Türk Keşif Uydusu Göktürk-2 Uzayda

Türkiye’nin yüksek çözünürlüklü ilk milli yer gözlem uydusu Göktürk-2 başarıyla uzaya fırlatıldı.

Yüzde 80 yerli yapım olan yüksek çözünürlüklü Türk keşif ve gözlem uydusu Göktürk-2, Çin’deki Jiuquan Fırlatma Üssü’nden saat 18.12’de Uzay’a fırlatıldı.

Başarılı bir ateşlemeyle uzaya gönderilen uydu, saat 18.25’te 686 kilometre yükseklikteki yörüngesine oturdu. Göktürk-2’den ilk sinyal 19.39’da Norveç Trömso’dan alındı.

Konuyla ilgili açıklama TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdür Vekili Tamer Beşer’den geldi.

Beşer, Göktürk-2’nin 18.25’te yörüngeye yerleşmesinin ardından, 19.39’da uydunun ilk sinyalinin de başarılı şekilde alındığını ve uydu ile yer arasındaki iletişimin sağlıklı şekilde kurulduğunu ifade etti.

Uydunun çalıştığına dair testlerin de başarıyla kontrol edildiğini anlatan Beşer, bundan sonra uydunun panellerinin de yarın sabah açılacağını ve normal işlevlerine başlayacağını söyledi.

Testler tamamlandıktan sonra yarın Göktürk-2’nin uzaydan yollayacağı ilk görüntüleri almayı hedeflediklerini bildiren Beşer, ”Bu tümüyle ekibin tercihi olacak. Görüntü alımından önce belki biraz daha testlere devam edebiliriz. Ancak Göktürk-2’den görüntü alabilecek durumdayız” diye konuştu.

Göktürk-2’nin uzaya fırlatış görüntüsünü aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

ERDOĞAN: 25 ÜLKEDEN BİRİYİZ
Göktürk-2’nin fırlatılmasını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve üst düzey devlet yetkilileri, Türk bilim insanlarıyla beraber Ankara’dan izledi.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan, “Bir hayal kurduk ve hayalimizi gerçekleştirdik” dedi.

Erdoğan, ”Bugün Türkiye için miletimiz için tarihi bir anı hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye olarak geçmişte de uzaya uydu gönderdik ancak bugün gönderdiğimiz Göktürk-2 uydusu bu alanda artık iddia sahibi bir ülke olduğumuzun da somut ispatı oldu. Şu anda kendi uydusunu imal edebilen 25 ülkeden biri konumuna yükseliyoruz” diye konuştu.

MEHMET AKİF ERSOY’DAN ŞİİR OKUDU
Konuşmasında İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’dan da alıntı yapan Erdoğan, ”Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak. Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; Me’yus olanın ruhunu, vicdanını bağlar. Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryadı bırak kendine gel. Çünkü zaman dar… Uğraş ki telafi edecek bunca zarar var” dizelerini okudu.

Erdoğan, şöyle devam etti: ”Biz işte böyle bir ruhla, böyle bir özgüvenle, böyle bir azim, ümit ve kararlılıkla hareket etme durumundayız. Biz yetiştirdiğimiz öğrencilere, genç nesillere, çocuklara böyle bir ufku, böyle bir vizyonu vermek zorundayız. Bakın yıllar yılı bizde diğer devletler, diğer medeniyetler karşısında maalesef ezik nesiller yetiştirilmek istendi. İthal her ürüne hayranlıkla bakan, dünyadaki her gelişmeyi hayranlıkla izleyen ama ben bunu daha iyi yaparım demeyen, diyemeyen nesiller yetiştirilmek istendi. Son 50 yılda dünyada her alanda çok büyük değişimler ve bilimsel teknolojik ilerlemeler kaydedilirken bizde başta üniversiteler olmak üzere kamuoyu gereksiz, faydasız boş tartışmalarla meşgul edildi. Bugün artık tüm bu gereksiz tartışmaları geride bıraktık. Biz geleceğe odaklandık. Milletçe, 75 milyon 2023 hedeflerine inandık ve hamdolsun emin adımlarla kararla adımlarla bu hedefe ilerliyoruz. Hızımızı hiç kesmeyeceğiz. Son 10 yılda yakaladığımız bu ivmeyi sürekli yükselteceğiz.”

TÜRKİYE’NİN ‘GÖZ’Ü OLACAK
TUŞAŞ ve TÜBİTAK tarafından geliştirilen Göktürk-2, askeri istihbarat ve keşiflerde Türkiye’nin gözü olacak.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait olan ve 140 milyon lira bütçeli proje kapsamında yapımına 2007 yılında başlanan uydu, sahip olduğu 2.5 metreye kadar çözünürlük kapasitesiyle kamyonet, otomobil ve zırhlı araçları net bir şekilde görüntüleyebilecek.

Havaalanlarındaki askeri hareketliliği Türkiye’ye rapor edecek olan Göktürk-2, dünyanın her noktasından görüntü alabilecek ve bunları Ankara’daki harekat merkezine gönderecek.

Dünya çevresini 98 dakikada turlayabilecek olan uydudan tek seferde 600 kilometrelik şeridin görüntüsü indirilebilecek.

UFO Videoları

Dünyadışı varlıklar var mı? Bizi gerçekten ziyaret ediyorlar mı? Kaydedilen görüntüler ne kadar gerçekçi? Cevabı kestirilemeyen bu sorular eşliğinde yorumu sizlere bırakıyor ve uzayda ve dünyada görüntülenen bazı ufo videolarını sunuyoruz.

İyi seyirler.

Uzaylıların Ay Üssü mü?


Bu video 15 Eylül 2012 tarihinde teleskobu ve Canon EOS kamerası ile Ay’ı gözlemleyen birisi tarafından kaydedilmiş. Ay’dan uzaklaşırken görülen tanımlanamayan uçan cisimler videoda görülebiliyor.

Temmuz 2012 UFO Görüntüleri


Bu videoda Temmuz 2012 tarihinde dünyanın çeşitli bölgelerinden çekilmiş görüntüleri görebilirsiniz. Özellikle İngiltere UK’de ki görüntü oldukça dikkat çekici.

Mars Curiosity tarafından görüntülenen tanımsız cisimler


Mars’a gönderilen keşif robotu Curiosity tarafından görüntülenen bu görüntüler çoğu insanı heyecanlandırdı.

2012 Londra olimpiyatlarında görülen cisimler


Bu görüntüler Londra 2012 olimpiyatları açılış töreninde kaydedilmiş. Kendi ekseni etrafında döndüğü görünen tanımlanamayan cisim UFO olabilir mi?

Samanyolu’nun 9 milyar piksellik fotoğrafı

Gök bilimciler, Güneş Sistemi’nin de üyesi olduğu Samanyolu Galaksisi’nin tam 84 milyon yıldızını gösteren fotoğrafını elde etmeyi başardı. 9 milyar piksellik fotoğraf, galaksinin bugüne kadar elde edilen görüntülerinden en az 10 kat daha fazla detaya sahip.

Avrupa Güney Gözlemevi’ndeki araştırmacılar, bilgisayar ortamında hazırlanan binlerce kareyi bir araya getirerek, Samanyolu Galaksisi’nin tam 9 milyar piksellik fotoğrafını oluşturdu. Fotoğrafta 84 milyon yıldız yer alıyor. Galakside 200-400 milyar yıldızın yer aldığı düşünülüyor. Araştırmacılar, fotoğrafın basılması halinde, 10 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde bir alanı bir alanı kaplayacağını belirtti.

Fotoğrafın orjinal büyüklüğünde görmek için tıklayın

173 MİLYON CİSİM İÇERİYOR
Araştırmacılar, 9 milyar piksellik fotoğrafı oluşturan binlerce fotoğrafın özellikle VISTA tarafından elde edildiğini, çünkü Samanyolu Galaksisi’nin fotoğrafta yer alan bölgeseinin sadece Güney Yarımküre’den gözlenebildiğini ifade etti.

Şilili gök bilimciler Roberto Saito ve Dante Minniti tarafından yürütülen çalışma Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlandı. İki araştırmacı, bir araya getirdikleri fotoğrafta 173 milyon kozmik cismin yer aldığını ifade etti. Bu cisimlerin 84 milyonu yıldız olma potansiyeline sahipken, diğerleri uzak mesafelerde kalan galaksi ve diğer kozmik yapılar olarak ifade edildi.

İkili, daha sonra bir grafik hazırlayarak yıldızların renkleri ve parlaklarını ortaya koydu. Bu sayede, tespit edilen yıldızların boyutu ve yaşı anlaşılmaya çalışılacak. Hazırlanan diyagramda, örneğin kırmızı cüceler tespit edilmeye çalışılacak. Bu yıldızlar, Güneş Sistemi dışında kalan düşük kütleli gezegenlerin tespit edilebilmesi adına önem taşıyor. Çalışmanın ileri safhalarında ise çift yıldız sistemleri, nötron yıldızları ve diğer kozmik cisimlerin tespit edilmesi amaçlanıyor.

Gök bilimciler, fotoğrafın oluşturulmasında kullanılan karelerin Şili’de bulunan Paranal Gözlemevi’ndeki 4.1 metre uzunluğundaki VISTA teleskobuyla elde edildiğini ifade etti. Bir araya getirilen fotoğraflar, kızılötesi dalgalarla elde edildi. Bunun sebebi, Samanyolu Galaksisi’nin merkezinden yayılan ışığın yıldızların etrafındaki toz ve gaz bulutu tarafından engellenemesi.

Evrenin 13.7 milyar yıl önceki görüntüsü

Uzayda sürdürdüğü görevinde 22 yılı geride bırakan Hubble Uzay Teleskopu, bilim dünyası için yaptığı sayısız keşfin ardından, bu sefer evrenin bugüne dek elde edilen en ‘derin fotoğrafını’ çekti.

Hubble Teleskopu’nun evrenin en uzak noktalarına ait binlerce fotoğrafı bir araya getirilerek, milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksiler ilk kez en detaylı ve geniş ölçekli bir şekilde görüntülendi.

“eXtreme Deep Field” (XDF) adı verilen fotoğraf, Hubble’ın son 10 yılda çektiği fotoğrafların bir araya getirilmesinden oluşuyor. Bugüne dek görüntülenen en uzak galaksilerin ‘ortaya çıkarılabilmesi’ için, Hubble’ın yaptığı sayısız gözlemde biriken ışıktan yararlanıldı. Milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin birçoğu insan gözünün algılayabileceği ışığın 10 milyarda biri seviyesindeki ışıkta kaldığı için, aynı bölgeler üzerinde yapılan sayısız gözlemin biriktirdiği ışıkla aydınlatılmaları gerekti.

Hubble’ın XDF benzeri ilk çalışması, 2003-2004 yılları arasında çektiği fotoğraflardan oluşturulan “Hubble Ultra Deep Field” olmuştu. Bu fotoğrafta Hubble, uzak galaksilerin aydınlanabilmesi için uzun saatler boyunca aynı bölgeler üzerinde gözlem yaparak ışığın toplanmasını sağlamıştı.

Hubble Ultra Deep Field, 13.2 milyar yıl öteye gitmeyi başarmıştı. XDF’nin ise bu rekoru kırarak, evrenin 13.7 milyar yıl önceki haline ulaştığı düşünülüyor.

California Üniversitesi’nden gök bilimci Garth Illingworth, “XDF, evrenin bugüne dek elde edilen en derin fotoğrafı. En uzak ve en silik galaksileri bizlere görünür kıldı… XDF sayesinde zamanda her zamankinden daha geriye gitmeyi başardık” dedi.

5.500 GALAKSİ ORTAYA ÇIKTI
XDF, Samanyolu gibi spiral galaksilerin dışında, galaksilerin çarpışmasından oluşan kırmızı renkli lekelere benzeyen galaksileri de ortaya çıkardı. Aynı zamanda, milyarlarca yıl sonunda dev galaksiler halini alabilen, son derece küçük ve silik galaksiler de gözlemlendi.

XDF, Fornax takım yıldızının güneyinde kalan küçük bir alanın portresini sunuyor. Dolunay’ın kapladığı kadar gökte ufak bir alanı temsil eden bu bölgede, Hubble Teleskopu tam 5.500 galaksi keşfetmeyi başardı. Bu galaksilerin birçoğu, evrenin oluşmasını sağladığına inanılan Büyük Patlama’dan hemen sonra ortaya çıktı.

Dünya’dan en uzak mesafede bulunan galaksiler gezegenimizden 13.2 milyar ışık yılı mesafede bulunuyor. Bu da, söz konusu galaksilerden yayılan ışığın Hubble’ın kamerasına ulaşması için 13.2 milyar yıl geçtiği anlamına geliyor. NASA, yaptığı açıklamada, “Geçmişteki kozmik olaylara ait ışık Dünya’ya henüz ulaşıyor. Kısaca, XDF’nin bir zaman tüneli olduğunu söyleyebiliriz… XDF’de yer alan en genç galaksi, Büyük Patlama’dan sadece 450 milyon yıl sonra oluştu” ifadesi kullanıldı.

Hubble, “Advanced Camera for Surveys” ve “Wide Field Camera 3” kameralarını kullanarak, 2 milyar saniyeyi aşkın poz süresi boyunca aynı bölgelerin 2 bin fotoğrafını çekti. Böylece, aynı karede ışığın yoğunlaşması ve silik galaksilerin ortaya çıkması sağlandı.

NASA’nın Nisan 1990’da uzaya gönderdiği Hubble, o tarihten bu yana astronotlar tarafından beş kez bakım-onarımdan geçti. NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ortak çalışmasıyla görevine devam eden Hubble’ın merceklerinin hala çok güçlü olduğu ve 2018’e kadar görev yapabileceği ifade edildi.

Belgesel | Evrenin Sırları: Orada Kimse Var mı?

Uzayda başka canlılar olduğu kesin gibi; peki niye hiç karşılaşmadık? Uzayı tarayacak güçte aygıtlar var ve bir astronom, onların bizimle iletişim kurmaya çalıştığını öne sürüyor.

Ünlü aktör Morgan Freeman’ın sunduğu, Discovery Channel yapımı belgeseli buradan izleyebilirsiniz.

Belgesel hakkındaki yorumlarınızı bekliyoruz.
İyi Seyirler.

Mars’ta Gün Batımı

NASA’nın Mars keşif robotu Oppurtunity, Kızıl Gezegen’deki dev Endeavour kraterine bakan bir noktada mükemmel bir kare yakaladı.

Kraterin batı ucunda bulunan robot, gün batımı esnasında Güneş ışınların kratere düştüğü anı görüntüledi. Fotoğrafta, Oppurtunity’nin gölgesi kratere uzanıyormuş gibi görünüyor. Keşif robotu, 22 kilometre genişliğindeki kratere Ağustos 2011’de ulaşmıştı.

NASA’nın yayımladığı en son fotoğraf, Oppurtunity’nin panoramik kamerasıyla Mars saatiyle 16.30 ile 17.00 arasında çekildi. NASA yetkilileri, fotoğrafın 9 Mart tarihine ait olduğunu belirtti. Sahte renkte yayımlanan fotoğraf, Endeavour’un yüzeyindeki karanlık tepeler gibi kraterin yüzeyindeki farklılıkların belli olmasını sağlıyor.

Oppurtunity, yaklaşık dört ay boyunca dev krateri Greeley Haven adı verilen bölgeden gözlemledi ve henüz iki hafta önce tekrar hareket etmeye başladı. Kış süresince sabit bir noktada bekleyen keşif robotu, bu sürede solar panellerini Güneş’e konumlandırarak aktif kaldı.

Oppurtunity, geride bıraktığı dört ay süresince, Greeley Haven’daki kayaları incelerken, bilim insanları robotun yaydığı radyo sinyallerini analiz ederek gezegegin iç yapısı üzerinde araştırmalar yaptı.

MARS’TA SEKİZ YIL
Oppurtunity ve ikizi Spirit, Kızıl Gezegene Ocak 2004’te indi. Altı tekerli, golf arabası büyüklüğündeki iki robotun asıl görevi, üç ay boyunca Mars’ta geçmişten kalan su izleri bulmaktı.

Her iki robotun görev süresi geride kalan aylar boyunca uzatılırken, Mars’ın bir zamanlar daha sulak ve sıcak bir yer olduğuna dair bulgular elde ettiler. Spirit, Mart 2010’da Güneş’i görecek şekilde konumlanmayı başaramayınca devre dışı kaldı ve geçtiğimiz yıl tamamen kullanılmaz hale geldiği açıklandı. Oppurtunity ise geride kalan sekiz yılın ardından hala güçlü. Keşif robotunun bu sürede geride bıraktığı mesafe 34.4 km.

NASA’lı mühendisler, yakın zamanda Oppurtunity’e eşlik edecek yeni bir robotu Kızıl Gezegen’e gönderecek. Bir ton ağırlığındaki Curiosity, bir aksaklık yaşanmadığı takdirde 5 Ağustos günü Mars’ın yüzeyine inecek. Araba büyüklüğündeki keşif robotu, Mars’ın yüzeyinde mikrobik hayata dair bulgular arayacak.

“Süper Dünya” bulundu!

Güneş sistemi dışında buharlı atmosferi olan bir gezegen keşfedildi. Harvard Üniversitesi’nden Zachory Berta, ‘Süper Dünya’ adı verilen gezegen için “Bilinen hiçbir gezegene benzemiyor” dedi.

Gök bilimciler, yoğun, buharlı atmosferi olan yeni bir gezegen türünün varlığını ispatladı.

Güneş Sistemi dışındaki ”GJ 1214b” adlı gezegen, Dünya’dan büyük, Jüpiter gibi gaz devlerinden ise daha küçük.

Hubble teleskobu ile yapılan gözlemler, ”Süper Dünya” adı verilen gezegenin kütlesinin büyük bir kısmının sudan oluştuğunu belirledi.

Harvard Üniversitesi Astrofizik Bölümü’nden Zachory Berta, ilk kez 2009 yılında keşfedilen ”GJ 1214b”nin bilinen hiçbir gezegene benzemediğini söyledi.

Çapı Dünya’nınkinin 2,7 katı büyüklüğünde olan gezegen, 2 milyon kilometre uzaklıktaki kırmızı cüce bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor.

Gezegendeki sıcaklığın 200 dereceden fazla olduğu sanılıyor.

DÜNYADAN FAZLA SUYA SAHİP
Yapılan ölçümler, GJ 1214b’nin Dünya’dan daha fazla suya sahip olduğunu gösteriyor.

Bilim adamları, yüksek ısı derecesi ve basıncın gezegende ”Sıcak buz” ya da ”Süper akışkan su” gibi egzotik maddelerin bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.

GJ 1214b ile ilgili bulgular, ”Astrophysical Journal” adlı dergide yayımlanacak.

Kaynak: ntvmsnbc