Houston, bir sorunumuz var!

Apollo 13 mürettebatı, 40 yıl önce bu hafta başladıkları ve aksilikler yüzünden ölüm-kalım mücadelesine dönüşen uzay maceralarını tamamlayıp Dünya’ya döndüler.

İstikameti Ay olan Apollo 13 uzay aracının mürettebatı, tam 40 yıl önce bu hafta yola çıkmalarından çok kısa süre sonra ölümcül sorunlar zinciriyle karşı karşıya kalmıştı. Önce oksijen tankı patlamış, ardından uzay aracının iletişim cihazları da dahil neredeyse dörtte üçü çalışmaz hale gelmişti. Patlama, yaşam destek ve elektrik ünitelerini büyük ölçüde tahrip etmişti.

Astronotlardan Jim Lovell’ın meşhur “Houston, bir sorunumuz var” cümlesiyle yer istasyonuna bildirdiği arızalar son derece dramatik bir mücadele örneğini tetikledi ve uzayın derinliklerinde hayata veda edeceği tahmin edilen üç astronot Dünya’ya dönmeyi başardı.

Mürettebatın bugün hayatta olan iki üyesi Jim Lovell ve Fred Haise, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ndeki 40. yıl anma törenlerinde başlarından geçenleri “en başarılı başarısızlık örneklerinden biri” şeklinde yorumladı. Ay’a belki inenemişlerdi ama muhteşem bir dirayet, çalışma, işbirliği ve cesaret örneği sergileyerek, pratikte neredeyse bir hurdaya dönen Apollo 13’le Dünya’ya dönebildiler.

Şimdi 82 yaşında olan ekip lideri Lovell’a göre, heyecanla başladıkları Ay yolculuğunun sinirleri mahveden bir ölüm-kalım mücadelesine dönüşmesi aslında “çok başarılı bir başarısızlık hikayesi” ortaya çıkardı. Mücadeleyi kazanıp Dünya’ya dönmek, Lovell’ın sözleriyle, “insanın neredeyse kesin olan bir faciayı bir başarı hikayesine dönüştürme becerisini” gösterdi.

Apollo 13’teki oksijen tankı, yola çıkıldıktan iki gün sonra infilak etti. Lovell, Haise ve Jack Swigert, sorunun ciddiyetinin henüz farkında değiilerdi. “Tankın patladığını farkettiğimizde ilk aklımıza gelen Ay’a inemeyecek olduğumuzdu” diyen Lovell bu nedenle büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtiyor.

Tehlikenin büyüklüğü kısa süre sonra farkediyorlar. Lovell, Texas’taki Johnson Uzay Merkezi’yle telsiz bağlantısı kurup tarihe geçen o ünlü cümlesini sarfediyor: “Houston, bir sorunumuz var”.

Lovell şöyle devam ediyor: “İki ya da üç yakıt hücresi bozulmuştu. İki oksijen tankı da işlevsizdi. Telsiz bağlantımız kopmuş, bilgisayarlarımız uzun süre çalışmamıştı. Pek çok durum için önceden tatbikat yapmıştık ama bu kadarını beklemiyorduk.”

Sorunun ortaya çıkmasını izleyen beş gün boyunca astronotlar ve uzay merkezi, birbiriniz izleyen sorunlar zinciriyle boğuştu; su ve yiyecekleri idareli kullanıyor, düşen kabin ısısına uyum göstermeye çalışıyor, bir yandan da hem tamirat hem geri dönüş planları yapıyordu.

“Bir sorun çıkar çıkmaz hemen o anda, bazen oylama yaparak, çözüm bulmaya çalışıyorduk. Soğukkanlılık ve hızlı hareket etmek işe yaradı” diyor Lovell. Sonuçta ekip komuta modülünü atmosfere sokmayı başarmış ve kapsül 17 Nisan 1970’te Pasifik Okyanusu’na düşmüştü.

Apollo 13 mürettebatının kapsülden sağ salim çıkarak USS Iwo Jima gemisine çıkışı, dünyanın pek çok yerinde canlı izlendi. New York Grand Central Station tren garında toplanan binlerce Amerikalı, o anı çığlık ve alkışlarla karşıladı. Çok dramatik ve medyatik bir insan hikayesine imza atan üçlü, birer ulusal kahramana dönüştü.

Lovell, 11 yıllık astronotluk kariyerinde hiç Ay’a gitmedi. NASA’da ayrıldıktan sonra telekomünikasyon sektörüne geçti. Haise, kariyerini havacılık sanayiinde sürdürdü. Swigert ise siyasete atıldı ve 1982’de Kongre üyeliğine seçildi. Ancak ne yazık ki yeni görevine başlayamadan kemik kanserinden yaşamını yitirdi.

kaynak: ntvmsnbc

UZAY TEKNOLOJİSİ

Uzay araçlarını genelde iki gruba ayırırız:

  • İnsanlı uzay araçları
  • İnsansız uzay araçları

Bunlarda girdikleri yörüngelere göre üçe ayrılırlar:

  • Yer etrafında yörüngeye girecek olanlar
  • Ay çevresinde yörüngeye girecek olanlar ya da Ay’a inecek olanlar
  • Gezegen yörüngelerine girecek olanlar ya da Güneş çevresinde dolananlar

Okumaya devam et UZAY TEKNOLOJİSİ