23 Dünyalı ve 1 uzaylı sitede
Uzay Forum
Uzaylılar Facebook'ta!

UZAYIN YAPISI

Mar 03 2009

Big bang ya da Büyük patlama, evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce çok yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan bilimsel teori. Galaksiler nebulözler ve yıldızlararası plazmanın bu şekilde meydana geldiğini savunur. Bu ilk infilaktan bu yana çok daha küçük patlamalar halen devam etmekte (süpernovalar) ve evren, genişleyip büyümeye devam etmektedir.

Gerçekten de dünyamızdaki gözlem evlerinden izlenen uzak galaksilerin ışığındaki kırmızıya kayış, bunun ispatı olarak kabul edilmektedir.

Büyük patlamadan gelen radyasyon, ilk defa 1964′te tespit edilmiştir. New Jersey’deki Bell Laboratuvarlarından Arno Penzias ve Robert Wilson, Samanyolunun dış kısımlarından gelen belirsiz radyo dalgalarını ölçmeye çalışıyorlardı. Fakat bunun yerine gökyüzünün her tarafından gelen bir radyasyon buldular. Bu ışınımın bütün yönlerdeki parlaklığı aynı idi ve yaklaşık 3° Kelvin sıcaklığında bir ortamdan geldiği anlaşılıyordu. Daha sonra Penzias ve Wilson, bu buluşları için bir Nobel ödülü kazandılar.

Bigbang teorisine ilişkin şekil

Bigbang teorisine ilişkin şekil

Bu kozmik fon radyasyonunun, büyük patlamadan hemen sonra kainatı dolduran sıcak gazdan geldiği tahmin edilmektedir. Astronomlar, 1920′lerden beri kainatın genişlediğini biliyorlardı. Bu genişlemenin hızı da, 15 milyar yıl kadar önce bütün maddenin tek bir anda aynı noktada bulunması gerektiğini gösteriyor. İşte tam bu ilk zamana büyük patlama deniyor. O zamandan beri de kainat sürekli olarak genişlemektedir.

Büyük patlamadan sonra kainat radyasyondan yayılan çok sıcak gazla dolmuştur. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti: Önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. Büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °K’ye düşünce bu parçacıklar birleştiler ve atomlar oluştu.

Bu durum, kainata büyük bir değişiklik getirdi. O zamana kadar elektrik yüklü parçacıklar radyasyonu çok kolay emerlerdi. Radyasyon çok uzağa gidemediğinden, gaz da şeffaf değildi. Fakat nötr atomlar radyasyonu iyi ememediler. Bu durumda hareketine bir engel kalmadığından, radyasyon uzayda yayıldı.

Uzay genişledikçe radyasyonun dalga boyu uzadığı için, daha soğuk bir cisimden geliyormuş kanaatini vermeye başladı. Bizim radyasyonu ölçebildiğimiz şimdiki zamana kadar radyasyon, mutlak sıfırın ancak birkaç derece üstündeki sıcaklıklara kadar soğudu.

Penzias ve Wilson tarafından bulunan kozmik fon radyasyonu, bu düşünceye mükemmel olarak uymaktadır. Hem sıcaklık doğru derecedeydi hem de radyasyon bütün gökyüzünde aynı sıcaklıktaydı; çünkü bütün yönler büyük patlamaya doğru gidiyordu.

Fakat bu keşif ortaya çözülmesi gereken bir de bilmece çıkardı. Fon radyasyonu, büyük patlamadan 300.000 yıl sonra gazın son derece homojen olduğunu göstermektedir. Gazın içinde büyük topaklar ve delikler olsaydı, bunlar radyasyonun gökyüzündeki dağılımında sıcak ve soğuk bölgeler olarak gözükecekti. Öte yandan bugün çok topaklıdır. Kümeler, ince uzun gruplar halinde toplanan galaksiler ve bunların aralarında boşluklar vardı. Bu büyük yapıların orijinal gazın içindeki topaklardan çıkmış olması gerekmektedir. Tıpkı sütün topaklanarak peynire dönüşmesi gibi.

Kozmoloji ile uğraşan bilim adamları, fon radyasyonu iyi incelenirse, bunun sıcaklığında bazı sapmalar bulacaklarına inanıyorlar. Astronomlar, kozmik fon radyasyonunun sıcaklığını 1960′lardan beri giderek artan bir dikkatle ölçmektedirler. Birkaç yanılmanın dışında, yalnızca ortalama sıcaklıktan sapmalara sınırlamalar koyabilmişlerdir. Yerden yapılan son deneyler, bunların da bir Kelvin’in 30 milyonda birinden fazla olamayacağını gösteriyor. Yerden gözlem yapan astronomlar, kozmik fon radyasyonunu incelediklerinde iki hususla karşılaşmaktadır: Birkaç santimetre daha uzun dalga boylarında gözlem yaptıkları zaman bizim galaksimiz Samanyolu’ndan gelen radyasyon, zayıf fon radyasyonundan baskın çıkıyor. Bizimi galaksimizdeki parlak ve karanlık kısımlar, fon radyasyonundaki herhangi bir sapmayı kolaylıkla maskeliyorlar.

Kozmik mikrodalga fon radyasyonu

Kozmik mikrodalga fon radyasyonu

Daha kısa dalgaboylarında ise Samanyolu daha zayıftır; fakat bu dalga boylarındaki radyasyon, Dünyanın atmosferindeki su buharı tarafından emilmektedir. Dünyanın her yerinde, çeşitli gruplar, yüksek dağlar, Antarktika ve yüksekte uçan balonlar gibi havanın kuru olduğu yerlerden gözlem yaparak bu problemi çözmeye çalışmışlardır.

Buna en iyi çözüm, bir uydudaki kısa dalga boylu bir radyo alıcısıdır. 1970′lerin ortalarında, bu gözlemcilerin çoğu, NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezindeki bilim adamlarıyla işbirliği yaparak Kozmik Fon Keşif Uydusu COBE’nin tasarımına katkıda bulundular.

18 Kasım 1989′da COBE, yörüngesine mükemmel bir şekilde oturtuldu. COBE’nin taşıdığı üç araçtan iki tanesi gökyüzünü uzun kızılötesi dalgaboylarında gözlemledi. Araçlar, uzaydan gelen zayıf sinyallerin uzay aracının kendi sıcaklığından etkilenmemesi için sıvı helyumla soğutulmaktaydı. Bu araçlar görevlerini seferin dokuzuncu ayında sıvı helyumun bittiği sırada tamamladılar. Araçlardan biri fonun ortalama sıcaklığını görülmemiş bir hassasiyetle ölçerek 2.735 °K değerini buldu. Diğeri de ilk defa olarak, uzun kızılötesi dalgaboylarında uzayın haritasını çıkardı.

Üçüncü ölçüm aleti fon radyasyonunun parlaklığındaki sapmaları aramak için tasarlanmıştı. Altı diferansiyel mikrodalga radyometreden oluşan bu düzenek gözlemlerine devam ediyor; çünkü bunların soğutulması gerekmiyor. Bunlarla gökyüzü şimdiye kadar iki kere tarandı ve üçüncü taramaya devam edilmektedir. Radyometreler gökyüzünü 3.5, 5.7 ve 9.5 milimetre olmak üzere üç kısa radyo dalga boyunda gözlemlemektedir.

Halen, dünyanın çeşitli yerlerinde aynı derecede hassas aletlere sahip ekipler COBE’nin görebileceğinden daha küçük, bir açı dakikası sapmalar bulmak için gözlem yapmaktadır.

57426 dünyalı bu yazıyı okudu Paylaş

DarkOrbit Uzay Oyunu Oyna
Yorumlar

Yorumlarınızda lütfen Türkçe dil bilgisine önem verin.

Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz yorumları lütfen bize bildirin. Yorumun yazıldığı yazının başlığını ve ilgili yorumun numarasını belirtmeyi unutmayın. Sol taraftaki "İletişim" butonuna tıklayarak mesajınızı gönderebilirsiniz.

Konuyla alakası bulunmayan, dini içerikli yorumları sitemizde yeri olmadığını düşünerek yayınlamıyoruz. Lütfen yorumlarınızda buna dikkat edin.

“UZAYIN YAPISI” icin 114 yorum

Sayfalar: 12 11 10 9 8 7 6 5 4 3 21 » Hepsini Göster

  1. 114
    yunus kama:

    EVREN DÜZENSİZ GÖRÜNÜMÜNDEKİ DÜZENDİR

  2. 113
    nilay:

    arkadaşlar merak ettiğim bi soru var. kaynak bulmadım. daha dogrusu nerede aramam gerektiğini bulamadım. şimdi evren büyük bir patlama sonucu oluştu. bir olayın olması için madde ve ortama ihtiyaç vardır. bu patlama sırasında maddeler uzaya dağıldı yıldızlar, gezegenler vs olustu.Büyük bir patlamadan söz ediyoruz. sonsuz büyüklükte bi ortam olmalı. peki bu ortam neredn geldi, var mıydı,nasıl olustu?

  3. 112
    ali:

    uzayın sonsuz olmadığına inanıyorum, big bang’e inanıyorum, genişlediğine inanıyorum, bu evrenin sadece dünya canlıları için yaratılmadığına inanıyorum, dünyanın yaklaşık 3 milyar yaşı kaldığına inanıyorum, paralel evrenlere inanıyorum. İnanamadığım tek şey şu ışık hızı, sadece ışığa ait gibi, bu hıza ulaşmadan evreni nasıl tanıyacağız onu anlamıyorum.

  4. 111
    ömer:

    bence inanılmaz birşey

  5. 110
    Dubylon:

    Bir şey hakkında yorum yapabilmek için ilk önce yapısını bilmemiz gerekir burda da işin içine elementler dahil oluyor,çünkü aklınıza gelebilecek herşey buna uzay ve ilerisi de dahil elementlerden oluşuyor ve bizim bilmediğimiz binlercesi var,bilmediklerimize ulaşmak için bildiklerimiz hakkında bilgi sahibi olmamız etki ve tepki olaylarını gözlemlememiz gerekir.Buradaki paylaşımlara elementler hakkında bilgiler eklenmesi ilgilenenler için yararlı olabilir beyin de farklı kapılar açılabilir(beyin de elementlerden oluşuyor,üstelik var edebilme yeteneği olan bir organ).İnsanlar uzaylı var mı yok diye hep tartışır ilk önce kendimizi ve bulunduğumuz ortamı tanımamız gerekir.Ben hayatım boyunca doğduğu gibi yürüyen bir bebek yada uçan bir kuş görmedim.Zaman,araştırma ve gözlem gerekir..

  6. 109
    elif:

    Uzay gerçekten çok gizemli. Bence uzayı tamamiyle keşfetmek pek mümkün olmayacaktır.Şuan uzayın bir kısmını biliyoruz.

  7. 108
    Ersel:

    Büyük patlama oluştuktan sonra maddelere kütle kazandırdığı söylenen higgs bozonu, patlama oluşmadan önce o küçük noktaya ağırlık kazandırdıgı söz konusumudur sizce yoksa saten o küçük nokta higgs bozonun içindemiydi .Birde Işık neden kütle kazanmamış olabilir.Fikri olanlar sorularıma cevapları verebilecek veya fikirleri olan yanlışım varsada düzeltebilecek birileri varsa sevinirim… Teşekkürler.

  8. 107
    fatih:

    kübra: 08 Mayıs, 2010 | 17:38 teori bana göre biraz saçma biraz anlamlı gelio bazı teorileri çok saçma örn’evrenin genişlediğini nerden bilionuz sanki gezdiniz sınırlar bilinmio ki

    Kübra hanım evren genişliyor nasıl biliyorlar diyorsan bir balon düşün içine iki tane küçük parça koy balonu şişir büyüt ikisi birbirinden uzaklaşır evrende öyle birşey işte tüm yıldızlar sürekli birbirinden uzaklaşıyor buda evrenin genişlediğinin ıspatı mantıklımı bence çok mantıklı saygılar

  9. 106
    RAPUNZEL:

    AYRICA UZAY YAPISI ÖYLE GERÇEK EŞYA YAPISI GİBİ DEĞİLDİR.BİR DE AŞAĞIDAKİ ZEYNEP VE ZAFERİ YAZILARI İÇİN TEBRİK EDİYORUM.RAPUNZEL…

  10. 105
    RAPUNZEL:

    YAA UZAY YAPISI DA KARMAKARIŞIK.HER ŞEY KARMAKARIŞIK.

Sayfalar: 12 11 10 9 8 7 6 5 4 3 21 » Hepsini Göster

Yorumunuzu Belirtin

Bunlarada Baktınız mı?