Uzayda Başıboş Dolaşan Gezegen

Kanada-Fransa-Hawaii Teleskopu ile birlikte ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unu kullanan gök bilimciler uzayda büyük olasılıkla yıldızı olmadan dolaşan bir gezegen buldu.

Keşif, şimdiye kadarki en heyecan verici serbest dolaşan gezegen adayı olmasının yanı sıra, 100 ışık yılı uzaklığıyl bu tür nesneler arasında Güneş Sistemi’ne en yakın örneklerden birisi olarak kabul ediliyor.

Başıboş dünyalar, gezegen ve yıldızların oluşumuna ışık tutabilir. Gök bilimciler, görece yakın olması ve çevresinde çok parlak bir yıldızın yokluğu nedeniyle yeni keşfedilen gezegenin atmosferini detaylı bir şekilde inceleme fırsatı buldu. Ayrıca bu nesne gökbilimcilere gelecekte Güneş dışındaki yıldızların etrafında bulunan ötegezegenleri görüntülemeyi hedefleyen aygıtlar hakkında bir öngörü imkânı verdi.

Serbestçe dolaşan gezegenler, herhangi bir yıldıza bağlı olmadan uzayda dolaşan gezegen kütlesindeki cisimlerdir. Bu tür nesnelerin olası örnekleri daha önceden de bulunmuştu, ancak yaşları bilinmeden bunların gökbilimciler tarafından gerçekten gezegen mi yoksa yıldız olacak kadar madde biriktiremeyen bir kahverengi cüce mi olduklarını öğrenmek mümkün değil.

Gök bilimciler buna rağmen yakın bir genç yıldız topluluğu olan Hareketli AB Doradus Grubu’na ait olduğu görülen CFBDSIR2149 adı verilen bir nesne keşfettiler. Bu yeni gök cisminin özelliklerini test etmek için Kanada-Fransa-Havaii Teleskopu ile gerçekleştirilen gözlemler ESO’nun Çok Büyük Teleskop’unun gücüyle birleştirildi.

Daha büyük hali için tıklayın

ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK
Hareketli AB Doradus Grubu bu tür gruplar arasında Güneş Sistemi’ne en yakın olanı. Buradaki yıldızlar uzay boyunca sürüklenmekte olup yaklaşık olarak aynı zamanda oluştukları düşünülmekte. Eğer yeni keşfedilen nesne bu hareketli grupla ilişkili ise (ki bu durumda genç bir nesnedir) sıcaklığı, kütlesi ve atmosferi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek mümkün olacak. Hareket halindeki grupla bağlantılı olması küçük bir olasılık olarak hala göz önüne alınmakta.

Yeni bulunan nesne ile hareket halindeki grup arasındaki bağlantı yaşının bulunabilmesi adına gök bilimciler için hayati öneme sahip. Hareket grubunda tanımlanmış ilk yalıtılmış gezegen kütlesine sahip olan gök cismi, bu grupla ilişkilendirilmesi sayesinde şimdiye kadar tanımlanmış en ilginç serbestçe sürüklenen gezegen adayı.

Yeni araştırmanın baş yazarı Philippe Delorme (Grenoble Gezegenbilim ve Astrofizik Enstitüsü, CNRS/Joseph Fourier Üniversitesi, Fransa) “Yıldızların etrafındaki gezegenleri aramak, uzakta, güçlü bir araba farından bir santimetre uzaklıkta bulunan bir ateşböceğine bakmaya benziyor… Görece yakınımızdaki serbestçe sürüklenen bu nesne, arabanın göz kamaştırıcı ışıklarının her şeyi karıştıran ışığı olmadan ateşböceğini detaylıca görebilme fırsatı sundu” dedi.

UZAYDA BAŞIBOŞ SÜRÜKLENİYOR
CFBDSIR2149 gibi serbestçe sürüklenen nesnelerin ya kendi sistemlerinden atılmış normal gezegenlerden ya da küçük yıldızlar veya kahverengi cücelerden oluştuğu düşünülmekte. Yıldızları olmayan gezegenler ile en büyük kütleli yıldızlar ve en küçük kahverengi cücelere uzanan bir aralığı kapsayan bu cisimler, her iki durumda da gök bilimcilerin merakını uyandırıyor.

“Bu nesneler, gezegenlerin, gezegen sistemlerinden uzaya nasıl atılabildiğini ya da oldukça hafif nesnelerin yıldız oluşum sürecinde nasıl ortaya çıktığını anlamamıza yardım etmeleri açısından önemli” diyen Philippe Delorme, “Bu küçük nesne kendi sisteminden atılan bir gezegense uzay boşluğunda sürüklenen başıboş dünyaların çarpıcı görüntüsünü hatırlatıyor” yorumunu yaptı.

Bu dünyalar yaygın olabilir – belki de normal yıldızların sayısı kadar. Eğer CFBDSIR2149, Hareketli AB Doradus Grubu’na bağlı değilse, doğası ve özelliklerinden emin olmak zor ve gerçekte küçük kahverengi cüce olarak da karakterize edilebilir. Her iki senaryo da gezegenlerin ve yıldızların nasıl oluştuğu ve davrandığı üzerine önemli sorular ortaya koymaktadır.

“Daha sonraki çalışmalar CFBDSIR2149’un serbestçe sürüklenen bir gezegen olduğunu doğrulayabilir” diye sonladırıyor sözlerini Philippe Delorme. “Bu nesne, gelecekte VLT üzerine takılacak SPHERE ve benzeri, özel, yüksek-kontrasta sahip görüntüleme sistemleri tarafından keşfedilecek benzer ötegezegenlerin fiziğini anlamamız için bir kriter olarak kullanılabilir.”

Kaynak: eso.org/public/turkey

Alpha Centauri’de gezegen bulundu

Gök bilimciler, Güneş’e en yakın yıldız olan Alpha Centauri B’nin yörüngesinde, Dünya büyüklüğünde bir gezegen keşfetti. 450 günde yapılan heyecan verici keşfe rağmen, yıldızın yörüngesindeki gezegenin yaşama elverişli olma olasılığı çok düşük. Yine de, bilim kurgunun ilham aldığı yıldız sisteminde başka gezegenler olabileceği ifade edildi.

Birbirinin yörüngesinde hareket eden üç yıldızdan oluşan Alpha Centauri yıldız sistemi, Güneş Sistemi’nden sadece 4.4 ışık yılı uzaklıkta. Sistemde yer alan Alpha Centauri B, Güneş’e en yakın olan yıldız olma özelliğine sahip. Yıldızın yörüngesinde keşfedilen ve Alpha Cantauri Bb adı verilen  gezegen, neredeyse Dünya ile aynı kütlede. Ancak yıldızın etrafında izlediği yörünge, Dünya’nın Güneş’in yörüngesine oranla 25 kat daha küçük. Yıldızına son derece yakın olan Bb, bir yılı da sadece 3.2 günde tamamlıyor.

Yıldızına yaklaşık 5.8 milyon kilometre olan yakınlığı nedeniyle, Bb’nin yüzeyindeki sıcaklığın yaklaşık 1200 Santigrat derece olduğu tahmin ediliyor. Erimiş lavla kaplı olduğu düşünülen gezegende, bu nedenle yaşama olanak verecek şartların bulunma olasılığı oldukça düşük.

“BAŞKA GEZEGENLER DE OLABİLİR”
Gök bilimciler, lav gezegende yaşam olasılığı çok düşük olsa da, Alpha Centauri yıldızlarında başka gezegenlerin olabileceğini düşünüyor.

Nature dergisinde bugün yayımlanan araştırmada yer alan İsviçre’nin Cenevre Üniversitesi’nden Stephane Udry, “En yakın komşumuzda bir gezegen keşfetmiş olmak, diğerlerinin de orada bulunuyor olabileceğine işaret eden büyük bir gelişme” ifadesini kullandı.

Alpha Centauri, Alpha Centauri A ve B yıldızlarıyla, bu iki yıldıza daha uzak bir mesafede bulunan Proxima Centauri adlı kırmızı cüceden oluşuyor. Centaurus takımyıldızını en parlak yıldızı olan Alpha Centauri A, aynı zamanda gökte Sirius’un ve Canopus’un ardından en parlak üçüncü yıldız.

450 GÜNDE KEŞFEDİLDİ
Alpha Centauri sistemi, Güneş Sistemi’ne olan yakınlığından dolayı tarih boyunca bilim insanları tarafından yaşama olanak verebilecek yer olarak kabul edildi. Bu düşünce, bilim kurgu dünyasına da fazlasıyla yansıdı.

Transformers serisindeki robot ırkın evi olan Cybertron ile Avatar filminde konu edilen mavi devler Na’vi ırkının evi Pandora, Alpha Centauri’de yer alıyor. Bugüne kadar Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin araştırıldığı kozmik adreslerden biri olsa da, yeni keşfedilen gezegenin küçüklüğü ve yıldızına yaptığı etkinin zayıflığı, keşfedilmesini mümkün kılmadı.

Alpha Centauri yıldız sistemi
Alpha Centauri yıldız sistemi

En son analizlerde Alpha Centauri sistemini çok dikkatli bir şekilde inceleyen gök bilimciler, Dünya büyüklüğündeki gezegenin çekim gücüyle yıldızını saatte yaklaşık 1.5 km hızla titrettiğini tespit etti. İnsanların yürüme hızından bile yavaş olan bu etkinin tespit edilmesinin ardından, 450 gün boyunca Alpha Centauri B’nin üzerindeki güneş lekeleriyle, Bb’nin yörüngesinde oluşturduğu izlerin kesin olarak birbirlerinden ayırt edilmesi için çalışıldı.

Cenevre Gözlemevi’nde ve Portekiz’in Porto Üniversitesi’nde çalışmalar yürüten Xavier Dumusque’nin başını çektiği ekip, gözlemevinde bulunan ve ‘gezegen avcısı’ olarak bilinen HARPS spektrometresiyle alpha Centauri Bb’yi bir yılı aşkın gözlemlerin sonunda tespit etmeyi başardı.

Çalışmada yer almayan ABD’nin California Üniversitesi’nden Greg Laughlin, “Bu gezegenin keşfine adadıkları çaba, eşi benzeri fazla görülmeyen türden” ifadesini kullandı.

BİR GÜN ORAYA GİDECEK MİYİZ?
Laughlin, “Alpha Centauri B bize çok yakın… Bu bilim insanlarını heyecanlandırıyor” dedi. Günümüz teknolojisinin sunduğu roketlerle, yıldıza ulaşmak 40 bin yıl alacak. Ancak itiş gücünde yapılacak atılımlar, bir gün Alpha Centauri yıldız sistemine gitmeyi bir hayal olmaktan çıkarabilir.

Güneş’e benzeyen Alpha Centauri A ve B yıldızlarından A, Güneş’ten biraz daha büyük ve parlak. B ise Güneş’ten biraz daha küçük ve yarısı kadar parlak.

Kaynak: ntvmsnbc

UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI

NASA 1979 yılında D.D zeki yaşamı araştırmak amacıyla SETİ projesini başlattı. Uzaya radyo sinyalleri göndermek ve sayısız gezegenlerden gelme ihtimalini düşündüğümüz sinyalleri alarak çözme yoluna gitme, Dünya Dışı uygarlıkları tanıma yolunda atılmış olumlu bir adımdır. Okumaya devam et UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI