormuş gibi görünüyor. Keşif robotu, 22 kilometre genişliğindeki kratere Ağustos 2011’de ulaşmıştı.

NASA’nın yayımladığı en son fotoğraf, Oppurtunity’nin panoramik kamerasıyla Mars saatiyle 16.30 ile 17.00 arasında çekildi. NASA yetkilileri, fotoğrafın 9 Mart tarihine ait olduğunu belirtti. Sahte renkte yayımlanan fotoğraf, Endeavour’un yüzeyindeki karanlık tepeler gibi kraterin yüzeyindeki farklılıkların belli olmasını sağlıyor.

Oppurtunity, yaklaşık dört ay boyunca dev krateri Greeley Haven adı verilen bölgeden gözlemledi ve henüz iki hafta önce tekrar hareket etmeye başladı. Kış süresince sabit bir noktada bekleyen keşif robotu, bu sürede solar panellerini Güneş’e konumlandırarak aktif kaldı.

Oppurtunity, geride bıraktığı dört ay süresince, Greeley Haven’daki kayaları incelerken, bilim insanları robotun yaydığı radyo sinyallerini analiz ederek gezegegin iç yapısı üzerinde araştırmalar yaptı.

MARS’TA SEKİZ YIL
Oppurtunity ve ikizi Spirit, Kızıl Gezegene Ocak 2004’te indi. Altı tekerli, golf arabası büyüklüğündeki iki robotun asıl görevi, üç ay boyunca Mars’ta geçmişten kalan su izleri bulmaktı.

Her iki robotun görev süresi geride kalan aylar boyunca uzatılırken, Mars’ın bir zamanlar daha sulak ve sıcak bir yer olduğuna dair bulgular elde ettiler. Spirit, Mart 2010’da Güneş’i görecek şekilde konumlanmayı başaramayınca devre dışı kaldı ve geçtiğimiz yıl tamamen kullanılmaz hale geldiği açıklandı. Oppurtunity ise geride kalan sekiz yılın ardından hala güçlü. Keşif robotunun bu sürede geride bıraktığı mesafe 34.4 km.

NASA’lı mühendisler, yakın zamanda Oppurtunity’e eşlik edecek yeni bir robotu Kızıl Gezegen’e gönderecek. Bir ton ağırlığındaki Curiosity, bir aksaklık yaşanmadığı takdirde 5 Ağustos günü Mars’ın yüzeyine inecek. Araba büyüklüğündeki keşif robotu, Mars’ın yüzeyinde mikrobik hayata dair bulgular arayacak.

Mars Manzarası

Robot kâşifler, uzaklardaki bir merak konusunu tanıdık bir dünyaya dönüştürüyor.

Mars, uzun yıllar boyunca insanların hayal gücünü kendine çekti. Eskiler, gökyüzündeki düzensiz hareketinden dolayı bu kırmızı yıldızı uğursuz ya da zorba olarak görürdü: Yunanlılar onu savaş tanrısı Ares’le özdeşleştirmiş, Babilliler ona yeraltı tanrısı Nergal’in adını vermişti. Eski Çinliler için o, Ying–huo, yani ateş gezegeniydi.

Kopernik’in 1543’te görünen evrenin merkezinin Dünya değil Güneş olduğunu öne sürmesinden sonra dahi Mars’ın gökyüzündeki hareketlerinin tuhaflığı, 1609 yılında Johannes Kepler’in bütün gezegenlerin, odaklarından birinde Güneş bulunan bir elips yörüngede dolandıklarını bulmasına kadar bilinmeyen olarak kalmayı sürdürdü.Aynı yıl Galileo bir teleskopla ilk kez Mars’ı gözlemledi. On yedinci yüzyılın ortalarına doğru teleskoplar, Mars yüzeyinde mevsimsel olarak büyüyen ve küçülen kutup buz takkelerini ve Syrtis Major –sığ bir deniz olduğu düşünülen karanlık bir alan– gibi özellikleri gösterebilecek kadar gelişmişti. İtalyan gökbilimci Giovanni Cassini, bazı özellikleri gezegenin ekseni etrafındaki dönüşünü hesaplamaya yetecek kadar iyi gözlemleyebilmişti. Bir Mars gününün, bizim 24 saatlik günümüzden 40 dakika daha uzun olduğu sonucuna varmış ve sadece üç dakikalık bir hata yapmıştı. Daha yakın ve daha büyük komşu gezegen Venüs’ün nüfuz edilemez bulut tabakasına karşın, Mars’ın yüzeyi, üzerinde canlıların yaşayıp yaşamadığına dair spekülasyonlara yol açacak kadar Dünya’ya benziyordu.

Kendi gezegenimizin kalın ve dinamik atmosferinin yarattığı görüş kalitesini bozma etkisinin zorlamasıyla giderek gelişen teleskoplar, Mars’a dair daha da ayrıntılı haritaların çıkarılmasını, denizlerin ve hatta genişleyip daralan buz takkeleriyle varsayılan bitki örtüsünün mevsimsel değişimler geçirdiği bataklıkların belirlenmesini olası kıldı. Gezegenimizin gözü en keskin haritacılarından Giovanni Schiaparelli, varsayılan su kütlelerinin arasındaki doğrusal bağlantılar için İtalyanca bir kelime olan canali sözcüğünü kullanmıştı. Bu sözcük “suyolu” olarak da çevrilebilirdi, ama “kanal” sözcüğü hem halkı, hem de özellikle 1893’te, kanalların bir Mars uygarlığından kaldığını savunan zengin Bostonlu Percival Lowell’ı daha bir cezbetti. Lowell gökbilimine meraklı bir amatördü, ama şarlatan değildi. Arizona, Flagstaff yakınlarında bir masadağda, 2 bin metreyi aşkın bir yükseklikte ve kendi ifadesiyle “insan dumanından çok uzakta” bir gözlemevi kurdu; bu Bostonlunun teorilerinden hoşlanmayan gökbilimciler dahi yaptığı Mars çizimlerini Schiaparelli’nin çizimlerinden daha iyi bulmuştu. Lowell, Mars’ın ölmekte olan bir gezegen olduğunu ve oldukça zeki Mars sakinlerinin gezegenlerinin giderek kuraklaşmasına karşı kutup buz takkelerinde depolanmış suyu koruyan ve dağıtan bir sulama kanalları sistemiyle savaş verdiğini öne sürmüştü.

H. G. Wells bu bakış açısını, bir bilim kurgu klasiği olan Dünyalar Savaşı’yla (1898) romanlaştırdı. Yazar, tarafsız davranarak, Dünya’yı işgal eden çirkin mi çirkin, acımasız mı acımasız Marslılara bir nebze insansı duygu bahşetmişti. İleri teknoloji cihazlar kullanan, zekâları “ihtiyaçtan doğan acil baskıyla” bilenmiş Marslılar, uzaydan “yemyeşil bitki örtüsü, gri suları, bereketin göstergesi bulutlu atmosferi ve süzülen bulutların arasından görülen engin, kalabalık toprakları ve gemilerle dolu denizleri olan daha ılık gezegenimize” gıpta ederek bakıyordu…

Kaynak: National Geopraphic

Uzay Komplo Teorileri

TEORİ 10: ÖLÜ KOZMONOT

1960’larda Sovyetler Birliği ve Amerika uzay araştırmalarında lider olmak için bir yarışın içindeydiler. Kazanan muhtemelen diğeri üzerindeki teknolojik üstünlüğünü ilan edecekti. Bu yarışta ilk üstünlüğü 1957 yılında Sovyetler Birliği elde etti; bu ilk insan yapımı uydu olan Sputnik ile gerçekleşti. 1961 de Sovyetler Birliği Amerikan uzay programına bir darde daha vurdu ve bu sefer uzaya ilk insanı yollamışlardı, o kişide kozmonot Yuri Gagarin’den başkası değildi.

Okumaya devam et Uzay Komplo Teorileri

UZAY TEKNOLOJİSİ

Uzay araçlarını genelde iki gruba ayırırız:

  • İnsanlı uzay araçları
  • İnsansız uzay araçları

Bunlarda girdikleri yörüngelere göre üçe ayrılırlar:

  • Yer etrafında yörüngeye girecek olanlar
  • Ay çevresinde yörüngeye girecek olanlar ya da Ay’a inecek olanlar
  • Gezegen yörüngelerine girecek olanlar ya da Güneş çevresinde dolananlar

Okumaya devam et UZAY TEKNOLOJİSİ

UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI

NASA 1979 yılında D.D zeki yaşamı araştırmak amacıyla SETİ projesini başlattı. Uzaya radyo sinyalleri göndermek ve sayısız gezegenlerden gelme ihtimalini düşündüğümüz sinyalleri alarak çözme yoluna gitme, Dünya Dışı uygarlıkları tanıma yolunda atılmış olumlu bir adımdır. Okumaya devam et UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI