Üzerinde Yaşam Olabilecek 9 Gezegen

Aralık 2012’de, Porto Riko üniversitesinden The Habitable Exoplanets Catalog (Yaşanabilir Gezegenler Kataloğu) ekibi, güneş sistemimiz dışında üzerinde yaşam olabilecek 9 gezegeni açıkladı.

Bunların bazıları henüz gezegen olarak onaylanmamış ve yaşam çevreleri hakkında daha öğrenmemiz gereken çok şey olsa da, bu katalog dünya dışı yaşamın nerede aranabileceğine dair bir başlangıç noktası sunuyor.

İşte yaşam olabilecek 9 gezegen:

1- Gliese 581g
2010’da keşfedilen bu gezegen, henüz doğruluğu tartışılsada, üzerinde dünya-dışı yaşam olabilecek en kuvvetli aday olarak gösteriliyor. Kendi yıldızının yaşanabilir bölgesinin ortasında yer alan gezegen, Dünya’dan sadece iki veya üç kat daha ağır.

2- Gliese 667Cc
Bir diğer Süper-Dünya olan bu gezegen, bizden 22 ışık yılı uzaklıktaki Scorpius takımyıldızında bulunuyor. Dünya’dan en az 4.5 kat daha büyüktür ve kendi yıldızının etrafındaki dönüşünü 28 günde tamamlar.

3- Kepler-22b
Dünya’nın 2.4 katı büyüklüğünde ve sera etkisi ile Dünya’ya benzeyen yüzey sıcaklığının 22 derece olduğu varsayılıyor. Bizden 600 ışık yılı uzakta bulunan Cygnus takımyıldızında bulunuyor.

4- HD 40307g
Kendi yıldızına yaşanabilir mesafede bulunan bu Süper-Dünya, bizden 42 ışık yılı uzaklıktaki Pictor takımyıldızında yer alır. Yörüngesi kendi yıldızından 90 milyon km uzaklıktadır. Bu oran Dünya-Güneş arasında 150 milyon km dir.

5- HD 85512b
2011 de keşfedilen bu gezegenin ağırlığı Dünya’nın 3.6 katıdır. Bizden 35 ışıkyılı uzaktaki Vela takımyıldızında yer alır. Araştırmacılar ykın bir zamanda yüzeyinde su olup olmadığını anlamayı umuyor.

6- Tau Ceti e
Aralık 2012’de keşfedilen bu gezegen, bizden 11.9 ışık yılı uzaklıkta bulunur ve Dünya’dan 4.3 kat daha ağırdır. Henüz belirlenemeyen atmosferine göre basit yaşam formu için uygun sıcaklıkta veya Venüs gibi kavurucu olabilir.

7- Gliese 163c
Dünya’nın 7 katı ağırlığındaki bu gezegen, kendi yıldızı etrafında dönüşünü 26 günde tamamlar. Bizden 50 ışık yılı uzaklıkta Dorado takımyıldızında yer alır.

8- Gliese 581d
Bir araştırmaya göre bu gezegenin kalın, karbon dioksit atmosfere sahip olabileceği düşünülüyor. Dünya’dan 7 kat daha ağır olan bu gezegen, yine yaşam olabilecek Gliese 581g ile aynı sistemde yer alır. Bizden uzaklığı 20 ışık yılıdır.

9- Tau Ceti f
Kardeşi Tau Ceti e gibi Süper-Dünya adayı olan bu gezegen, yaşanabilir bölgenin dış sınırına daha yakındır. Dünya’nın 6.6 katı ağırlında olan bu gezegenin atmosferi yeteri kadar sıcaksa yaşam için uygun olabilir.

 

 

 

 

Bu grafikte, yaşam olabilecek 9 gezegenin dünya ile benzerliğini görebilirsiniz

Kaynak: Space.com / Porto Riko Üniversitesi

Kepler’in Gezegenleri

Nasa’nın Kepler uzay teleskopu, 11 farklı yıldız etrafında 26 yaşanabilir gezegen keşfetti. Bu yaşanabilir gezegenleri ve ilüstrasyonlarını burada görebilirsiniz.

Kepler’in keşfettiği gezegenlerin kendi sistemlerindeki yerleşimlerini gösteren görsel çalışma. Tüm renkli gezegenler Nasa tarafından doğrulanmış, gri olanlar henüz doğrulanmamış gezegen adaylarını gösterir.
Güneş benzeri bir yıldızın yörüngesinde, yaşanabilir bölgede keşfedilen Kepler-22b gezegeni.
Kepler-10b. Nasa uzmanlarına göre tartışmasız keşfedilen ilk kayalık gezegen.
Kepler-9 ismi verilen bir yıldızın etrafında keşfedilen Satürn boyutllarında iki gezegen.
Kepler 11 adındaki yıldızın etrafında Kepler uzay teleskopu tarafından keşfedilen güneşdışı gezegenler.
Kepler-16b, iki yıldızın yörüngesinde olduğu bilinen ilk gezegen. (Star Wars filmindeki Tatooine gezegeni gibi)
Kepler 18 yıldızının etrafında keşfedilen 3 gezegen. Bu grafikte üstteki bölüm üç gezegenin Kepler 18 etrafındaki yörüngeleri ile Merkür’ün Güneş etrafındaki yörüngesinin kıyaslamasını gösterir. Alttaki bölümde bu üç gezegenin ve yıldızının, Dünya ve Güneş’e oranla büyüklüklerini gösterir.
İki güneşli gezegen, Kepler-35b
“Görünmez” gezegen Kepler-19c. Bu gezegen, Kepler-19b gezegeni üzerindeki kütle çekim etkisi sayesinde keşfedilmiştir.
İki güneşli gezegen Kepler-35b.
Bu çizimde Kepler’in keşfettiği beş gezegenin, Jüpiter ve Dünya’ya göre büyüklüklerini görebilirsiniz.
Bu çizimde de Kepler’in yeni keşfettiği diğer gezegenlerin büyüklüklerini görebilirsiniz.
Kepler’in keşfettiği en büyük ve en küçük Kırmızı Dev Yıldızların, Güneş ile büyüklük kıyaslaması.

Kaynak: Space.com

UFOLAR – Efsane mi, Gerçek mi?

Dünyada her yıl binlerce UFO rapor ediliyor. Acaba tüm bu raporlar yalnızca hayal gücünden mi ibaret, yoksa gerçeklik payları var mı?

National Geographic belgeseli Efsane mi, Gerçek mi? serisinden “Ufolar” bölümünü buradan izleyebilirsiniz.

İyi seyirler.

Uzaylılar nerelerde yaşıyor olabilir?

Amerikalı bilim adamları, uzaylıların yaşaması en olası gezegen ve uyduların listesini çıkardı. Favoriler Gliese 581g ve Titan…

Listeye göre Satürn’ün uydusu Titan ve 20,5 ışık yılı ötedeki Terazi takım yıldızında bulunduğu sanılan Gliese 581g (üstte) dış gezegeni, uzayda en yaşanılası yerler…

Astrobiyoloji dergisinde yayınlanan makalede araştırmacılar farklı kriterlere odaklanan iki ayrı liste hazırladı: Dünya’ya Benzerlik Endeksi ve Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi. ABD’deki Washington Üniversitesi’nden Dirk Schulze-Makuch, “Önce başka gezegenlerde de Dünya’dakine benzer koşullar olabilir mi diye sorduk. Çünkü bu koşulların yaşama elverişli olduğunu biliyoruz” diyor. İkinci olarak da dış gezegenlerde bizim bildiğimiz-bilemediğimiz başka yaşam türlerinin yaşama olasılığı var mı sorusuna cevap aranmış.

Dünya’ya Benzerlik Endeksi gezegenlerin büyüklüğü, yoğunluğu ve ana yıldızdan uzaklığı gibi verileri Dünya’nınkilerle karşılaştırıyor.

Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi ise yüzeyin buzla mı taşla mı kaplı olduğu, atmosferi ya da manyetik alanı olup olmadığı gibi başka faktörleri inceliyor. Ayrıca Ana yıldızdan gelen ışık ya da gelgit çekimi gibi organizmalara enerji verebilecek ne tür kaynaklar olduğuna da bakıyor.

Gelgit çekimi, bir diğer nesne ile yerçekimsel etkileşimlerin bir gezegen ya da uyduyu içten ısıtmasına verilen ad. Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi’nde dikkate alınan son faktör ise kimya: Organik bileşikler ve önemli kimyasal reaksiyonlar için gereken sıvı bazlı çözücüler var mı?

Satürnün uydusu Titan

DÜNYA’YA BENZERLİK ENDEKSİ
Dünya – 1,00
Gliese 581g – 0,89
Gliese 581d – 0,74
Gliese 581c – 0,70
Mars – 0,70
Merkür – 0,60
HD 69830d – 0,60
55 Cnc c – 0,56
Ay – 0,56
Gliese 581e – 0,53

GEZEGEN YAŞANABİLİRLİK ENDEKSİ
Titan – 0,64
Mars – 0,59
Europa – 0,49
Gliese 581g – 0,45
Gliese 581d – 0,43
Gliese 581c – 0,41
Jüpiter – 0,37
Satürn – 0,37
Venüs – 0,37
Enseladus – 0,35

GLIESE 581 FARKI
Her iki endekste de üç-dört gezegenle temsil edilen Gliese 581 sistemi, gökbilimciler tarafından yakından izleniyor. Sistem kızıl bir cüce yıldızın etrafında dönen dört (belki de beş) gezegenden oluşuyor.

İlk listede Gliese gezegenleri ve Mars, Merkür ile Ay’ın dışında bir de HD 69830d gezegeni yer alıyor. HD 69830d, Neptün büyüklüğündeki bir dış gezegen ve Pupa takım yıldızında yer alıyor. Ana yıldıza ideal uzaklık olarak görülen, yüzeyin ne çok soğuk ne de çok sıcak olduğu “goldilocks bölgesi”nde konumlanıyor.

Jüpiter'in uydusu Europa

İkinci listede ise başı Satürn’ün uydusu Titan çekiyor, onu Mars ile Jüpiter’in uydusu Europa izliyor. Europa’da çekim kuvvetinin yarattığı gelgit etkisiyle ısınan bir yeraltı su okyanusu olduğu sanılıyor.

1000’DEN FAZLA ADAY
Güneş Sistemi dışında yaşanabilir ortam arama çabaları son yıllarda hız kazandı. 2009’da uzaya fırlatılan NASA’nın Kepler uzay teleskobu bugüne dek binden fazla aday gezegen buldu.

Gelecek nesil teleskopların bir adım ileriye giderek, uzak yıldızlardan gelen ışıkta biyogöstergeler bulması, örneğin bitkilerin ürettiği klorofili belirleyebilmesi mümkün görülüyor.

Kaynak: ntvmsnbc, bbc

İçimizdeki Uzaylılar

Yeni bir ankete göre sanılandan çok daha fazla sayıda insan, uzaylıların Dünya’da bizimle birlikte yaşadığına inanıyor.

Çok uzun zamandır insanların merakını cezbetmeyi başaran uzaylılar sadece bilim kurgu hikayelerinin parçası değil. Tahmin ettiğinizden çok daha fazla insan uzayda bizim dışımızda akıllı canlılar olduğuna inanıyor. Hatta bazıları uzaylıların hiç de uzakta olmadıklarını, yanımızda yani Dünya’da yaşadıklarına inanıyor.

Araştırma firması Ipsos’un yaptığı ankete göre her 5 kişiden biri uzaylıların dünyada gizlenmiş veya şekil değiştirmiş olarak yaşadıklarına inanıyor. Erkeklerin kadınlara göre bu düşünceye daha çok inandıkları görülüyor. Araştırmaya göre ankete katılan erkeklerin yüzde %22’si uzaylıların Dünya’da olduklarını söylerken, kadınlar da bu oran yüzde 17.

Dünya’daki uzaylılar fikrine gençler daha yakın görünüyor. 35 yaş altı katılımcıların yüzde 25’i bu fikre inandığını belirtirken, 35 – 54 yaş arasındaki katılımcılarda oran yüzde 16’ya düşüyor. 55 yaş üzerindekilerin Dünya’daki uzaylılara inanların oranı ise sadece yüzde 11.

Ülkelere göre bakıldığında bu fikre en çok sahip çıkanlar Hintliler. Hintlerin yüzde 45’i uzaylıların aramızda olduğunu düşünüyor. Ardından yüzde 42 ile Çinliler, yüzde 29 ile Japonlar ve yüzde 25 ile Güney Koreliler yer alıyor. Avrupa’da İtalyanların yüzde 25’inin bu fikre yakın olduğu görülürken ABD’de ise oran yüzde 24.

Kaynak: ntvmsnbc

Dünya’ya Çok Benzeyen Gezegen

Yaşam koşulları açısından Dünya’ya çok benzeyen ve Güneş Sistemi’nden çok da uzak olmayan yeni bir gezegen keşfedildi.

Amerikalı astronomlar, ilk kez yaşam koşullarının oluşması açısından mükemmel koşullara sahip bir gezegenin keşfedildiğini açıkladı.

ABD Ulusal Bilim Kurumu, güneş sisteminin dışında keşfedilen ve Gliese 581g kod adı verilen gezegenin, yıldızına ne çok uzak ne de çok yakın olduğunu bildirdi. Bu nedenle yaşam koşullarının oluşması ve su için ne çok sıcak ne de çok soğuk olduğunu, bu yönüyle Dünya ile benzerlik gösterdiğini açıkladı.

California Üniversitesi’nden Steven Vogt, Dünya’ya çok benzeyen bir gezegeni bu denli çabuk bulabilmiş olmalarının, evrende bu tür çok sayıda gezegenin bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Kurumdan yapılan açıklamada, gezegenin Dünya’nın galaktik komşusu olduğunu, çevresinde döndüğü yıldızın, Dünya’ya 193 trilyon kilometre uzaklıkta olduğunu bildirdi. Gezegenin Dünya’ya birçok yıldızdan daha yakın mesafede bulunduğu belirtildi.

Gezegen, Dünya’nın kütlesinin üç katı büyüklükte bir kütleye sahip. Atmosferde ortalama sıcaklığın -31 ile -12 derece olduğu belirtildi.

Kaynak: ntvmsnbc

Uzayda Yaşam

Uzayda uygarlık arayanlara ipuçları

Uzayda başka bir yerlerde ‘akıllı yaşamın’ olup olmadığı, varsa bu yaşamın gelişmiş bir medeniyet düzeyinde olup olmayacağı yüzyıllardır astronom ve diğer bilimcilerin kafa yorduğu konulardan. Bunu açıklığa kavuşturma yolunda bugüne kadar yürütülen çalışmalar, özellikle Dünya istikametine gönderilmiş olabilecek radyo dalgalarının varlığını araştırmaya odaklandı hep. Ancak belki onların bizi arayıp bulmak gibi bir derdi olmayabilir. Hatta belki de başkalarının onları bulmasını bekliyor olabilirler. ABD Illinois’deki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuarı’ndan Richard Carrigan, uzayda yaşam arayışına ilişkin bazı temel ipuçlarını sıraladı. Uzaylı arayanların dikkatine…

Dünya’daki ışıklar, geceleyin yakın uzaydan görülebiliyor. Dolayısıyla başka bir gezegendeki medeniyet de kendi ışıklarını yayıyor olabilir. Ancak bunu tespit etmek çok zor. Çünkü, örneğin Dünya’daki tüm elektriğin kullanıldığı dev bir lamba bile yapsanız, onun ışığı Dünya’nın yüzeyine düşen hafif bir Güneş ışığının binlerde biri düzeyinde olacaktır. Dolayısıyla bu bilginin, başka gezegenlerden yayılan ışıklar için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin atmosferlerinde kimyasal kirletenler olup olmadığına bakılabilir. Örneğin kloroflorokarbon gibi yapay bileşikler, çok uzaktan tespit edilebilecek işaretler bırakıyor atmosferde. Şöyle ki, bu gazlar karakteristik dalga boyundai kızılötesi ışığı büyük ölçüde emiyorlar ve bu şekilde tespit edilebiliyorlar. Ancak bunun için bugün sahip olduklarımızdan çok daha gelişmiş ve hassas kızılötesi teleskoplar gerekiyor.

Nükleer atıkları bir yıldıza gönderip yoketmek, orada oluşacak nükleer fisyon sonucunda çok büyük miktarlarda teknetium ve neodimium gibi nadir elementlerin ortaya çıkması demek. Bu denli büyük miktarlardaki elementler, yıldızın ışığında tespit edilebilir. Ancak bu miktarın, örneğin teknetium için, 100 bin tondan fazla olması gerekiyor. Bugüne kadar Dünya’daki tüm nükleer reaktörlerde ortaya çıkan teknetiumun 100 ton civarında olduğunu belirtelim.

Uzaydaki başka bir medeniyet teknolojik açıdan o denli gelişmiş olabilir ki, güneş enerjisinden yararlanmak için Dyson küresi gibi sistemler kullanıyordur. Bu teorik ‘koza’ sistemi, yıldızın etrafını sarıyor ve yayılan ışığı yönetiyor. Böyle bir durumda elbette yıldızdan dışarıya yayılan ışıkta azalma olacaktır ama Dyson küresi de bu sırada sürekli ısınacağı için Dünya’dan görülebilecek derecede yoğun kızılötesi ışın üretebilir. Bugüne kadar uzayda tespit edilen bazı ‘kozamsı’ olumuşlar, Dyson küresini akla getirdiyse de, genellikle yıldızı saran hidrojen gazı bulutu, toz bulutu ve hatta asteroid katmanı olarak yorumlandı.

Sadece bir yıldızı değil pek çok yıldızı kapsayan bir Dyson sistemi kurulmuş olabilir. Bu teorik yapı, galaksideki pek çok yıldızın ışıklarını azaltacağı için Fermi baloncuğu olarak adlandırılan bir ‘karanlık alan’ oluşturabilir. Bunlar da tabi ki daha fazla ısı yayacak ve kızılötesi ışıkta görülebilecek. Ancak bir karanlık alanın Fermi baloncuğu olup olmadığını anlamak çok zor. Özellikle spiral galaksilerde bu tür karanlık bölgeler ve toz bulutları bolca bulunuyor. Daha simetrik, eliptik galaksiler araştırma açısından daha uygun.

Çok gelişmiş bir uygarlık, enerjisi azalmakta olan kendi yıldızını modifiye edip yok olmaktan kurtulabilir. Malum, yıldızlar yaşlandıkça çekirdeklerindeki hidrojen de azalır ve yaydığı ısı ve ışık düşer. Bu da çevresindeki gezegenlerde yaşayan canlıların hayatını sonlandırabilir. Eğer bu medeniyetlerden biri son derece güçlü ve ileriyse, farklı yollarla yıldızın ömrünü uzatabilir. Örneğin yıldızın dış çeperindeki hidrojenle çekirdeğindekini karıştırabilir, bazı elemenentleri yıldızdan ayırabilir ya da merkezdeki basncı değiştirmek için yıldızın dönüş hızını bile ayarlayabilir. Ve elbette tüm bunlar yıldızın uzaktan izlenen davranışlarında değişikliğe yol açar.

Kaynak: ntvmsnbc